ZAFER PARTİSİ MALATYA İL BAŞKANI SELÇUK HAN’DAN VECİZ VE TEKNİK ANALİZLER!
Malatya’nın borcu sadece para değil; geleceğinden, umudundan ve hakkından eksilendir!
Bir şehri yönetmek, o şehrin geleceğine hükmetmek değil; o geleceği korumak ve gelecek kuşaklara onurla teslim etmektir.
Malatya neden yıllardır hak ettiği yönetim anlayışına kavuşamıyor? Neden bu kadim şehir, sahip olduğu potansiyele rağmen sürekli borç, yönetim zaafı ve kaynak israfı tartışmalarıyla anılıyor? Neden yönetimlerin hatalarının bedelini, o yönetimleri seçen ya da seçmeyen bütün Malatyalılar ödemek zorunda kalıyor?
Bunlar yalnızca siyasi sorular değildir. Bunlar bir şehrin vicdanına, geleceğine ve adalet duygusuna yöneltilmiş sorulardır.
Sayıştay Başkanlığının Malatya Büyükşehir Belediyesine ilişkin 2025 yılı denetim raporunda yer alan bulgular, belediyenin mali yapısı, kamu kaynaklarının kullanımı, ihale süreçleri, taşınmazların yönetimi ve idari kadrolaşma konularında son derece ciddi sorunları gündeme taşımaktadır.
Zafer Partisi Malatya İl Başkanlığı olarak bu bulguları kamuoyuyla paylaşmayı bir siyasi tercih değil, Malatya halkına karşı taşıdığımız ahlaki ve vicdani sorumluluğun gereği olarak görüyoruz.
Çünkü kamu malı, yöneticilerin şahsi mülkü değildir. Belediye bütçesi, siyasi kadroların tasarruf alanı değildir. O bütçenin her kuruşunda işçinin alın teri, esnafın emeği, emeklinin vergisi, gencin geleceği ve çocukların hakkı vardır.
Bir belediyenin hesabı yalnızca muhasebe defterlerinde tutulmaz. Asıl hesap, o şehrin insanlarının hayatında görülür.
MALATYA'NIN GELECEĞİ BORÇLANDIRILIRKEN KİM HESAP VERECEK?
Sayıştay raporundaki en çarpıcı bulgulardan biri, belediyenin toplam borç stokunun yasal sınırı yaklaşık 2 milyar 955 milyon TL aşarak 16 milyar 305 milyon TL seviyesine ulaşmış olmasıdır.
Üstelik vadesinde ödenemeyen ve yapılandırılan banka kredileri nedeniyle belediye bütçesine yaklaşık 2 milyar 951 milyon TL ilave anapara ve faiz maliyeti yansımıştır.
Bir başka ifadeyle, geçmişte alınan borçların finansman yükü bugün Malatya'nın kaynaklarını tüketmektedir.
MOTAŞ'a nüfus, hat uzunluğu ve yolcu sayısı gibi kriterlere dayandırılmaksızın 835 milyon TL gelir desteği aktarılması; belediye ile MASKİ arasındaki hesaplarda milyarlarca liralık uyumsuzluk bulunması da mali yönetimin sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır.
Burada sormamız gereken soru çok açıktır:
Malatya bu kadar borçlanırken hangi kalıcı yatırımları kazanmıştır? Bu borçların karşılığında hangi eserler ortaya konulmuştur? Şehrin geleceğine yapılan hangi yatırımlar, bugün ödenen milyarlarca liralık faiz yükünü haklı çıkarabilir?
Borçlanmak bazen bir yatırımın gereği olabilir. Ancak yatırım üretmeyen, mali disiplinle yönetilmeyen ve gelecek kuşaklara ağır yük bırakan borçlanma, kalkınma değil, geleceğin tüketilmesidir.
KAMU MALI SAHİPSİZ DEĞİLDİR!
Raporda yer alan gayrimenkul ve ihale bulguları da ayrıca izaha muhtaçtır.
605,6 milyon TL kredi kullanılarak satın alınan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi'ndeki 91 iş yerinin 60'ının ihalesiz ve sözleşmesiz biçimde kullanıldığı, 31 iş yerinin ise atıl bırakıldığı tespit edilmiştir.
Belediyeye ait çeşitli taşınmazların işletme haklarının ihale yapılmaksızın belediye şirketlerine devredildiği, 3 bin 538 ticari plakanın ihalesiz ve süresiz kullandırıldığı raporda belirtilmiştir.
Bunlar basit idari eksiklikler olarak geçiştirilebilecek meseleler değildir.
Çünkü kamuya ait bir mülkün değeri yalnızca tapuda yazan rakam değildir. O mülk, Malatya halkının ortak servetidir. O servetin nasıl kullanıldığı, kimlere hangi şartlarla tahsis edildiği ve kamu yararının nasıl korunduğu her yurttaşın bilmesi gereken bir meseledir.
Bir şehrin ortak zenginliği, belli çevrelerin ayrıcalığına dönüştürülemez. Kamu mülkü, kamu yararı için vardır.
