İLAÇTA BİLE HİLE İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEN KORKUNÇ VURGUN!

Bu ülke kendisini Türk ve Müslüman diye yutturmuş ama kökü dışarıya bağlı bir takım köksüzler, dinsiz, imansız ve şahsiyetsizler eliyle her bakımdan ve bütün boyutlarıyla yağmaya tabi tutulmuş durumda.

Ahlak erozyona tabi tutulmuş, değerler erozyona tabi tutulmuş, din, iman ve mille değerler erozyona tabi tutulmuş; eğitim, sağlık, hukuk ve aileyi ayakta tutan ne varsa hepsi erozyona tabi tutulmuş ve her şey laçkalaştırılmış durumda!

İşte insanlığımız, sağlığımız üzerinden yapılan vurgun, soygun ve erozyon!

Tarihi geçmiş kanser ilaçlarını yeniden sattılar: 650 milyon liralık vurgun, 22 gözaltı

Kanser hastalarının yaşam mücadelesini kazanç kapısına çeviren korkunç bir skandal ortaya çıkarıldı. Son kullanma tarihi geçmiş ilaçların ambalaj ve kutuları değiştirilerek yeniden satışa sunuldu. İstanbul merkezli 11 ilde düzenlenen operasyonlarda 22 kişi gözaltına alınırken, şüpheli kişi ve şirketlerin toplam işlem hacminin yaklaşık 650 milyon liraya ulaştığı belirlendi.

Türkiye'de insan sağlığının ve yaşam hakkının nasıl bir istismar alanına dönüştürülebildiğini gösteren skandal, sağlık sektöründeki denetim ve güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Kanser hastalarının hayata tutunabilmek için ihtiyaç duyduğu ilaçların son kullanma tarihleri geçmiş olmasına rağmen ambalajları değiştirilerek yeniden piyasaya sürüldüğü ortaya çıktı.

Üstelik söz konusu ilaçların yalnızca yurt içinde değil, yurt dışında da satışa sunulduğu belirlendi. İnsanların en savunmasız oldukları, yaşam mücadelesi verdikleri bir dönemde şifa umudunun böylesine ağır bir istismar mekanizmasına dönüştürülmesi, olayın ekonomik boyutunun çok ötesinde bir vahamete işaret ediyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı.

ŞİFA BEKLEYEN HASTALARA TARİHİ GEÇMİŞ İLAÇ TUZAĞI

Soruşturmanın merkezinde, son kullanma tarihi geçmiş kanser ilaçlarının ambalaj ve kutularının değiştirilerek yeniden piyasaya sürülmesi bulunuyor. Yapılan incelemelerde, bu ilaçların çeşitli yöntemlerle yeniden satışa hazır hale getirildiği ve hem Türkiye'de hem de yurt dışında ticari dolaşıma sokulduğu yönündeki faaliyetler mercek altına alındı.

Kanser tedavisi gören hastalar açısından ilaçların güvenilirliği ve tedavi standartlarına uygunluğu hayati önem taşırken, son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin ambalajları değiştirilerek yeniden satışa sunulması son derece ağır bir halk sağlığı riski oluşturuyor.

Bir insanın yaşam umudunu, tedaviye duyduğu güveni ve en temel sağlık hakkını istismar eden bu yöntemin ortaya çıkarılması, olayın neden yalnızca bir ticari usulsüzlük olarak değerlendirilemeyeceğini de gözler önüne seriyor.

650 MİLYON LİRALIK PARA TRAFİĞİNİN PERDE ARKASI

Soruşturma kapsamında yürütülen teknik takip, araştırma ve mali incelemeler sonucunda 3'ü kamu görevlisi olmak üzere toplam 24 şüpheli tespit edildi. Ayrıca olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 4 şirket ve 5 iş yeri belirlendi.

Mali incelemelerde şüpheli kişi ve şirketlerin toplam işlem hacminin yaklaşık 650 milyon liraya ulaştığı ortaya konuldu. Para hareketlerinin, ilgili kişi ve şirketlerin beyan ettikleri ticari faaliyetlerle uyum göstermediği de tespitler arasında yer aldı.

Bu büyüklükteki bir para trafiği, kanser ilaçları üzerinden yürütüldüğü iddia edilen faaliyetlerin ekonomik boyutunu ortaya koyarken, soruşturmanın yalnızca ürünlerin piyasaya sürülmesiyle sınırlı kalmayıp finansal bağlantılarının da araştırıldığını gösteriyor.

11 İLDE EŞ ZAMANLI BASKIN: 22 ŞÜPHELİ YAKALANDI

Soruşturmada elde edilen bulguların ardından İstanbul merkezli 11 ilde operasyon düzenlendi. Toplam 24 şüpheli ile 5 iş yerine yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı baskınlarda 22 kişi gözaltına alındı.

Hakkında yakalama kararı bulunan diğer 2 şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Operasyonun kapsamı, soruşturmanın birden fazla kişi ve şirket üzerinden yürütüldüğü değerlendirilen geniş bir yapılanmaya odaklandığını ortaya koydu.

SADECE TİCARET DEĞİL, İNSAN HAYATINA KARŞI İŞLENEN AĞIR BİR İSTİSMAR

Soruşturma kapsamında suçtan elde edildiği değerlendirilen taşınır ve taşınmaz mallar ile banka hesaplarına el konuldu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, yaptığı açıklamada kanser hastalarının tedavi güvenliğini tehlikeye atan, insan hayatını haksız kazanç uğruna riske sokan yapılanmalara karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.

Bakan Gürlek, soruşturmayı yürüten Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne ve görev alan kamu personeline teşekkür ederken, insan sağlığını tehdit eden hiçbir suç yapılanmasına müsamaha gösterilmeyeceği mesajını verdi.

Ancak ortaya çıkan tablo, toplumun çok daha temel bir soruyla yüzleşmesini gerektiriyor: İnsan hayatının her şeyden değerli olması gereken bir düzende, kanser hastalarının tedavi umudunu bile kazanç kapısına dönüştürebilecek bir ahlaki çöküş nasıl bu noktaya ulaşabiliyor?

Sağlık, eğitim, hukuk ve toplumsal değerlerin güvence altında olması gereken bir ülkede, en ağır hastalıklarla mücadele eden insanların ilaçlarının dahi istismar edilmesi, meselenin yalnızca adli boyutuyla ele alınamayacağını gösteriyor.

İnsan sağlığı üzerinden kurulan her türlü çıkar düzeni, yalnızca ekonomik bir suç değil, aynı zamanda toplumsal vicdana ve insanlık değerlerine yönelmiş ağır bir saldırıdır.