DOLAR

48,9603$%0,19

EURO

55,8789€%0,29

STERLİN

64,9626£%0,40

GRAM ALTIN

6.768,87%0,75

ÇEYREK ALTIN

11.017,00%0,18

Malatya AZ BULUTLU 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • malatyahaber.com.tr
  • Asayiş
  • MEKKE ANLAŞMASI’NIN İLK MADDESİ MECLİSTE KABUL EDİLDİ! BUNUN MEKKE, KÂBE, İSLAM VE MÜSLÜMANLA ALAKASI YOK!

MEKKE ANLAŞMASI’NIN İLK MADDESİ MECLİSTE KABUL EDİLDİ! BUNUN MEKKE, KÂBE, İSLAM VE MÜSLÜMANLA ALAKASI YOK!

“Dışı yerli ve millî görünen, içi Amerikancı!

Tamamen ABD ve İsrail projesi olduğu ve (BOP) Büyük Ortadoğu plan ve projesinin sinsi bir ayağı olduğu apaçık ortadadır. Mekke’yi, Medine’yi, Arabistan’ı, Pakistan, Mısır ve hatta tüm Ortadoğu’yu semirip sömürün, altını üstüne getiren; her türlü fitne tohumunu eken ve var olan tüm terör örgütlerini kuran İsrail ve ABD korusun Mekke, Medine, Arabistan ve Mısır’ı

IŞİD, DAEŞ, EL NÜSRA, EL KAİDE, BOKO HARAM, HAMAS, EL FETİH, TALİBAN, PKK VE DAHA NİCELERİNİN KURUCUSU, FİNANSE EDEN VE YÖNETENİNİN ABD VE İSRAİL OLDUĞU AKLINI KULLANAN HERKESİN EN İYİ BİLDİĞİ KONULARIN EN BAŞINDA GELMEKTEDİR!

Mekke adının kullanılması, bir anlaşmanın kendiliğinden İslam dünyasının ortak çıkarlarını temsil ettiği anlamına gelmez. Aynı şekilde “ortak savunma” ifadesi de Türkiye’nin üstleneceği yükümlülüklerin sorgulanmasını gereksiz kılmaz.

Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı tarafından 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması’nın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifinin birinci maddesi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

TBMM Genel Kurulu’nda, Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı tarafından 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan, taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı bir silahlı saldırının tüm taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edildiği “Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması”na ilişkin kanun teklifi görüşüldü.

Teklifin birinci maddesi kabul edildi.

Genel Kurul’un kapanması nedeniyle diğer maddelerle ilgili görüşmelere yarın devam edilecek.

MUHALEFETTEN “SAVAŞ İTTİFAKI” TEPKİSİ

Görüşmelerde muhalefet milletvekilleri, anlaşmanın Türkiye’yi askerî yükümlülük altına sokmasına ve 10 yıl boyunca olağan çekilme imkânını ortadan kaldırmasına tepki göstermişti. Butlan CHP’si ve MHP anlaşmaya destek vereceklerini açıklamıştı.

YENİ PARTİLİ EMİR: MEHMETÇİĞİ YEMEN ÇÖLLERİNE GÖNDERMEK İÇİN BU ANLAŞMAYI GETİRDİLER

YENİ Parti Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Murat Emir, anlaşmanın Türkiye’yi Yemen’de askerî yükümlülük altına sokacağını belirterek, “Trump’tan meşruiyet almak adına, Trump bunların sırtını sıvazlasın diye Mehmetçiği Yemen çöllerine göndermek için bu anlaşmayı getirdiler” dedi.

Anlaşmanın 10 yıl boyunca olağan çekilme imkânını sınırladığına dikkat çeken Emir, “En fazla bir yılınız kaldı. Siz geçicisiniz. Siz böyle bir anlaşma yapamazsınız” ifadelerini kullandı. Emir, anlaşmayı “ihanet seviyesinde” olarak nitelendirirken, Türkiye’nin Filistin politikasına da zarar verdiğini söyledi.

