AKARYAKIT’A 10 TL’YE YAKIN ZAM! FON VURGUNUNUN TELAFİSİ İÇİN BU DAHA BAŞLANGIÇ!
Her ne kadar gerçek boyutları ve işin suç failler listesi açıklanmamış olsa da vurgunun en az 350 milyar dolar ile 500 milyar dolar olduğu gerçeği mutlaka ortaya çıkacaktır.
Bu, Türkiye’nin 50 yıllık iç ve dış borç toplamının 5 ay gibi bir sürede iç edilmesidir ki Türkiye’nin en az 50 yıl geriye gitmesi demektir. Borçlanmadan yana fert başına düşen borç cümlesi artık, torunlarımızın torunlarına kalan borç diye yenilenmesini mecbur kılacak bir büyüklük!
Türkiye, bir yandan akaryakıt fiyatlarındaki yeni zam dalgasına hazırlanırken diğer yandan kamuoyunun yanıt beklediği devasa fon iddiaları henüz bütün boyutlarıyla açıklığa kavuşmuş değil. Benzine, motorine ve LPG'ye yönelik artış beklentileri, vatandaşın zaten ağırlaşan geçim mücadelesine yeni bir yük getirecek.
Burada asıl sorgulanması gereken yalnızca pompaya yansıyacak zam miktarı değil. Asıl mesele, ekonomik yükün neden sürekli vatandaşın omuzlarına bırakıldığı, ülkenin kaynaklarıyla ilgili büyük iddiaların neden bütün açıklığıyla aydınlatılmadığı ve kamuoyunun hesap sorabileceği şeffaf bir sürecin neden işletilmediğidir.
Fonlarla ilgili iddiaların gerçek boyutu, varsa kamu zararının miktarı, sorumluların kimler olduğu ve paranın hangi kanallardan aktarıldığı bütün yönleriyle ortaya çıkarılmadan, toplumun zihnindeki soru işaretlerinin giderilmesi mümkün değil. Üstelik böylesine büyük rakamların konuşulduğu bir süreçte, iddiaların üzerinin örtülmesi ya da yalnızca siyasi açıklamalarla geçiştirilmesi kabul edilemez.
Bir tarafta milyarlarca dolarlık fon iddiaları, diğer tarafta deposunu doldurmakta zorlanan milyonlarca insan…
İşte Türkiye'nin bugün karşı karşıya olduğu çelişki budur.
BENZİNE 4,15 TL, MOTORİNE 3,60 TL ZAM BEKLENTİSİ
Akaryakıt fiyatlarında kasım ayının ilk günlerinde yeni artışlar bekleniyor. Daha önce kararlaştırılan kademeli Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) düzenlemesinin yeni aşaması kapsamında benzinin litresine yaklaşık 4 lira 15 kuruş, motorinin litresine ise 3 lira 60 kuruş zam yapılması öngörülüyor.
Yeni vergi tutarlarının 1 Kasım Pazar günü yürürlüğe girmesi beklenirken, zamların pompa fiyatlarına hangi saatte yansıtılacağı dağıtım şirketlerinin fiyat güncellemeleriyle netleşecek.
Benzin ve motorindeki bu artış, yalnızca araç sahiplerini ilgilendiren bir gelişme değil. Akaryakıt, üretimden nakliyeye, tarımdan ticarete, şehir içi ulaşımdan lojistiğe kadar ekonominin hemen her alanında maliyetleri belirleyen temel girdilerden biri.
Dolayısıyla pompaya gelen her zam, zaman içinde pek çok ürün ve hizmetin fiyatına da yansıyor. Vatandaşın cebinden çıkan para yalnızca akaryakıt istasyonunda artmıyor; markette, pazarda, ulaşımda ve günlük hayatın hemen her alanında karşısına çıkıyor.
OTOGAZDA 9 LİRALIK REKOR ARTIŞ GÜNDEMDE
Akaryakıt piyasasında en dikkat çekici beklentilerden biri de LPG otogaz fiyatlarında yaşanabilecek 9 liralık artış.
Sektörden aktarılan bilgilere göre, 3 Kasım Salı günü saat 00.01'den itibaren geçerli olmak üzere LPG'nin litre fiyatına 9 lira zam yapılması gündemde. Ancak bu artışa ilişkin henüz resmî bir fiyat duyurusu bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu rakamın kesinleşmiş zam olarak değil, piyasa beklentisi olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Beklentinin gerçekleşmesi hâlinde otogaz fiyatları birçok şehirde 50 lira seviyesini aşabilecek.
Bu gelişme, özellikle LPG'li araç kullanan ve akaryakıt giderlerini azaltabilmek için bu yakıt türünü tercih eden vatandaşlar açısından yeni bir maliyet baskısı anlamına gelecek.
MOTORİN 100 LİRAYI, OTOGAZ 50 LİRAYI AŞABİLİR
Beklenen artışların pompa fiyatlarına yansıması hâlinde motorinde litre fiyatının 100 liranın üzerine çıkması, LPG'de ise 50 lira sınırının aşılması gündeme gelecek.
30 Ekim itibarıyla İstanbul'da yaklaşık 96,60 lira seviyesinde bulunan motorinin litre fiyatının, 3,60 liralık artışla 100 lira eşiğini geçmesi bekleniyor. Yaklaşık 76,20 liradan satılan benzinin litre fiyatının da 80 lirayı aşabileceği hesaplanıyor.
