BİR KAÇ KİŞİ! HANGİ BİR KAÇ KİŞİ ŞAMİL TAYYAR!

Şamil Tayyar: ‘Biri sorumluluk üstlensin…’

AKP’li Şamil Tayyar’a özellikle dikkat çekmek gerek. Hukuku, ahlak ve vicdanı önceliyor gibi görünürken geri planda olayı üç beş kişi ile bitirme gayreti içerisinde olduğunu görüyoruz. Öyle 60 Milletvekili, bilmem şu kadar yargı üyesi diyerek geçiştirilebilir bir vurgun değil bu. Bu düpedüz ihanet ve ülke bütün milleti ve kurumlarıyla ayağa kalkmalıdır!

AKP'li eski milletvekili Şamil Tayyar, yüz milyarlarca liralık fon soruşturmasında yüksek kazanç elde eden kişi ve şirketlerin listesinin açıklanmasını istedi. Kamuoyunda 60 AKP'li milletvekili, 180 yüksek yargı mensubu ve 30 vali ile kaymakamın adının geçtiği iddialara dikkat çeken Tayyar, yetkililere sorumluluk alma çağrısında bulundu. Ancak 187 milyar 653 milyon liralık kazancın ortaya çıktığı soruşturmada asıl mesele, yalnızca isimlerin açıklanması değil; bu devasa para hareketinin nasıl gerçekleştiği, kimlerin hangi ilişkiler içerisinde kazanç sağladığı ve kamu denetiminin neden zamanında sonuç vermediği.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, üç ayrı fondan 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağladığı belirlenen 141 gerçek kişi ve 73 tüzel kişi olmak üzere toplam 214 kişi ve şirket tespit edildi. Söz konusu kişi ve şirketlerin elde ettiği toplam kazancın 187 milyar 653 milyon liraya ulaştığı açıklandı.

AKP'li eski milletvekili Şamil Tayyar, ortaya çıkan rakamlar ve siyasi, bürokratik çevrelere ilişkin iddialar üzerine sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Tayyar, kamuoyunda dolaşan iddiaların sona ermesi için listelerin açıklanmasını isterken, kazanç sağlayanların tamamının aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

Ancak Tayyar'ın açıklamasıyla birlikte başka sorular da gündeme geliyor: Madem bu listeler ilgili kurumların elinde, kamuoyunun bu kadar büyük bir mali hareketliliğin taraflarını öğrenmesi neden bekletiliyor? Soruşturmanın siyasi ve bürokratik bağlantıları hangi kapsamda araştırılıyor? Yalnızca kazanç sağlayanların mı, yoksa bu işlemlerin önünü açan ve denetim görevini yerine getirmeyenlerin de hesabı sorulacak mı?

187 MİLYAR LİRALIK KAZANCIN ARKASINDA KİMLER VAR?

Fon soruşturmasında açıklanan rakamlar, meselenin sıradan bir yatırım kazancı tartışmasının çok ötesinde olduğunu ortaya koyuyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmasında üç fondan elde edildiği belirlenen 187 milyar 653 milyon liralık kazancın 100 milyar 676 milyon lirasının gerçek kişilere, 86 milyar 977 milyon lirasının ise tüzel kişilere ait olduğu bildirildi.

Fonlar bazındaki dağılım da dikkat çekici:

Adalet Bakanı Akın Gürlek, söz konusu kazançlara ilişkin listenin TMSF'ye gönderildiğini ve iade süreci için resmî bildirimlerin başlatıldığını açıklamıştı.

Ancak rakamların açıklanması, kamuoyunun bütün sorularına yanıt vermiyor. Bu kazançların hangi işlemler sonucunda elde edildiği, olağan dışı fiyat hareketlerinden kimlerin yararlandığı ve mağdur yatırımcıların kayıplarının ne ölçüde karşılanabileceği hâlâ temel tartışma başlıkları arasında.

TAYYAR'IN LİSTE ÇAĞRISI: SORUMLULUK SADECE KAZANÇ ELDE EDENLERDE Mİ?

Şamil Tayyar, sosyal medya paylaşımında 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağlayan 141 gerçek kişi ve 73 tüzel kişinin belirlendiğini, kazanç sınırının 10 milyon liraya indirilmesi hâlinde listenin daha da genişleyeceğini ifade etti.

Tayyar, listelerin SPK, TMSF, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve tasfiye sürecini yürüten bankada bulunduğunu belirterek şu çağrıyı yaptı:

"Her gün Toto oynar gibi sürekli '60 AK Partili vekil var, 180 yüksek yargı üyesi var, 30 vali, kaymakam var' gibi söylentiler yayılıyor. Lütfen, biri sorumluluk üstlensin, bu listeyi açıklasın. Testiyi kıranla taşıyan aynı torbaya konmasın. Kamuoyu gerçeği öğrensin, spekülasyon da bitsin."

