ADRESE TESLİM PROFESÖRLÜK UNAVI VE KADRO!

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde 230 akademik kadro ilanı tartışma yarattı: “Şartlar belirli isimlere göre hazırlanmış”

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin 226 profesör ve dört doçent olmak üzere toplam 230 akademik kadro için yayımladığı ilanlar, akademik atamalarda liyakat tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Hastanemi Açın Platformu Sözcüsü Dr. Bayazıt İlhan, ilanlarda yer alan özel koşulların belirli kişileri işaret ettiğini savunarak üniversite yönetimine yönelik eleştirilerde bulundu.

Tek seferde 226 profesörlük kadrosu

Resmî Gazete’de yayımlanan ilanla Sağlık Bilimleri Üniversitesi bünyesinde 230 akademik kadro için başvuru süreci başlatıldı. Kadroların 226’sının profesör, dördünün ise doçent pozisyonu için açılması dikkat çekti.

İlan sayısını Türkiye’nin köklü tıp fakültelerindeki profesör sayılarıyla karşılaştıran Dr. Bayazıt İlhan, bu ölçekte bir alımın olağan dışı olduğunu ileri sürdü. İlhan, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde 247, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde 257, Hacettepe Tıp Fakültesi’nde 302 ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 299 profesör bulunduğunu belirterek, üniversitenin tek seferde ilan ettiği kadro sayısını eleştirdi.

İlanlardaki özel koşullar eleştirilerin odağında

Dr. İlhan, profesörlük ve doçentlik kadroları için belirlenen başvuru kriterlerinin belirli adayların özelliklerine göre düzenlendiğini iddia etti. İlanlardaki akademik çalışma şartlarının, diğer adayların başvuru imkânını sınırlandırabilecek nitelikte olduğunu savunan İlhan, bazı koşulların doğrudan belirli kişilerin yayınlarıyla örtüştüğünü öne sürdü.

İlhan, eleştirilerine örnek olarak bir şehir hastanesindeki ortopedi profesörlüğü için “posttravmatik kas atrofisi üzerine manyetik alan uygulamasının etkisi” konusunda çalışma yapmış olma şartını gösterdi. Kulak burun boğaz alanındaki bir kadroda ise parotis lezyonlarının klinikopatolojik analizine ilişkin çalışma koşulunun aranmasını sorguladı.

Bu tür kriterlerin ilgili uzmanlık alanlarında görev yapan akademisyenler açısından incelenmesi gerektiğini belirten İlhan, söz konusu şartların genel akademik yeterlilik ölçütlerinden ziyade belirli adayları öne çıkarabilecek biçimde hazırlandığını iddia etti.

“Akademide itiraz kültürü zayıflıyor”

Akademik atamalardaki uygulamaların üniversitelerdeki eleştirel düşünceyi olumsuz etkilediğini savunan İlhan, akademisyenlerin geçmişte kişiye özel kadro ilanlarına karşı daha fazla tepki gösterdiğini, bugün ise kurumların sessiz kaldığını ifade etti.

İlhan, açıklamasında akademik sistemde itaatkâr ve eleştiri getirmeyen bir anlayışın teşvik edildiğini ileri sürerek, üniversitelerdeki kurumsal bozulmanın toplumun farklı alanlarına da yansıyabileceğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına yönelik tutumlar, hukuk fakültelerinin sessizliği ve çevre sorunları karşısındaki tepkisizlik gibi konulara da değinen İlhan, akademik ve kurumsal sorunların yalnızca krizlerin ardından verilen tepkilerle çözülemeyeceğini dile getirdi.

Not: Kadro ilanlarının kişiye özel hazırlandığı yönündeki değerlendirmeler Dr. Bayazıt İlhan’ın iddialarıdır. İlan koşullarının belirli adayları hedeflediğine ilişkin bağımsız doğrulama veya kesinleşmiş bir yargı kararı bu metinde yer almamaktadır.