HADİ GÖZÜN AYDIN MALATYA! VEYSEL TAY İSTİFA ETMİŞ VE BÜTÜN SORUNLARIN ARTIK TÜKENDİ!
Hep bir hukuk ve hakkaniyet mücadelesi verdim. Öyle ki, hakkını savunduğum düşmanım bile olsa taviz vermedim. Hep bir onur ve cesaret mücadelesi verdim. Öyle ki muhatabım ne denli güçlü ve kudretli hırsız bir kişi, kurum, kuruluş ve parti olsa da…
İnanmadığım hiçbir şeyi yazmadım ve hiçbir şeyi konuşmadım. Yazdıklarım ve söylediklerim içerisinde eksiklerim, yanlışlar ve yanılgılarımın olması elbette mümkündür ancak hiç birisini bilerek, isteyerek ve severek yapmadım.
Yanıldığım zamanlar oldu birkaç kez ve fark eder etmez yayından kaldırıp, muhataplarından yürekten ve defaaten özürler diledim ve durumu aynen ve olduğu gibi kamuoyuna deklere etmekten de çekinmedim.
Burada da muhatabı tanımadığımı, zerre kadar bir hukukumun olmadığını, sokakta görsem bile tanımayacağım bir kişi olduğunu da, kaleme aldığım ilk yazımda açıkça ifade ettim.
Şimdi bu girizgâh sonrası gelelim durumun gerçek boyutlarını ele almaya.
Yine ilk yazımız da; Veysel Tay üzerinden kimler aklanıyor, nelerin üzeri örtülüyor ve Veysel Tay hangi bilgilere ulaştı ve bu bilgiler kimleri ürkütüyor, türü sorular sormuştum zira bir kaşık su’da fırtına koparmak esaslı bir operasyondur dedim.
Veysel Tay istifa etti ve Malatya’nın sorunları tamamen bitti!
Yazım sonrası çok özel bir değer yükleyip son derece saygı duyduğum bir STK başkanı arayarak selam, sevgi ve saygılarımızı paylaştıktan sonra bir sitemini koydu önüme. Yazımız da ‘’ üç tokat ‘’ tabirimize kırılmışlığını ve benim bu durumu çok küçümsediğimi ve dolayısıyla bana teessüflerini bildirdi.
Bende kendisine Sevgili ve Sayın başkanım, size, annemin bir ifadesiyle cevap vereceğim dedim. Annem derdi ki ‘’ Böylesi fecaat bir olayı durup dururken, hiç sebepsiz ve hiç nedensiz ‘’ B…kumu yemiş deli miyim ki yapayım ‘’ derdi, diyerek söze başladım.
Elbette şiddet ayıptır, yazıktır, günahtır ve suçtur! Ancak, karşımız da bir öğretmen kadar bir anne var ve bu anneyi böylesi bir davranışa iten sebeplere dair eğilmek gerekmez mi? Onca haber izledi ve okudunuz değil mi? Evet, diye cevapladı kıymetli başkanım. Peki, bir tekinde mevcut olayın sebeplerine dair bir izahat gördünüz mü dedim? Hayır dedi. Ve ayrıca videoya dikkatle bakınız, olayın faili Veysel Tay’ın eşi iken ve yine Veysel Tay’ın eşine engel olmak adına verdiği canhıraş gayreti gördünüz mü dedim, hiç oralardan bakmamıştım, video sizde var mı, bana gönderin bir de sizin dediğiniz durumlara, daha bir dikkatle bakacağım dedi.
Bunun üzerine videoyu indirerek kendisine gönderdim ve izlemesi sonrası haklılığımı teyid etmesinin altını ayrıca çizeyim.
Gelelim olayın mütekabiliyet, adalet ve dolayısıyla kefenin diğer gözüne!
Evet, ortada bir kadının diğer bir kadına şiddet denilmeyecekse ( Şiddet, şiddetli ve yani yaralayıcı darbe anlamı içerir ) de saygısız bir tavrının söz konusu olduğu zaten kuşkusuz. Ancak illa içini şiddet diyerek bir kaşık su’da kıyamet koparacaksak eğer o zaman sormazlar mı adama bir kişinin öğretmen olması çocuğa karşı şiddet uygulamasına olanak, imkân ve yetki mi verir?
Aldığım son bilgiler çocuğun aynı öğretmen tarafından şiddete tabi tutulduğu ve bu noktada küçük çocuğun doktor raporunun olduğu gerçeğidir. Ayrıca Veysel Tay’ın çocuğunun babasının işi ve görevi dolayısıyla farklı bir operasyona çekildiği ise, olayın daha bir utanç verici halidir.