Tayyar'ın çağrısı, kamuoyunda dolaşan siyasi ve bürokratik bağlantı iddialarının açıklığa kavuşturulması bakımından önem taşıyor. Ancak tartışmayı yalnızca isim listesine indirgemek, soruşturmanın daha geniş boyutlarının gözden kaçmasına neden olabilir.

Çünkü kamuoyunun bilmek istediği yalnızca kimlerin para kazandığı değil. Bu işlemler nasıl gerçekleştirildi, kimler önceden bilgi sahibi oldu, kimler riskleri gördü ve hangi kurumlar görevlerini zamanında yerine getiremedi?

60 VEKİL, 180 YARGI MENSUBU İDDİASI ARAŞTIRILMADAN KAPATILAMAZ

Fon soruşturmasıyla ilgili kamuoyunda dolaşan 60 AKP'li milletvekili, 180 yüksek yargı mensubu ve 30 vali ile kaymakamın adının geçtiği iddialar, herhangi bir doğrulanmış isim listesiyle desteklenmiş değil.

Bu nedenle söz konusu rakamların gerçekmiş gibi sunulması da, herhangi bir inceleme yapılmadan söylenti olarak geçiştirilmesi de doğru değil.

İddiaların hangi bilgilere dayandığı, ilgili kişilerin fonlarla doğrudan veya dolaylı bir ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve varsa bu ilişkilerin hukuki niteliği açıklığa kavuşturulmalı.

Kamu görevi yürüten kişiler açısından hesap verebilirlik ve çıkar çatışması denetimi daha da büyük önem taşıyor. Ancak bir kişinin listede bulunması tek başına suç işlediği anlamına gelmez. Esas olan, işlemlerin niteliğinin ve varsa hukuka aykırılıkların somut delillerle ortaya çıkarılması.

LİSTE AÇIKLANSIN AMA DENETİM ZİNCİRİ DE SORGULANSIN!

Fon krizinin en önemli boyutlarından biri de milyarlarca liralık işlemler gerçekleşirken denetim mekanizmalarının neden etkili sonuç üretemediği.

Borsa İstanbul'un SPK'ya bildirimleri, Takasbank'ın teminat ve risk yönetimi süreçleri, SPK'nın denetim ve yaptırım yetkileri daha önce Mecliste de tartışılmıştı. Kurum yöneticilerinin açıklamalarına rağmen soruşturmanın genişlemesi, kamu denetiminin bütün aşamalarının yeniden incelenmesi gerektiğini gösteriyor.

Bu nedenle soruşturmanın yalnızca yüksek kazanç sağlayan kişi ve şirketlerle sınırlı kalmaması gerekiyor. İşlemlerin gerçekleşmesine imkân veren mekanizmalar, denetim sorumluluğu taşıyan yöneticilerin kararları ve varsa siyasi ya da bürokratik müdahaleler de araştırılmalı.

Şamil Tayyar'ın liste açıklansın çağrısı karşılık bulacaksa, açıklanacak verilerin yalnızca isimlerden ibaret olmaması da gerekiyor. Kazançların kaynağı, işlem tarihleri, para transferleri, olası önceden bilgi edinme ilişkileri ve geri alınabilen tutarlar da kamuoyuna açıklanmalı.

187 MİLYAR LİRALIK DOSYADA HESAP SORULMASI GEREKEN HERKES SORGULANMALI

Fon soruşturması, yüz binlerce yatırımcının mağduriyetinin yanı sıra Türkiye'deki finansal denetim sistemine duyulan güveni de ilgilendiriyor.

Bu büyüklükteki bir dosyanın birkaç kişinin isminin açıklanmasıyla, birkaç kişinin görevden ayrılmasıyla veya bazı kazançların iade edilmesiyle kapanması mümkün değil.

Kamuoyunun beklentisi açık: Haksız kazanç elde ettiği belirlenenlerden paralar geri alınmalı, mağduriyetler giderilmeli, siyasi ve bürokratik bağlantı iddiaları bütün yönleriyle araştırılmalı ve denetim görevini yerine getirmeyenler de ortaya çıkarılmalı.

Çünkü 187 milyar 653 milyon liralık bir dosyada yalnızca kazanç sağlayanların kim olduğu değil, bu büyüklükteki bir sürecin nasıl yaşanabildiği de sorgulanmak zorunda.

Asıl hesap verilmesi gereken yer tam da burası: Kim kazandı, kim kaybetti, kim önceden haberdar oldu, kim göz yumdu ve kim görevini yapmadı?