ALİYEV: CANINIZ İSTEDİĞİNDE PARA ÇEKECEĞİNİZ BANKANIZ DEĞİLİZ!

Haydar Aliyev’in adeta zembereği boşalmış ve dili giderek sertleşiyor: Kardeşiniziz olsakta bankanız değiliz!

Aslında buralara geliş gerekçesi bizi tatmin etmiş değil. Orada ki bir başörtü yasağı üzerinden burada bir bardak su’dan fırtınalar estirmek kraldan öte kralcılık olacağından dolayı ciddi, sahici ve samimi bir gerekçe değildi. Dahasi, Erdoğan, konunun fitilini ateşleyen cümle ve sahibi olan Oktay Saral’ı da görevden almış olmasına rağmen olay çığırından çıktı.

Türkiye ile Azerbaycan arasında başörtüsü tartışması ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Ankara'daki zirveye katılmamasıyla belirginleşen diplomatik gerilimin arka planında ekonomik anlaşmazlıkların da bulunduğu ileri sürüldü. Azerbaycanlı uzmanlar, Bakü yönetiminin Türkiye'ye finansal destek sağlama konusunda artık daha temkinli davrandığına işaret ediyor. Day.az'ın "Azerbaycan bütçesi Türk hükümetinin yedek fonu değil" başlıklı çıkışını inceleyen BBC ise 2022 yılında Türkiye'ye aktarılan 1 milyar euroluk kaynağı ve iki ülke arasındaki milyarlarca dolarlık yatırımları gündeme taşıdı.

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerilimin yalnızca siyasi ve diplomatik başlıklarla sınırlı olmadığı, ekonomik beklentilerin de anlaşmazlıkların önemli bir parçasını oluşturduğu değerlendiriliyor. BBC News Azerbaycanca'dan Könül Halilova'nın hazırladığı analizde, başörtüsü tartışmaları, İsrail ile ilişkiler ve siyasi söylemlerin yanı sıra iki ülke arasındaki mali ilişkilerin de mevcut gerilimde etkili olabileceği belirtildi.

BBC, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine rağmen Ankara'daki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne katılmamasını, Bakü'nün son dönemdeki siyasi ve ekonomik yaklaşımı çerçevesinde değerlendirdi.

Azerbaycan yönetimine yakın medya kuruluşlarında Türkiye'nin Bakü'den daha fazla ekonomik destek beklediğine yönelik iddiaların gündeme getirilmesi de dikkat çekici bulundu.

"AZERBAYCAN BÜTÇESİ TÜRK HÜKÜMETİNİN YEDEK FONU DEĞİL"

BBC'nin analizinde, Azerbaycan hükümetine yakınlığıyla bilinen Day.az internet sitesinin 18 Ekim tarihinde yayımladığı makaleye geniş yer verildi. Yazıda, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin karşılıklı menfaatler temelinde yürütülmesi gerektiği vurgulanırken Türkiye'ye yönelik oldukça sert bir mesaj verildi.

Azerbaycan'ın Türkiye'nin mali kaynak ihtiyacını karşılayan bir ülke konumuna getirilmemesi gerektiğini savunan Day.az, şu ifadeleri kullandı:

"Bakü'yü yeni bir Katar'a dönüştürmeye gerek yok. Azerbaycan bütçesi, Türk hükümetinin yedek fonu değil."

Makalede, iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarının ortak bir mali bütçe oluşturduğu anlamına gelmeyeceği ifade edildi. BBC'ye göre bu yaklaşımın Bakü yönetiminin genel tutumunu yansıtması, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığına işaret edebilir.

2022'DEKİ 1 MİLYAR EUROLUK İŞLEMİ HATIRLATTI

BBC, iki ülke arasındaki mali destek tartışmalarının geçmişine de değinerek 2021 ve 2022 yıllarında yaşanan gelişmeleri hatırlattı. Türk lirasının ciddi değer kaybına uğradığı 2021 yılında Türkiye, döviz rezervlerini desteklemek amacıyla farklı ülkelerin merkez bankalarıyla finansal anlaşmalar gerçekleştirmek için temaslarda bulunmuştu.

