TÜRKİYE İFLAS EDİYOR!
Yüzlerce milyar dolarlık vurgun, soygun, yağma ve hırsızlıkla birlikte borsada ki düşüşten kaynaklı ayrıca yüzlerce milyar dolarlık yağma, talan ve çökertme girişimleri sonrası Türkiye can çekişiyor!
Konkordato ret ve iflas kararlarında rekor artış: İlk 10 ayda geçen yılın tamamı geride kaldı! Bu veriler ışığında birkaç ay sonrası tam bir felaket!
Türkiye ekonomisinde şirketlerin ayakta kalma mücadelesi giderek ağırlaşırken, konkordato ve iflas istatistikleri alarm veren bir tabloyu ortaya koydu. Finansman yükü, nakit sıkışıklığı ve borç ödeme güçlükleri nedeniyle mahkemelerin kapısını çalan işletmelerin önemli bir bölümü aradığı hukuki korumaya ulaşamazken, verilen ret ve iflas kararları daha yıl tamamlanmadan geçen yılın toplam rakamlarını geride bıraktı.
Basın İlan Kurumu verilerinden derlenen istatistikler, 2026 yılının ilk on ayında şirketlerin karşı karşıya kaldığı ekonomik baskının boyutunu gözler önüne serdi. Özellikle konkordato taleplerinin reddedilmesi ve iflas kararlarındaki yükseliş, işletmelerin borçlarını yönetmekte yaşadığı güçlüklerin giderek derinleştiğine işaret ediyor.
ŞİRKETLERİN KURTULUŞ UMUDU MAHKEME KAPISINDA TÜKENİYOR!
Dünya Gazetesi'nin aktardığı verilere göre, 2026 yılının ocak-ekim döneminde konkordato taleplerinin mahkemeler tarafından reddedildiği dosya sayısı 1.597'ye ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 50,5'lik artış anlamına gelen bu rakam, 2025 yılının tamamında kaydedilen 1.460 ret kararını da geride bıraktı.
Yalnızca ekim ayında 182 dosyada konkordato talebinin reddedilmesi, tablonun son aylarda da ağırlaştığını gösterdi.
Konkordato, borçlarını ödemekte zorlanan ancak faaliyetlerini sürdürerek mali yapısını toparlama imkânı arayan şirketler için önemli bir hukuki mekanizma. Ancak ret kararlarındaki bu yükseliş, söz konusu korumadan yararlanamayan işletmelerin karşı karşıya kaldığı riskleri daha da artırıyor.
Başka bir ifadeyle, borçlarını yeniden yapılandırarak ayakta kalmak isteyen şirketlerin önemli bir bölümü için çıkış yolları daralıyor.
İFLAS SAYISI DAHA YIL BİTMEDEN GEÇEN YILIN TOPLAMINI AŞTI!
Ekonomik tablodaki bozulmanın bir diğer göstergesi ise doğrudan iflas kararlarında ortaya çıktı.
2026 yılının ilk on ayında mahkemeler tarafından verilen iflas kararlarının sayısı 249'a yükseldi. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27 artış yaşanırken, 2025 yılının tamamında kaydedilen 247 iflas kararı da geride bırakıldı.
Ekim ayında verilen 36 iflas kararı, şirketlerin mali darboğazdan çıkmakta yaşadığı güçlüklerin devam ettiğini ortaya koydu.
Burada dikkat çeken nokta yalnızca iflas eden şirketlerin sayısı değil. Bir işletmenin faaliyetini sonlandırması; çalışanlarından tedarikçilerine, alacaklılarından iş yaptığı diğer işletmelere kadar geniş bir ekonomik çevreyi etkileyebiliyor.
Dolayısıyla iflas istatistiklerindeki yükseliş, tek tek şirketlerin bilanço sorunu olmaktan çıkarak ekonomik hayatın farklı alanlarına yayılan bir risk olarak değerlendiriliyor.
KORUMA TALEPLERİNDEKİ GERİLEME TABLONUN BAŞKA BİR YÜZÜ!
Konkordato istatistiklerinde dikkat çeken bir başka gelişme ise şirketlere tanınan geçici ve kesin mühlet kararlarındaki azalış oldu.