İYİ PARTİLİ TÜRKKAN: TÜRKİYE NEDEN 10 YIL BOYUNCA BU YÜKÜMLÜLÜĞÜ ÜSTLENİYOR?

İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Türkiye’nin Pakistan ve Suudi Arabistan’la savunma iş birliğine karşı olmadıklarını ancak anlaşmanın mevcut hâlinin yeterli hukuki güvence içermediğini söyledi.

Anlaşmanın 16’ncı maddesindeki süresiz yürürlük hükmüne ve tarafların ilk 10 yıl boyunca olağan çekilme mekanizmasını kullanamayacak olmasına tepki gösteren Türkkan, “Orta Doğu’da on yıl içinde kaç tane savaş olabilir, kaç hükûmet değişebilir, kaç ittifak kurulup dağılabilir? Bütün bunlar belirsizken Türkiye neden on yıl boyunca bu anlaşmadan doğal yolla çekilmeyeceği bir yükümlülük altına giriyor?” diye sordu.

İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun da tamamen askerî hükümler içeren anlaşmanın neden TBMM Millî Savunma Komisyonu’nda görüşülmediğini sorguladı. Ergun, Türkiye’nin hangi koşullarda askerî destek vermek zorunda kalacağının ve bu desteğin sınırlarının açıklanması gerektiğini söyledi.

YENİ YOL PARTİLİ KARAL: ASKERÎ SORUMLULUĞUN KOŞULLARI AÇIKLANMALI

Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal, anlaşmanın asker gönderme ve Meclis denetimine ilişkin hükümlerinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Anlaşmanın bir ülkeye yönelik silahlı saldırının üç ülkeye yapılmış sayılmasını ve derhal yardımı öngördüğünü hatırlatan Karal, “Bu yardımın kapsamına kim, nasıl karar verecek? Ülkeler arasında görüş ayrılığı çıkarsa ne olacak? Türkiye hangi şartlarda askerî sorumluluk üstlenecek? Bunların açıkça belirlenmesi gerekiyor” dedi.

Karal, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yurt dışına gönderilmesinde Anayasa’nın 92’nci maddesinin nasıl uygulanacağının da netleştirilmesini istedi.

DEM PARTİLİ AKÇA CUPOLO: GÖZÜMÜZ KAPALI SAVAŞA GİTMEYİ REDDEDİYORUZ

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, anlaşmaya karşı olduklarını belirterek, “Gözümüz kapalı bir şekilde savaşa gitmeyi reddediyoruz” dedi.

Bölgesel ve küresel ölçekte büyüyen çatışmalara dikkat çeken Cupolo, yeni askerî paktların savaş riskini artırdığını söyledi. Anlaşmanın olası sonuçlarından en çok yoksul kesimlerin etkileneceğini belirten Cupolo, “En yoksulların savaş meydanlarına sürüleceği ve hiç yere ölecekleri paktlara karşıyız” ifadelerini kullandı.

EMEP’Lİ BAYHAN: DIŞI YERLİ VE MİLLÎ, İÇİ AMERİKACI OLAN SAVAŞ İTTİFAKINA HAYIR

Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’la oluşturduğu ittifakın ABD’nin Orta Doğu politikalarından bağımsız olmadığını söyledi. Bayhan, “ABD emperyalistlerinin ipiyle kuyuya inilmez” dedi.

ABD’nin Orta Doğu’yu yeniden şekillendirmeye çalıştığını belirten Bayhan, Mekke Anlaşması’nı bu politikanın bir parçası olarak değerlendirdi. Bayhan, Türkiye’nin “yerli ve millî” söylemiyle ABD ile işbirliğine yöneltildiğini belirterek, “Dışı yerli ve millî görünen, içi Amerikancı olan bu paylaşım siyasetine, savaş ittifakına prim vermeyelim” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin gençlerinin Suudi Arabistan için ya da başka halkların gençleriyle karşı karşıya gelerek kan dökmesini gerektirecek bir ittifaka ihtiyacı olmadığını söyleyen Bayhan, anlaşmaya karşı çıktıklarını belirtti.