Ocak 2022'de Türkiye ile Azerbaycan arasında 1 milyar euroluk bir swap anlaşması yapılabileceği yönünde haberler basına yansımıştı. Ancak Azerbaycan Merkez Bankası, iki ülke arasında böyle bir anlaşmaya yönelik görüşmeler yürütüldüğü iddialarını kabul etmemişti.

Bununla birlikte Azerbaycan Devlet Petrol Fonu (SOFAZ), aynı dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na altı ay vadeli 1 milyar euro yatırmıştı. BBC, söz konusu kaynağın swap anlaşması kapsamında değil, vadeli mevduat şeklinde aktarılmış olmasının önemine dikkat çekti. SOFAZ da işlemin bir yatırım kararı olduğunu açıklamıştı.

BBC'nin değerlendirmesine göre bu yöntem, Azerbaycan'ın Türkiye'nin finansal istikrarına katkı sunmaya açık olduğunu ancak Türk lirası için uzun vadeli ve sürekli bir mali güvence sağlamayı tercih etmediğini gösteren bir yaklaşım olarak yorumlanabilir.

"TÜRKİYE'NİN YENİ KATAR'I OLMAK İSTEMİYORLAR"

Analizde, Katar'ın 2018 yılında Türkiye'ye sağladığı ekonomik destek de Bakü'deki tartışmaların önemli örneklerinden biri olarak gösterildi. Türk lirasının ağır değer kaybı yaşadığı dönemde Katar'ın Ankara'ya sunduğu finansal destek, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin önemli başlıklarından biri olmuştu.

BBC'ye değerlendirmelerde bulunan siyasi analistler, Azerbaycan'ın da Türkiye karşısında benzer bir rol üstlenmesi yönünde beklentiler bulunduğuna ilişkin tartışmaların Bakü'de rahatsızlık oluşturduğunu aktardı.

Siyasi analist Şahin Caferli, Türkiye'nin ekonomik sorunları nedeniyle Azerbaycan'dan daha fazla yatırım ve finansal katkı beklediğine ilişkin söylentilerin yaygınlaştığını söyledi. Bu iddiaların özellikle hükümete yakın medya çevrelerinde dile getirildiğini belirten Caferli, konuyla ilgili resmî bir açıklama olmadığının altını çizerek değerlendirmelerin spekülasyon niteliğinde olduğunu kaydetti.

Siyaset bilimci Ahmed Alili de Azerbaycan'ın Türkiye'nin yeni Katar'ı haline gelmesi ihtimalinin bazı çevrelerde endişeyle karşılandığını ifade etti. Alili'ye göre Bakü, Ankara'ya yalnızca ekonomik kaynak sağlayan bir ülke olarak görülmek istemiyor. Azerbaycan yönetimi, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin eşit ortaklık anlayışıyla yürütülmesini bekliyor.

SOCAR'IN TÜRKİYE'DEKİ YATIRIMLARI 18 MİLYAR DOLARI AŞTI

BBC, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik ilişkilerin büyüklüğüne de dikkat çekti. Azerbaycan'ın devlet enerji şirketi SOCAR, Türkiye'de faaliyet gösteren en büyük yabancı yatırımcılar arasında yer alıyor. Şirketin enerji, petrokimya ve lojistik sektörlerinde Türkiye'ye yaptığı yatırımların toplamı 18 milyar doları geçmiş durumda.

SOCAR'ın Türkiye'deki önemli yatırımları arasında yaklaşık 7 milyar dolarlık maliyetle hayata geçirilen STAR Rafinerisi ve Petkim bulunuyor. Şirketin Türkiye'deki operasyonlarında yaklaşık 5 bin kişi istihdam ediliyor.