LPG otogazda 9 liralık artışın gerçekleşmesi durumunda ise İstanbul'da litre fiyatının yaklaşık 50 lira seviyesine yükselmesi öngörülüyor.
Böylece akaryakıt, milyonlarca insan için yalnızca ulaşım gideri olmaktan çıkıp günlük yaşamın sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen ağır bir harcama kalemine dönüşüyor.
BİR DEPO YAKITIN MALİYETİ NE KADAR ARTACAK?
Beklenen zamların vatandaşın bütçesine etkisi de oldukça yüksek.
Benzine yapılması öngörülen 4,15 liralık artış, 50 litrelik bir deponun dolum maliyetini 207 lira 50 kuruş artıracak.
Motorindeki 3,60 liralık zam, 50 litrelik bir depo için 180 liralık ek maliyet anlamına geliyor.
LPG'de gündeme gelen 9 liralık artışın gerçekleşmesi hâlinde ise 40 litrelik bir deponun dolum maliyeti 360 lira, 50 litrelik bir deponun maliyeti 450 lira yükselecek.
Bunlar yalnızca bir defalık depo dolumuna ilişkin hesaplamalar. Aracını her hafta doldurmak zorunda olan, işi gereği sürekli yollarda bulunan ya da ticari taşımacılık yapan vatandaşlar açısından yıllık maliyet çok daha büyük boyutlara ulaşacak.
ZAMLARIN GEREKÇESİ KADEMELİ ÖTV ARTIŞI
Benzin ve motorindeki zam beklentisinin temelinde, daha önce kararlaştırılan kademeli ÖTV düzenlemesi bulunuyor.
Ekim ayında benzinin litresinden alınan 7,90 liralık maktu ÖTV tutarının 1 Kasım itibarıyla 11,36 liraya yükselmesi öngörülüyor. Motorinde ise litre başına 6 lira olan ÖTV'nin 9 liraya çıkarılması bekleniyor.
Bu vergi artışlarına yüzde 20 KDV'nin de eklenmesiyle pompa fiyatlarına benzinde yaklaşık 4,15, motorinde ise 3,60 liralık artış yansıması hesaplanıyor. Aralık ayında da yeni ÖTV artışları gündemde.
Ancak vatandaş açısından gerekçenin vergi düzenlemesi olması, ortaya çıkan ekonomik yükü hafifletmiyor. İnsanlar için önemli olan, ay sonunda gelirinden geriye ne kaldığı, mutfak masrafını nasıl karşılayacağı, ulaşımını nasıl sağlayacağı ve giderek ağırlaşan yaşam maliyetleri karşısında nasıl ayakta kalacağı.
ASIL SORU: VATANDAŞIN SIRTINA YÜKLENEN FATURANIN HESABINI KİM VERECEK?
Bütün bu gelişmelerin yanında, kamuoyunun yanıt beklediği fon iddiaları da hâlâ önemini koruyor.
İddiaların gerçek boyutunun ne olduğu, hangi kişi ve kuruluşların sürece dahil bulunduğu, varsa kamu kaynaklarına verilen zararın miktarı ve sorumluların kimler olduğu açıkça ortaya konulmalı. İddialar belgelerle incelenmeli, bağımsız denetim mekanizmaları işletilmeli ve hukuki sorumluluk taşıyan herkes için gerekli süreçler yürütülmeli.
Çünkü böylesine büyük ekonomik iddiaların bulunduğu bir ülkede, vatandaşın yalnızca yeni zam haberleriyle karşı karşıya bırakılması yeterli bir kamu yönetimi anlayışı olamaz.
Bir tarafta her gün biraz daha pahalılaşan hayat, diğer tarafta açıklığa kavuşmayı bekleyen devasa fon iddiaları…
Vatandaşın sormaya hakkı var: Ülkenin kaynakları nerede, bu iddiaların hesabı kimden sorulacak ve ortaya çıkan ekonomik yükün bedelini neden yine dar gelirli insanlar ödemek zorunda kalıyor?
Elbette akaryakıt fiyatlarındaki her artışın doğrudan fon iddialarıyla bağlantılı olduğunu söylemek için somut kanıt gerekir. Ancak bu iki meselenin aynı dönemde kamuoyunun önünde durması, hesap verebilirlik ve şeffaflık talebini daha da önemli hâle getiriyor.
Çünkü vatandaş, yalnızca zamların nedenini öğrenmek değil, ülkesinin kaynaklarına ne olduğunu da bilmek istiyor.
Ve artık mesele yalnızca bir depo benzinin, bir depo motorinin ya da bir tüp LPG'nin ne kadara mal olacağı değil.
Mesele, bugünün ekonomik yükünün yarının kuşaklarına nasıl bir miras bırakacağıdır.
Mesele, bugünkü vatandaşın geçim sıkıntısının ötesinde, henüz doğmamış nesillerin hangi ekonomik koşullarda yaşayacağıdır.
Mesele, ülkenin kaynaklarının korunması, kamu parasının hesabının verilmesi ve hiçbir iddianın siyasi gücün gölgesinde kalmamasıdır.
Zamların faturası bugün vatandaşın cebine kesiliyor. Peki, ülkenin kaynaklarıyla ilgili iddiaların hesabı ne zaman sorulacak?