İYİ PARTİ MALATYA İL BAŞKANI SERDAR YILDIZ:CUMHURİYETİMİZİN 103. YILINI GURUR VE KARARLILIKLA KUTLUYORUZ!

İYİ Parti Malatya İl Başkanı Serdar Yıldız, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Cumhuriyet’in millet iradesinin ve bağımsızlığın en güçlü ifadesi olduğunu vurguladı.

Cumhuriyet, bir devletin yönetim biçiminin adından çok daha fazlasıdır. O, bir milletin kendi kaderini kendi ellerine alma iradesi; kul olmayı değil, özgür yurttaş olmayı seçmesidir. 29 Ekim 1923, yalnızca takvimlere yazılmış tarihî bir gün değil, yoksulluğun, savaşların, işgallerin ve büyük kayıpların içinden yükselen bir halk iradesinin devlet düzenine dönüşmesidir.

İYİ Parti Malatya İl Başkanı Serdar Yıldız, Cumhuriyet’in 103. kuruluş yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde verilen bağımsızlık mücadelesinin anlamına dikkat çekti. Yıldız’ın mesajının özünde, Cumhuriyet’in tarihsel mirasını koruma ve onun temel değerlerini gelecek kuşaklara taşıma sorumluluğu yer aldı.

Bir milletin kaderini değiştiren irade

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından işgallerle kuşatılan Anadolu’da, bağımsızlık fikri yalnızca askerî bir direnişin değil, siyasal ve toplumsal bir uyanışın da temelini oluşturdu. 22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi’nde dile getirilen “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” ilkesi, bu mücadelenin yönünü belirleyen tarihî bir belge niteliğindeydi. Bu söz, kurtuluşun dışarıdan gelecek bir lütufla değil, milletin kendi iradesi ve örgütlü mücadelesiyle mümkün olacağını ilan ediyordu.

Erzurum ve Sivas kongrelerinde şekillenen millî irade, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla kurumsal bir zemine kavuştu. Ardından 20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nun ilk maddesi, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu hükme bağladı. 29 Ekim 1923’te yapılan anayasa değişikliğiyle de devletin yönetim biçimi Cumhuriyet olarak ilan edildi.

Bunlar, tarihin sayfalarında duran kuru tarihler değildir. Her biri, milletin kendi geleceği üzerinde söz sahibi olabilmesi için verilen mücadelenin somut izleridir. Cumhuriyet, bir kişinin ya da bir ailenin iradesinin yerine milletin iradesini koyan tarihsel bir tercihtir. Bu nedenle Cumhuriyet’i anlamak, yalnızca geçmişi anmak değil, egemenliğin gerçek sahibinin kim olduğunu her dönemde yeniden hatırlamaktır.

Kaynaklar: Amasya Genelgesi, 22 Haziran 1919; 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu, Madde 1; 29 Ekim 1923 tarihli ve 364 sayılı anayasa değişikliği.

Cumhuriyet’in gerçek ölçüsü: Eşit yurttaşlık ve adalet

Cumhuriyet’in toplumsal anlamı, insanların doğdukları aileye, sahip oldukları servete, cinsiyetlerine, inançlarına ya da toplumsal konumlarına göre değil, eşit yurttaşlık temelinde değer görmelerinde yatar. Cumhuriyet düşüncesi, devletin yurttaşa hükmettiği değil, yurttaşın ortak iradesiyle devletin biçimlendiği bir düzen idealini taşır.

Sosyolojik açıdan bakıldığında Cumhuriyet, ortak bir siyasal kimliğin inşasıdır. Farklı hayatların, farklı düşüncelerin ve farklı beklentilerin aynı hukuk düzeni altında buluşabilmesidir. Bu ortaklığın kalıcı olması ise yalnızca bayraklar ve törenlerle değil; adaletin herkese eşit uygulanması, fırsatların adil dağıtılması ve hiç kimsenin kendisini toplumun dışında hissetmemesiyle mümkündür.

Bu nedenle Cumhuriyet’e bağlılık, yalnızca geçmişin kahramanlarını anmakla ölçülemez. Asıl ölçü, bugün bir çocuğun nitelikli eğitime erişip erişemediği, bir gencin geleceğini kendi ülkesinde kurabileceğine inanıp inanmadığı, bir kadının yaşamın her alanında güvenle var olup olamadığı ve emeğiyle geçinen bir insanın insanca yaşayacak koşullara sahip bulunup bulunmadığıdır.

Bir ülkede adalet duygusu zayıflıyorsa, yurttaşlar fırsat eşitsizliği nedeniyle geride kalıyorsa, gençler yarınlarından kaygı duyuyorsa, Cumhuriyet’in vaat ettiği eşitlik idealini daha güçlü biçimde hayata geçirmek gerekir. Çünkü Cumhuriyet, yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer değil, her kuşağın yeniden sorumluluk üstlenmesini gerektiren bir toplumsal sözleşmedir.

Demokrasi, hukuk ve özgürlük olmadan Cumhuriyet eksik kalır

Cumhuriyet’in siyasal felsefesi, egemenliğin millete ait olması ilkesinden beslenir. Ancak millet egemenliğinin gerçek anlamına kavuşması için seçimlerin yanı sıra hukukun üstünlüğüne, özgür düşünceye, çoğulculuğa, hesap verebilirliğe ve temel hakların korunmasına da ihtiyaç vardır.