MHP’DEN ANLAŞMAYA DESTEK

MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın ise anlaşmaya destek vereceklerini açıkladı. Anlaşmanın taraf ülkeler arasındaki güven, iş birliği ve dayanışmayı artıracağını söyleyen Aydın, düzenlemenin herhangi bir ülkeyi hedef almadığını ve bölgesel barış ile istikrara katkı sunmayı amaçladığını ifade etti.

Aydın, kolektif savunma hükmünün kendiliğinden devreye girmeyeceğini, bu konuda tarafların istişareleri sonucunda mutabakata varılacağını söyledi.

MEKKE ANLAŞMASI’NIN İLK MADDESİ MECLİSTE KABUL EDİLDİ! BUNUN MEKKEYLE, KÂBE, MEDİNE, İSLAM VE MÜSLÜMAN İLE ZERRE KADARE ALAKASI YOK!

Tamamen ABD ve İsrail projesi olduğu ve (BOP) Büyük Ortadoğu plan ve projesinin sinsi bir ayağı olduğu apaçık ortadadır. Mekke’yi, Medine’yi, Arabistan’ı, Pakistan, Mısır ve hatta tüm Ortadoğu’yu semirip sömürün, altını üstüne getiren; her türlü fitne tohumunu eken ve var olan tüm terör örgütlerini kuran İsrail ve ABD korusun Mekke, Medine, Arabistan ve Mısır’ı

IŞİD, DAEŞ, EL NÜSRA, EL KAİDE, BOKO HARAM, HAMAS, EL FETİH, TALİBAN, PKK VE DAHA NİCELERİNİN KURUCUSU, FİNANSE EDEN VE YÖNETENİNİN ABD VE İSRAİL OLDUĞU AKLINI KULLANAN HERKESİN EN İYİ BİLDİĞİ KONULARIN EN BAŞINDA GELMEKTEDİR!

TBMM Genel Kurulu, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve kamuoyunda “Mekke Anlaşması” olarak anılan ortak savunma düzenlemesinin ilk maddesini kabul etti. Ancak anlaşmanın adı ve taraflarının kimliği kadar, Türkiye’yi nasıl bir askerî ve siyasi yükümlülüğün içine sokabileceği de tartışma konusu oldu.

7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması’nın uygun bulunmasına ilişkin kanun teklifinin görüşmeleri Genel Kurul’da devam etti. Birinci maddenin kabul edilmesinin ardından oturum sona erdi; diğer maddelerin görüşülmesinin ertesi gün sürdürülmesi kararlaştırıldı.

Anlaşmanın temel hükümlerinden biri, taraflardan herhangi birine dışarıdan yöneltilecek silahlı saldırının diğer taraflara da yapılmış kabul edilmesini öngörüyor. Bu yaklaşım, ilk bakışta ortak savunma ve dayanışma çerçevesinde değerlendirilse de Türkiye’nin bölgesel çatışmalara hangi koşullarda taraf olabileceği sorusunu beraberinde getiriyor. Ucu açık ve sorumluluk sınırları belirsiz olan bu anlaşma Türkiye ve Mehmetçik için bir felakete bile dönüşebilir.

MEKKE ADIYLA SUNULAN ANLAŞMANIN ASIL TARTIŞMASI: TÜRKİYE HANGİ JEOPOLİTİK DENKLEMİN İÇİNE GİRİYOR?