Veysel Tay’ın çocuğunun sınıf arkadaşları tarafından dışlanması, iletişim kurulmaması ve kötü bir çocuk muamelesine tabi tutulması adına bir takım girişimlerin olduğu iddiası da, kimi yerel gazetecilerin yayınladığı gerçekler arasında.
Bütün bunların yanı sıra Veysel Tay’ın son zamanlarda açtırdığı kamu davaları dolayısıyla kimlerin, yok denecek bedellerle ve bir takım hile ve desiselerle kamu mallarını hesaplarına geçirenlerin ellerinden alınıp tekrar belediyeye kazandırıldığını özenle not ediyorum!
Dahası, açılacak davaların daha büyük bir bölümü ve yine kamuya kazandırılacak yüzlerce milyon liraların üzerinin örtülmesini ve bu davaların akamete uğramasını isteyenlerin kimler olduğu tespit edilirse, olayın operasyon ayakları da tespit edilmiş olacaktır.
Ulaştığım bilgilere göre açılmış üç davanın kazanılması sonrası belediye kasasına yaklaşık 300 milyon lira gibi ciddi bir rakamın kazandırılması, kimlerin canını yaktı!
Dahası, açılan bu üç davanın yanı sıra açılacak daha yaklaşık 13 davanın varlığı, operasyonun arkasının nasıl dolu olduğunu açık ediyor değil mi?
Üç davanın 300 milyon lira gibi dudak uçuklatan ciddi bir değer kazandırdığı gerçeğinden hareketle, 13 dava sonrası en az 2 milyar gibi bir değere tekabül edeceği tespitimizi bir kenara kalınca not ettikten sonra, yakılacak canların ne denli büyük olacağı, sanırım operasyonun ayak izlerini de keskin şekilde belirlemektedir.
Buradan Başkan Sami Er’e çağrıda bulunarak; Veysel Tay tarafından açılan davaların ve bu davalar sonucunda kamuya kazandırılan tutarın boyutlarıyla birlikte, masada bekleyen diğer dosyaların ne ve ne kadar olduğunu ve muhataplarının da kimler olduğunu açıklamasını, özellikle beklediğimin de altını çiziyorum!
Hiç kimse bize atılan üç tokat üzerinden ucuz ve ahlaksız duyar kasmasın. Memleket, yağmacı Hasan’ın böreğine dönmüş iken ve ayrıca darp edilen çocuk ve anne psikolojisini çöpe atıp sadece üç tokat üzerine rüzgar ekenlerin, fırtına biçeceklerini de kaydediyorum şuraya.
Gerek Türkiye ve gerekse Malatya’nın altı ve üstü yağmalanırken tık bile ses edemeyen ama üç tokata ahlak havarisi kesilen ahlaksızların vatana, devlete ve millete yapılan bu büyük yıkım operasyonuna tek kelam edememişlerdir.
ÜSTELİK NE KURUM NE DE ÖĞRETMENİN VEYSEL TAY’A ‘’ŞİDDET UYGULADI’’ TÜRÜ BİR ŞİKÂYETLERİNİN OLMADIĞININ DA ALTINI ÇİZMEK İSTİYORUM!
GELELİM OLAYIN SİYASİ BOYUTUNA!
Bu ülke, bu devlet ve bu millet ne çekiyorsa dincilik ve dincilerden çekmektedir. Uyduruk bir başörtüsü üzerinden kıyametler koparılarak ülkem ve devletime operasyon yapan dincilerin ve dinciliğin röntgenini çektim yıllarca.
Bahsi geçen okula da bakınca ciddi bir ötekileştirmenin, kamplaşmanın olduğu açıkça görülecektir. Kadraja giren kadın öğretmenlerin en az %98’i başörtülü kadınlardan oluşmaktadır. Burada özel bir tercih, kamplaşma ve ötekileştirme söz konusu değilse bahsi geçen kurum, bu durumu nasıl izah edecektir?
Her şehre bir üniversite dediler 81 yerine 300’emerdiven dayayan niteliksiz, içeriksiz ve kalitesiz yapılardan AKP üyesi olanlara, dayısı ve torpili olanlara memurluk ve akademisyen! Kadrosu açılma işlemine eğitim dediklerinden ve milletinde bütün bu pislikleri yuttuğundan beridir öğrenci öğretmen dövüyor ve dayak yiyen öğretmenlerin mal mal izlediği süreci yaşıyoruz.