ŞEHRİN DOĞASI İHMAL EDİLİRSE GELECEĞİ DE İHMAL EDİLİR!
Arapgir, Arguvan, Kuluncak, Darende ve Yazıhan ilçelerinde evsel atıkların vahşi biçimde depolandığına ilişkin tespitler, çevre ve şehircilik yönetiminin de ciddi biçimde sorgulanmasını gerektirmektedir.
Altyapı kazılarından elde edilen yaklaşık 501 milyon TL'nin yasal zorunluluğa rağmen özel altyapı yatırım hesabında değerlendirilmediği, hafriyat dökümlerinin denetiminde yetersizlikler yaşandığı da raporda yer almaktadır.
Bir tarafta çevre sorunlarıyla mücadele etmeye çalışan vatandaşlar, diğer tarafta denetim eksikliklerine ilişkin resmi tespitler...
Oysa şehir yönetmek yalnızca asfalt dökmek, bina yapmak ve tören düzenlemek değildir. Şehir yönetmek; çocuklara temiz bir çevre, gençlere yaşanabilir bir gelecek, yaşlılara güvenli bir hayat bırakabilmektir.
Bir şehrin geleceği beton miktarıyla değil, insanına sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür.
LİYAKAT YOKSA ADALET, ADALET YOKSA GÜVEN OLMAZ!
Sayıştay raporunda iki daire başkanlığı ile 55 şube müdürlüğünün vekâleten veya yasal dayanağı bulunmayan tedviren görevlendirmelerle yürütüldüğüne ilişkin tespitler de bulunmaktadır.
Kamu yönetiminde liyakat, bir tercih değil, zorunluluktur.
Bir makama kimin hangi siyasi yakınlıkla geldiği değil, o görevi hangi bilgi, birikim ve yeterlilikle yerine getirdiği önemlidir.
Devlet yönetimi sadakat yarışına, belediyecilik ise kadro paylaşımına dönüştürülemez.
Çünkü liyakatsizliğin bedelini yöneticiler değil, hizmet alamayan vatandaş öder. Plansızlığın bedelini o şehrin esnafı, kaynak israfının bedelini emeklisi, borç yükünün bedelini ise henüz hayata yeni başlayan gençleri öder.
Yönetimde liyakat birilerinin ödülü değil, milletin hakkıdır.
BU TABLONUN SORUMLULUĞU KİMİN?
Burada önemli bir hususun altını özellikle çizmek istiyoruz.
Malatya Büyükşehir Belediyesinin bugünkü mali tablosunu yalnızca mevcut Belediye Başkanı Sayın Sami Er'e yüklemek adil ve gerçekçi değildir.
Bu şehir uzun yıllardır AKP'li belediye başkanları ve yönetimleri tarafından yönetilmiştir. Bugün karşımızda duran borç yükünün, idari alışkanlıkların ve birikmiş sorunların geçmişten bugüne uzanan bir geçmişi vardır.
Dolayısıyla geçmiş dönem yöneticilerinin de bu tablonun oluşmasındaki sorumlulukları açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ancak geçmişin yanlışları, bugünün yanlışlarına mazeret olamaz. Dün yapılan hatalar, bugün hesap vermekten kaçmanın gerekçesi haline getirilemez.
Belediye başkanları değişebilir, siyasi kadrolar değişebilir, yönetimler el değiştirebilir. Fakat kamu kaynaklarını koruma ve hesap verme sorumluluğu hiçbir zaman değişmez.
Belediyeye ait arazilerin borçların karşılığında başka kamu kurumlarına devredilmesi veya satılması gündeme geldiğinde de Malatya halkının hakkını sorgulamak, itiraz etmek ve şeffaflık istemek en doğal demokratik hakkımızdır.
Burada sorumuz şudur:
Malatya'nın hangi değerleri, hangi borçlar karşılığında elden çıkarılmaktadır? Bu işlemlerin ekonomik ve kamusal gerekçeleri nelerdir? Malatyalıların ortak mülkleri hakkında karar alınırken neden yeterli şeffaflık sağlanmamaktadır?
Üstelik benzer durumlarda başka belediyelere uygulanan denetim ve yaptırımların Malatya'da da aynı kararlılıkla uygulanıp uygulanmadığı kamuoyuna açıklanmalıdır.
Hukuk, belediyenin hangi parti tarafından yönetildiğine göre değişemez. Denetim, siyasi kimliğe göre şekillenemez. Adaletin ölçüsü iktidara yakınlık değil, hukuka uygunluktur.
YÖNETİCİLERİN HATALARININ FATURASI NEDEN HALKA KESİLİYOR?
Bugün Malatyalı vatandaşlarımız ağır bir ekonomik darboğazın içindedir.
İşçi geçim mücadelesi veriyor. Emekli ay sonunu getirmeye çalışıyor. Esnaf ayakta kalmanın hesabını yapıyor. Gençler geleceğini başka şehirlerde arıyor. Aileler çocuklarının eğitim ve yaşam giderlerini karşılamakta zorlanıyor.
Böylesi bir ekonomik ortamda belediyenin kaynaklarını verimli kullanamaması, mali disiplin sorunları ve faiz yükleri yalnızca belediye muhasebesinin meselesi değildir.