İki ülkenin ekonomik ortaklığı enerji ve sanayi yatırımlarıyla da sınırlı değil. Türkiye, Azerbaycan'dan Avrupa'ya gerçekleştirilen doğalgaz sevkiyatında stratejik bir geçiş noktası olma özelliğini koruyor. Haziran 2026'da imzalanan 15 yıllık anlaşma kapsamında, 2029 yılından itibaren Abşeron sahasından Türkiye'ye toplam 33 milyar metreküp doğalgaz gönderilmesi planlanıyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın daha önce paylaştığı rakamlar da iki ülke arasındaki yatırım hacminin boyutunu ortaya koyuyor. Buna göre Türkiye'nin Azerbaycan'daki doğrudan yatırımları yaklaşık 18 milyar dolara ulaşırken Azerbaycan'ın Türkiye'deki yatırımları 21 milyar dolara yaklaşıyor.

ALİYEV'İN "SON MERMİYE KADAR PARA ÖDEDİK" SÖZLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

BBC'nin değerlendirmesinde, İlham Aliyev'in son dönemde silah ve mühimmat alımlarına ilişkin yaptığı açıklamalar da öne çıkarıldı. Aliyev, ülkesinin ihtiyaç duyduğu askeri teçhizatı kendi imkânlarıyla temin ettiğini, bu alımlarda herhangi bir karşılıksız dış yardım almadıklarını dile getirmişti.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı, satın aldıkları silah ve mühimmatın tamamının bedelini ödediklerini, bazı ürünleri uluslararası piyasa fiyatlarının birkaç katına satın almak zorunda kaldıklarını belirtmişti. Aliyev'in bu açıklamalarında Türkiye'nin ismini doğrudan anmaması ise dikkat çekmişti.

Buna rağmen BBC, Azerbaycan'daki hükümet yanlısı yorumcuların söz konusu ifadeleri Türkiye ile geçmişte gerçekleştirilen askeri iş birliğiyle ilişkilendirdiğini aktardı.

Bu değerlendirmelerde, Bakü yönetiminin Karabağ Savaşı sırasında Türkiye'den gördüğü askeri ve diplomatik desteğin gelecekte Ankara'ya karşı devamlı bir siyasi ya da ekonomik sorumluluk doğuracağı düşüncesine mesafeli olduğu ifade edildi.

"AZERBAYCAN ARTIK KÜÇÜK KARDEŞ OLMAK İSTEMİYOR"

Siyasi analist Şahin Caferli, BBC'ye yaptığı değerlendirmede Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki dönüşümü 2020 Karabağ Savaşı öncesi ve sonrası şeklinde iki ayrı dönemde ele aldı.

Caferli'ye göre Azerbaycan, Karabağ'ın işgal altında bulunduğu yıllarda Türkiye'yi kendisine destek veren, daha güçlü bir müttefik olarak konumlandırıyordu. Ancak 2020'de kazanılan savaşın ardından Bakü'nün hem kendi gücüne hem de Ankara ile kurduğu ilişkinin niteliğine bakışı değişti.

Aliyev yönetiminin artık Türkiye ile ilişkilerin daha dengeli ve eşit şartlarda yürütülmesini istediğini belirten Caferli, geçmişte öne çıkan büyük kardeş-küçük kardeş anlayışının giderek geride kaldığını savundu.

BBC'nin analizinde de Azerbaycan'ın ekonomik bağımsızlık ve ulusal egemenlik konularına daha fazla ağırlık vermesinin, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeni dönemini şekillendiren temel unsurlardan biri olduğu değerlendirmesine yer verildi.

BAŞÖRTÜSÜ KRİZİ VE ALİYEV'İN ANKARA'YA GELMEMESİ

BBC, ekonomik anlaşmazlıkların yanı sıra ekim ayında yaşanan diplomatik gelişmeleri de iki ülke arasındaki gerilimin önemli parçaları arasında gösterdi.

Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin okullara alınmaması üzerinden başlayan tartışma, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın Bakü yönetimine yönelik eleştirileriyle büyümüştü. Azerbaycan yönetiminin Saral'ın görevden alınmasını Türkiye'den talep ettiği öne sürülmüş, Saral 26 Ekim tarihinde görevinden ayrılmıştı.

Bununla da sınırlı kalmayan Bakü yönetimi, Azerbaycan'daki uygulamalara tepki gösteren siyasetçi ve gazetecilerin de bulunduğu 31 Türk vatandaşına ülkeye giriş yasağı getirmişti.

Yaşanan gelişmeler üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek kendisini Ankara'daki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne davet etmişti. Ancak Aliyev, önceden belirlenmiş programını gerekçe göstererek zirveye katılmadı. Toplantıda Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti.

BBC, diplomatik krizin yaşandığı aynı dönemde iki ülkenin ekonomik ilişkilerine dair tartışmaların da yoğunlaşmasını dikkat çekici buldu.

TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERDE KOPUŞ BEKLENMİYOR

BBC'ye konuşan uzmanlar, iki ülke arasında yaşanan sorunlara rağmen Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinin tamamen kopacağı yönünde bir beklenti taşımadıklarını ifade etti.

Şahin Caferli, iki toplum arasındaki tarihsel, kültürel ve toplumsal bağların ilişkilerin tamamen sona ermesini mümkün kılacak bir zeminin oluşmasını zorlaştırdığını belirtti.

Ahmed Alili ise yaşanan değişimi iki ülke arasındaki ilişkilerde bir kopuş olarak değil, 2020 Karabağ Savaşı sonrasında yeni bir anlayışın öne çıkması şeklinde değerlendirdi. Alili'ye göre geçmişte duygusal kardeşlik söyleminin belirleyici olduğu ilişkilerde artık somut çıkarlar, ekonomik beklentiler ve karşılıklı kazanımlar daha fazla önem kazanıyor.

BBC'nin analizinde SOCAR'ın Türkiye'de yaklaşık 7 milyar dolarlık yeni bir petrokimya yatırımını değerlendirdiği bilgisi de hatırlatıldı. Bu durum, diplomatik gerilime karşın ekonomik iş birliğinin devam ettiğini gösteren önemli örneklerden biri olarak sunuldu.

"KARDEŞLİK DEVAM EDİYOR AMA HESAPLAR AYRI"

BBC'nin analizinden çıkan temel sonuç, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik söylemi varlığını korurken Bakü yönetiminin ekonomik ilişkilerde daha net sınırlar belirlemek istediği yönünde oldu.

Azerbaycan yönetimine yakın Day.az'ın Türkiye'ye mali destek sağlanmasına karşı çıkan çıkışı, iki ülke arasındaki ilişkilerde egemenlik, karşılıklılık ve ekonomik çıkarların giderek daha fazla ön plana çıktığının göstergesi olarak değerlendirildi.

Bununla birlikte Türkiye'nin Azerbaycan'dan yeni bir mali destek paketi istediğine ya da Bakü yönetiminin böyle bir talebi resmen geri çevirdiğine ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.

BBC'ye konuşan siyasi yorumcu Aydın Sezer ise İsrail ile ilişkiler ve başörtüsü tartışmaları başta olmak üzere bir süredir biriken sorunların Erdoğan-Aliyev ilişkilerini olumsuz etkilediğini ileri sürdü. Sezer, iki lider görevde kaldığı müddetçe ilişkilerin geçmişteki seviyesine dönmesinin güç olacağı görüşünü paylaştı.

Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nde yaptığı birlik ve beraberlik çağrısı da yaşanan gelişmelerin gölgesinde ayrı bir önem kazandı.

Erdoğan, zirvedeki konuşmasında Türk dünyasının aile fotoğrafında bölünmeye, anlaşmazlığa ve çatışmaya yer olmadığını belirterek birlik mesajı verdi.