48,9603$%0,19
55,8789€%0,29
64,9626£%0,40
6.768,87%0,75
11.017,00%0,18
Emeklilerin ekonomik koşullar karşısında yaşadığı sıkıntılar ve maaşlara yapılması beklenen ilave artışlar tartışılırken, sosyal güvenlik sisteminin çözüm bekleyen bir diğer önemli başlığı da yeniden gündeme taşındı. 1999 sonrasında sigortalı olan ve emeklilikte yaşa ve prim şartlarına ilişkin eşitsizliklerin giderilmesini isteyen milyonlarca kişinin gözü kulağı kademeli emeklilik düzenlemesinde.
TGRT Haber ekranlarında Pınar Işık Ardor’un sunduğu Bu Akşam programına katılan SGK Başuzmanı İsa Karakaş, konuya ilişkin değerlendirmelerinde dikkat çekici bir öngörüde bulundu. EYT düzenlemesinin kapsamı dışında kalan kesimlerin mağduriyetine işaret eden Karakaş, bugün için herhangi bir çalışma yapılmadığı yönündeki açıklamaların geleceğe ilişkin kesin bir gösterge olmadığını söyledi. Karakaş’a göre seçim takvimi yaklaştığında kademeli emeklilik yeniden siyasi gündemin önemli başlıklarından biri haline gelecek.
Programda yalnızca kademeli emeklilik değil, emekli aylıklarının iyileştirilmesine yönelik seçenekler de masaya yatırıldı. Emeklilere 10 bin ile 15 bin lira arasında seyyanen ödeme yapılması ihtimali değerlendirilirken, olası düzenlemelerde farklı kriterlerin dikkate alınabileceği belirtildi.
Gündeme gelen seçenekler arasında emeklilerin ödediği toplam prim gününün, çalışma hayatında geçirdiği sürenin ve yaşının belirleyici olması yer aldı. Ayrıca çalışmaya devam eden emeklilerle herhangi bir işte çalışmayan emekliler arasında farklı bir uygulamaya gidilmesi ihtimali de tartışıldı.
SGK Uzmanı Murat Bal’ın da değerlendirmelerde bulunduğu programda, emeklilik sisteminin yalnızca maaş artışları üzerinden değil, mevcut uygulamaların ortaya çıkardığı eşitsizlikler bakımından da ele alınması gerektiği vurgulandı.
Kademeli emeklilik beklentisinin temelinde, EYT düzenlemesinin kapsamı dışında kalan sigortalıların yaşadığı mağduriyet bulunuyor. Programda bu konuya açıklık getiren İsa Karakaş, EYT yasası hazırlanırken düzenlemenin öncesi ve sonrasındaki etkilerin yeterince değerlendirilmediğini savundu.
Söz konusu yasanın yalnızca dört maddelik bir düzenlemeyle hayata geçirilmesinin önemli boşluklar doğurduğunu belirten Karakaş, sosyal güvenlik sisteminde yapılacak değişikliklerin istihdamdan sağlığa, mali dengelerden toplumsal adalete kadar geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini ifade etti.
Karakaş, geçmişte konuyla ilgili komisyon çalışmalarında da bu eksiklikleri dile getirdiğini belirterek, bugün yaşanan kademeli emeklilik tartışmasının yapılan düzenlemenin sonuçlarından kaynaklandığını söyledi. Ona göre mesele yalnızca daha erken emekli olabilmek değil, benzer koşullarda çalışan vatandaşlar arasında ortaya çıkan farklılıkların giderilmesi.
Karakaş’ın üzerinde durduğu en önemli noktalardan biri, sosyal güvenlik sistemindeki geçiş tarihlerinin yarattığı farklılıklar oldu. 2008 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformuyla 2035 yılına kadar uzanan bir kademeli geçiş takvimi oluşturulduğunu hatırlatan Karakaş, buna karşın 1999 ile 2008 arasındaki dönemde sigortalı olanlar için benzer bir geçiş mekanizmasının bulunmadığını dile getirdi.