İlk on ayda verilen geçici mühlet kararları, geçen yılın aynı dönemindeki 2.326 seviyesinden yüzde 28,8 gerileyerek 1.656'ya düştü. Kesin mühlet kararlarında da yüzde 7'lik azalış yaşandı ve sayı 1.256 olarak kaydedildi.
Bu veriler, konkordato başvurularının değerlendirilmesi ve şirketlerin hukuki korumadan yararlanma süreçlerinde farklılaşan bir tabloya işaret ediyor. Ret kararlarındaki yükselişle birlikte değerlendirildiğinde, borçlarını yeniden yapılandırmak isteyen işletmeler açısından sürecin giderek daha kritik hale geldiği görülüyor.
Öte yandan tasdik kararlarında farklı bir gelişme yaşandı. Mahkemelerin borç yapılandırma projelerini onayladığı dosya sayısı, yılın ilk on ayında 178'e ulaştı. Böylece 2025 yılının tamamında verilen 129 tasdik kararı da aşılmış oldu.
İNŞAAT VE TEKSTİLDE TEHLİKE ÇANLARI DAHA YÜKSEK SESLE ÇALIYOR!
Konkordato başvurularının sektörel dağılımı, ekonomik sıkışmanın hangi alanlarda daha belirgin hale geldiğini de ortaya koyuyor.
2026 yılının ilk on ayında verilen geçici mühlet kararlarında inşaat sektörü 121 dosyayla ilk sırada yer aldı. Tekstil sektöründe ise aynı dönemde 71 karar kaydedildi.
Ancak tekstil ve hazır giyim alanındaki diğer faaliyetler de hesaba katıldığında tablonun boyutu daha belirgin hale geliyor. Hazır giyim, ayakkabı, halı, çanta, iplik üretimi ve deri işleme faaliyetlerinin eklenmesiyle sektördeki toplam geçici mühlet kararı sayısı 119'a ulaştı.
İnşaat ve tekstilin ardından metal ürün imalatı öne çıkarken, tarım ve gıda sektörlerinde de 63 geçici mühlet kararı verildi.
Bu dağılım, özellikle üretim, istihdam ve ticari bağlantılar bakımından geniş bir etki alanına sahip sektörlerin finansal baskıyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
ASIL TEHLİKE: ŞİRKETLERİN BORÇLARINI ÇEVİREMEZ HALE GELMESİ!
Ekonomik bir işletmenin ayakta kalabilmesi yalnızca satış yapmasına bağlı değil. Üretim maliyetlerini karşılaması, çalışanlarının ücretlerini ödemesi, tedarikçilerine olan yükümlülüklerini yerine getirmesi ve finansman giderlerini yönetebilmesi gerekiyor.
Finansman maliyetlerinin yüksekliği ve nakit akışındaki bozulma, bu zincirin herhangi bir halkasında yaşanan aksaklığın diğer alanlara da yayılmasına neden olabiliyor.
Konkordato retlerindeki ve iflas kararlarındaki artış, bu açıdan yalnızca hukuki süreçlerin istatistiği olarak görülmemeli. Veriler, şirketlerin borç ödeme kapasitesi ve ekonomik faaliyetlerini sürdürebilme gücü bakımından da yakından izlenmesi gereken bir tabloyu ortaya koyuyor.
İlk on ayda geçen yılın tamamını aşan iflas ve ret kararları, önümüzdeki döneme ilişkin risklerin daha dikkatli değerlendirilmesini gerektiriyor.
Çünkü ekonomik kriz yalnızca şirketlerin kapısına kilit vurulmasıyla ölçülmez. Üretimin durması, istihdamın daralması, ticari güvenin zayıflaması ve borç zincirinin kırılması da aynı tablonun parçalarıdır.
Ortaya çıkan rakamlar, Türkiye ekonomisinde şirketlerin ayakta kalma mücadelesinin giderek ağırlaştığını gösterirken, önümüzdeki aylarda konkordato ve iflas verilerinin nasıl bir seyir izleyeceği de ekonominin en önemli gündem başlıklarından biri olmaya aday.