Demokrasi, yalnızca çoğunluğun karar vermesi değildir; azınlıkta kalanların haklarının da güvence altında bulunmasıdır. Özgürlük, yalnızca kişinin istediğini söyleyebilmesi değil, farklı düşündüğü için baskı görmeden yaşayabilmesidir. Hukuk devleti ise gücün kendisini hukukun üzerinde görmemesi, kamusal yetkinin kurallarla sınırlandırılması ve her yurttaşın hakkını arayabileceği bağımsız mekanizmalara sahip olmasıdır.

Bu çerçevede Cumhuriyet’i savunmak, onun adını her fırsatta anmaktan ibaret değildir. Cumhuriyet’in temel ilkelerini gündelik yaşamda yaşatmak; eleştiriye tahammül etmek, farklı görüşleri dinlemek, kamu kaynaklarını toplumun yararına kullanmak ve adalet talebini siyasi ayrımların üstünde tutmak gerekir.

Felsefi açıdan Cumhuriyet’in asıl gücü, insanı yalnızca yönetilen bir varlık olarak değil, kendi hayatı ve toplumun geleceği hakkında söz söyleme hakkına sahip bir yurttaş olarak kabul etmesidir. İnsan onurunu esas alan bir siyasal düzen, yurttaşını korkuyla değil güvenle; suskunlukla değil özgür düşünceyle; ayrıcalıklarla değil haklarla buluşturmalıdır.

Atatürk’ün mirası, geleceğe karşı sorumluluktur

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde yürütülen Millî Mücadele, ağır kayıpların ve büyük fedakârlıkların içinden doğdu. Bu mücadele, yalnızca cephelerde kazanılan askerî başarılarla değil, siyasal bağımsızlığı kalıcı bir devlet düzenine dönüştüren kararlarla da tarihsel anlam kazandı.

Cumhuriyet’in kuruluşunu izleyen dönemde gerçekleştirilen hukuk, eğitim ve toplumsal yaşam alanlarındaki düzenlemeler, yeni bir yurttaşlık anlayışının inşasına yöneldi. Bu dönüşümün bütün sonuçlarını ve tarihsel koşullarını tartışmak mümkündür; ancak Cumhuriyet’in temel iddiası açıktır: Ülkenin geleceği, yurttaşların ortak iradesiyle şekillenmeli; eğitim, hukuk ve toplumsal yaşam, insanların potansiyellerini gerçekleştirebilmelerine imkân tanımalıdır.

Atatürk’ün gösterdiği çağdaş medeniyet hedefi, geçmişe duyulan saygının yanında geleceğe karşı sorumluluk da yükler. Bu sorumluluk, bilimi ve aklı rehber edinmek, eğitimi güçlendirmek, kadınların eşitliğini güvence altına almak, emeğin hakkını korumak ve gençlerin önüne umutla yürüyebilecekleri yollar açmakla yerine getirilebilir.

Cumhuriyet’in kurucularına duyulan minnet, yalnızca anma günlerinde dile getirilen sözlerle sınırlı kalmamalıdır. O minnet; daha adil, daha özgür, daha üretken ve daha huzurlu bir ülke için gösterilen çabada anlam bulmalıdır.

Cumhuriyet, gelecek kuşaklara bırakılacak en büyük emanet

İYİ Parti Malatya İl Başkanı Serdar Yıldız’ın mesajında vurguladığı adalet, demokrasi, fırsat eşitliği ve nitelikli eğitim hedefleri, Cumhuriyet’in toplumsal yaşamda karşılık bulması bakımından önem taşıyor. Çünkü bir ülkenin gerçek gücü yalnızca sınırlarının büyüklüğüyle, ekonomik göstergeleriyle ya da sahip olduğu imkânlarla ölçülmez. O ülkenin gücü, yurttaşlarının birbirine duyduğu güvenle, adalet kurumlarına inancıyla ve çocuklarının geleceğe umutla bakabilmesiyle de ölçülür.

Cumhuriyet’i gelecek kuşaklara taşımak, geçmişin mirasını olduğu gibi tekrarlamak değil; onun özgürlük, bağımsızlık ve eşit yurttaşlık iddialarını her dönemin sorunları karşısında yeniden anlamlandırmaktır. Bu görev, yalnızca siyasetçilerin değil, toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluğudur.

29 Ekim’de dalgalanan bayrağa bakarken, bu ülkenin bağımsızlığı uğruna hayatını kaybedenleri hatırlamak kadar, bugün yaşayan insanların onurlu bir hayat sürdürebilmesi için neler yapılması gerektiğini de düşünmeliyiz. Şehitlerin fedakârlığına duyulan saygı, yaşayanların hakkını ve hukukunu koruma iradesiyle tamamlanmalıdır.

Cumhuriyet, geçmişten kalan bir hatıra değil; bugün savunulması, yarın geliştirilmesi gereken ortak geleceğimizdir. Onu yaşatmanın yolu, millet iradesini güçlendirmekten, hukuku üstün tutmaktan, özgürlükleri korumaktan ve hiçbir yurttaşın kendisini bu ülkenin imkânlarından dışlanmış hissetmediği bir toplumsal düzen kurma çabasından geçer.

İYİ Parti Malatya İl Başkanı Serdar Yıldız, mesajını Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehitleri ve hayatını kaybeden gazileri saygı, rahmet ve minnetle anarak tamamladı; Malatyalıların ve bütün milletin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.

Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun.

Yaşasın milletin iradesi!

Yaşasın bağımsızlık, adalet ve eşit yurttaşlık ideali!

Yaşasın, her kuşağın emeğiyle büyüyecek Türkiye Cumhuriyeti!