Dikkat edin Malatya’ya, yerden bitme özel kolejler, özel sağlık kolejleri, özel sanat liseleri, özel spor liseleri, özel, özel ve özel’lerin işgali altında bir şehir! Üstelik birçoğu dünün varoşlarında oturan fakir fukara kişilerin teşvik ve destek adı altında bu devlet ve bu milletin paraları üzerine çökülmüş ve kurulmuş haram, boş ve niteliksiz kurumlardan oluşmakta.
Para ile diploma satılan kurumlar olduğu gerçeği, en çokta o kurumları kuran ve orada çalışanların bildiği gerçeklerdendir.
Kalite yok, nitelik yok, sahicilik yok, emek yok ve sadece ortalama 500 bin lira gibi astronomik rakamlara öğrenci alıp karşılığında sadece diploma satarsan; öğretmen tüccar ve öğrenci müşteri olunca, seviye elbette böyle olacaktır!
Oysa masaya yatırılması ve hararetle konuşulması gereken konu; şiddete maruz kaldığı iddia edilen öğretmen dâhil orada ki diğer çalışanların tamamının hangi şartlarda, günde kaç saat mesai ve kaç kuruşa çalıştığı ve çalıştırıldığı meselesidir.
Biz gayet iyi biliyoruz ki yeni mezun olup atanamamış gençlerin bu kurumlarda birer basamak gibi kullanıldığı, utanç verici mobinglere maruz kaldıkları ve yine utanç verici paralara çalıştırıldıklarıdır.
Sözüm ona basın, üç tokat üzerinden suni gündem yaratıp bir kaşık suda kıyamet koparırken, nelerin üzerini örtüp nasıl bir operasyona aparat edildiğinin, farkında mıdır?
Araştırın, yazın ve yayınlayın bakalım bu yerden bitme ve her biri yüzlerce trilyonluk yapılar kimlere ait!?
Araştırın ve yazın bakalım bu kişiler daha 10 yıl evvel kimlermiş, neleri varmış ve bu birkaç yıl içerisinde böylesi hormonlu ve sihirli büyümeyi nasıl başarmışlar! Şu fukara milleti haberdar edin ki her birinize ayrı ayrı müteşekkir olalım!
Hele bir araştırın, yazın ve yayınlayın buralarda basit bir anaokulu ve ilk öğretimin velilere maliyeti ne kadar? Kuruma maliyeti ne kadar? Ve sözüm ona hakkını savunduğunuzu iddia ettiğiniz öğretmen/ler, memurlar, çaycı ve çorbacı kesimin bu astronomik gelirlerden nasipleri ne kadar??!
Üstelik bu kurumların çok büyük bir bölümü dincilerin ve yani sabah akşam yallah, bismillah ve elhamdülillah deyip garip gurebanın ve emekçinin alın terini çalanlardır!
Bir dikkat çekici soru da, okuyucularıma gelmesin mi?
Düşünsenize yerel medyanın çok ama çok büyük bir bölümü ve yine ulusal medyada da bir kesimin ballandıra ballandıra anlattıkları bu trajikomik olayın, operasyonu yürütenlere, sizce kaça mal olmuştur??!!!
HÜLASA!
Herkesin kendi iki üç çocuğuna bile sabrının tükenip üç beş tokat attığını ve dolayısıyla bir öğretmenin de otuz çocukla iletişim kurarken, aynı durumun onun için de cari olduğunu;
Yine her birimizin bir ebeveyn olarak çocuğumuza karşın yapılan bir şiddet girişimi ve ahlaksız bir operasyona tabi tutulması sonucunda galeyana gelerek istenmeyecek bir takım girişimlerin içerisinde olacağımız gerçeğinin altınız çiziyorum. Hayatın içinde olan ( aslında olmaması gereken ) bu gerçeklerin böylesi bir zeminde tartışılıyor olması ayrıca utanç vericidir.
Koca bir şehir böylesi suni ve arkası alabildiğine çirkin operasyonu bu düzlemde tartışmak yerine; DEVASA VE AKUT PROBLEMLERİMİZ DURURKEN NELERE PAYANDA OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA GÖZDEN GEÇİRSİN LÜTFEN!
HADİ GÖZÜN AYDIN MALATYA! VEYSEL TAY İSTİFA ETMİŞ VE BÜTÜN SORUNLARIN ARTIK TÜKENDİ!