Özellikle sigorta başlangıç tarihinin birkaç gün, hatta birkaç saat farklı olmasının yıllarca emeklilik beklemek zorunda kalmaya yol açabildiğine dikkat çeken Karakaş, geçmişte işe giriş bildirgelerinin elden verildiği dönemde yaşanan gecikmelerin de vatandaşların hayatını etkilediğini anlattı.
İşverenin veya muhasebecinin bildirgeyi bir gün geç teslim etmesi gibi nedenlerle sigorta başlangıcının değişebildiğini belirten Karakaş, bu tür teknik farklılıkların insanların emeklilik hakları üzerinde ağır sonuçlar doğurmasının kabul edilebilir olmadığını savundu. Bu nedenle kademeli emekliliğin aynı zamanda bir hak ve adalet meselesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Kademeli emeklilik konusunda mevcut siyasi açıklamalara rağmen beklentisini değiştirmediğini belirten Karakaş, seçim dönemine ilişkin dikkat çeken bir tahminde bulundu.
Konu hakkında kapsamlı bir rapor hazırladıklarını da aktaran Karakaş, düzenlemenin şu anda gündemde olmadığı yönündeki açıklamaların kendisi açısından belirleyici olmadığını ifade etti.
Karakaş, beklentisini şu sözlerle dile getirdi:
“Benim öngörüm net: Şu anda ‘kademeli emeklilik çıkmayacak, çalışma yok’ demelerinin hiçbir önemi yok. Seçimler yaklaştığı zaman emeklilikte kademenin çıkacağını ben öngörüyorum. Bu konuda benim hiçbir şüphem yok.”
Bu açıklama, kademeli emeklilik bekleyen milyonlarca kişi açısından yeni bir beklenti oluştururken, düzenlemenin hangi koşullarda ve ne zaman gündeme gelebileceği sorusunu da yeniden tartışmaya açtı.
Karakaş’ın açıklamalarında öne çıkan bir diğer başlık ise kademeli emeklilik talebini dile getiren sivil toplum kuruluşlarının kamuoyu oluşturma gücü oldu. Bu alanda faaliyet gösteren temsilcilerin çalışmalarını olumlu bulduğunu belirten Karakaş, özellikle sosyal medya ve kamuoyu iletişiminde daha etkili bir mücadele yürütülmesi gerektiğine işaret etti.
Geçmişte EYT mücadelesinin başlangıçta yeterince büyük görülmediğini, ancak zamanla milyonlarca kişiyi ilgilendiren bir toplumsal talebe dönüştüğünü hatırlatan Karakaş, bu sürecin karar alıcıların yaklaşımını değiştirdiğini anlattı.
EYT döneminde bir komisyon toplantısında kendisine aktarılan değerlendirmeleri örnek gösteren Karakaş, o günlerde mağdur grubun yalnızca birkaç bin kişiden ibaret olduğunun düşünüldüğünü, kendisinin ise milyonlara ulaşan bir kitlenin bulunduğuna dikkat çektiğini söyledi.
Karakaş, kademeli emeklilik bekleyenlerin de benzer bir süreçten geçebileceğini belirterek, taleplerin daha geniş kitlelere ulaştırılmasının önemini şu sözlerle vurguladı:
“Emeklilikte kademe bekleyen STK temsilcileri çok iyi çalışıyor ancak sosyal medyada çok zayıf olduklarını söyleyebiliriz. Bu mesajı durup dururken söylemedim. Geçmişte bir komisyon toplantısında ‘EYT’nin çok büyük bir kapasitesi var’ dediğimde, orada oturanlar ‘EYT’liler 3-5 bin kişi’ dediler. Biz de ‘EYT’lilerin 1 milyonluk grupları var’ dedik. Dolayısıyla o zaman karar alıcıları ikna etme durumu oluştu. Tecrübelerimize dayanarak konuşuyoruz; seçim sürecine doğru örgütlü şekilde seslerini duyurmaları belirleyici olacaktır.”
NE AKP NE ERDOĞAN KENDİ TABANINI İKNA EDEMİYOR ARTIK!
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.