Bunların her biri, vatandaşın alacağı hizmetten, sosyal desteklerden, altyapı yatırımlarından ve şehrin gelişme imkânlarından eksilen değerlerdir.
Hiçbir yönetici, kendi yönetimindeki hataların bedelini halkın sosyal haklarını daraltarak ödetme hakkına sahip değildir.
Hiç kimse vatandaşın sırtına yeni yükler bindirirken kamu kaynaklarının hesabını vermekten kaçamaz.
Yöneticilik, makamın sağladığı imkânlardan yararlanmak değil, o makamın sorumluluğunu taşımaktır.
Malatya halkı yöneticilerine bir şehri emanet etmiştir. Bu emanet, siyasi ikbal için değil, gelecek kuşakların refahı için verilmiştir.
MALATYA'NIN İHTİYACI YENİ BİR YÖNETİM ANLAYIŞIDIR!
Zafer Partisi Malatya İl Başkanlığı olarak çağrımız yalnızca bugünkü belediye yönetimine değil, geçmişten bugüne bu tablonun oluşmasında sorumluluğu bulunan bütün yöneticileredir.
Malatya artık mazeret değil, çözüm istiyor.
Borçların gerekçesini değil, hesabını istiyor.
Siyasi sadakat değil, liyakat istiyor.
Kapalı kapılar ardında alınan kararlar değil, şeffaf yönetim istiyor.
Kişilere ve siyasi çevrelere ayrıcalık değil, herkes için eşit hukuk istiyor.
Bu şehir, depremin yaralarını sarmaya çalışırken bir de yönetim hatalarının yükünü taşımak zorunda değildir.
Malatya'nın çocukları, geçmişin yanlış kararlarının bedelini ödemek için doğmadı. Gençlerimiz, yılların yönetim zaaflarının gölgesinde yaşamak zorunda değil. Emeklilerimiz, alın terleriyle oluşan kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorguladıkları için suçlu hissettirilmemelidir.
Bizim mücadelemiz bir makamın, bir koltuğun ya da bir siyasi hesabın mücadelesi değildir. Bizim meselemiz Malatya'nın hakkıdır, hukukudur, geleceğidir.
Malatyalı hemşerilerimize soruyoruz:
Yıllardır aynı siyasi anlayışa emanet edilen yerel yönetimlerde artık değişim istemenin zamanı gelmedi mi?
Geçmişin hesabını sormadan geleceği kurabilir miyiz?
Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorgulamadan çocuklarımıza daha güzel bir Malatya bırakabilir miyiz?
Biz inanıyoruz ki Malatya'nın ihtiyacı yalnızca yeni yöneticiler değil, yeni bir yönetim ahlakıdır.
Bu değişimin en güçlü ve meşru adresi demokratik iradedir. Sandık, vatandaşın yalnızca oy kullandığı bir yer değil; yöneticilere hesap sorduğu, geleceğine sahip çıktığı ve iradesini ortaya koyduğu yerdir.
SON SÖZÜMÜZ MALATYA HALKINADIR!
Cumhuriyet, hiç kimsenin millete hükmetme ayrıcalığına sahip olmadığı; bütün yöneticilerin hukuk önünde sorumlu olduğu bir yönetim anlayışıdır.
Cumhuriyet bilinci, yalnızca sandığa gitmek değil, sandıktan çıkan iradeye rağmen de yöneticilerden hesap sorabilmektir.
Unutulmamalıdır ki makamlar geçicidir, siyasi iktidarlar geçicidir, koltuklar geçicidir. Ancak bir şehrin kaybettiği yılları, tükettiği kaynakları ve yitirdiği umutları geri getirmek kolay değildir.
Bir şehri yoksullaştıran yalnızca ekonomik kriz değildir; yanlış yönetim, liyakatsizlik, adaletsizlik ve hesap vermeme kültürü de o şehrin geleceğini yoksullaştırır.
Malatya sahipsiz değildir.
Bu şehrin insanı, kendi geleceği hakkında karar verecek iradeye, yanlışları sorgulayacak bilince ve değişimi gerçekleştirecek güce sahiptir.
Biz Zafer Partisi olarak Malatya'nın hakkını, hukukunu ve geleceğini savunmaya devam edeceğiz.
Çünkü bizim için siyaset, koltuk sahibi olmanın değil, milletin emanetine sahip çıkmanın adıdır.
· Bir belediyenin hesabı yalnızca muhasebe defterlerinde tutulmaz. Asıl hesap, o şehrin insanlarının hayatında görülür.
· Geçmişin yanlışları, bugünün yanlışlarına mazeret olamaz.
Malatya'nın geleceği hiçbir siyasi partinin tapulu malı değildir. Malatya, Malatyalılarındır!
Kamu kaynaklarının hesabı sorulacak, geçmişin sorumluluğu araştırılacak ve bu şehir hak ettiği yönetim anlayışına mutlaka kavuşacaktır.
Saygılarımızla.
Selçuk Han
Zafer Partisi Malatya İl Başkanı