Anlaşmaya yönelik eleştirilerin odağında, düzenlemenin dinî ve tarihî çağrışımlar taşıyan adından ziyade, ortaya çıkarabileceği askerî sonuçlar bulunuyor. Muhalefet milletvekilleri, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’la savunma iş birliği kurmasına kategorik olarak karşı çıkmaktan çok, bu iş birliğinin sınırlarının, yükümlülüklerinin ve muhtemel sonuçlarının yeterince açıklanmadığını savundu.

Tartışmanın daha geniş boyutunda ise Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in politikaları, bölgedeki askerî dengeler ve yeni ittifakların bu güç mücadelesindeki yeri bulunuyor. Anlaşmanın söz konusu politikalarla bağlantılı olduğu yönündeki değerlendirmeler siyasi eleştiri niteliği taşırken, bu ilişkinin somut dayanaklarının kamuoyuna açıklanması da önem taşıyor.

Çünkü Türkiye’nin güvenlik politikası, yalnızca imzacı ülkeler arasındaki ilişkilerden ibaret değil. Atılacak her askerî ve diplomatik adımın, bölgedeki diğer aktörlerle ilişkiler ve Türkiye’nin bağımsız karar alma kapasitesi üzerindeki etkileri de hesaba katılmalı.

ON YILLIK BAĞLAYICILIK TARTIŞMASI: TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE KİM KARAR VERECEK?

Muhalefetin en önemli itirazlarından biri, anlaşmanın süresi ve tarafların olağan çekilme imkânlarına ilişkin hükümler oldu. Özellikle ilk 10 yıl boyunca normal çekilme mekanizmasının kullanılamayacağına ilişkin düzenleme, Türkiye’nin gelecekte değişebilecek bölgesel koşullar karşısında hareket alanını ne ölçüde koruyabileceği sorusunu gündeme getirdi.

YENİ Parti Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Murat Emir, anlaşmanın Türkiye’yi Yemen’de askerî sorumluluk altına sokabileceğini savundu. Emir, düzenlemeyi ABD Başkanı Donald Trump yönetiminden siyasi meşruiyet elde etme arayışıyla ilişkilendirerek, “Trump’tan meşruiyet almak adına, Trump bunların sırtını sıvazlasın diye Mehmetçiği Yemen çöllerine göndermek için bu anlaşmayı getirdiler” dedi.

Anlaşmanın uzun süreli bağlayıcılığına da tepki gösteren Emir, “En fazla bir yılınız kaldı. Siz geçicisiniz. Siz böyle bir anlaşma yapamazsınız” ifadelerini kullandı. Emir, düzenlemeyi ağır sözlerle eleştirirken Türkiye’nin Filistin politikasına zarar verebileceğini de ileri sürdü.

İYİ PARTİ: SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ BAŞKA, ON YILLIK MECBURİYET BAŞKA

İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Pakistan ve Suudi Arabistan’la savunma alanında iş birliği yapılmasına karşı olmadıklarını, ancak mevcut metnin Türkiye açısından yeterli güvenceleri içermediğini söyledi.

Türkkan, anlaşmanın 16’ncı maddesindeki süresiz yürürlük hükmüne ve ilk 10 yıl boyunca olağan çekilme yolunun kapalı olmasına dikkat çekti. Ortadoğu’da önümüzdeki on yılda yaşanabilecek savaşları, hükûmet değişikliklerini ve yeni ittifakları hatırlatan Türkkan, Türkiye’nin bu kadar uzun süreli bir yükümlülüğü neden üstlendiğinin açıklanmasını istedi.

İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun da askerî hükümler içeren anlaşmanın TBMM Millî Savunma Komisyonu’nda neden ele alınmadığını sorguladı. Ergun, Türkiye’nin hangi koşullarda askerî destek vermek zorunda kalacağının ve bu desteğin sınırlarının açık biçimde belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

ASKER GÖNDERME KARARI NASIL ALINACAK? MECLİS DENETİMİ NE OLACAK?

Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal, anlaşmanın Türkiye’ye yükleyebileceği askerî sorumlulukların belirsiz bırakılmaması gerektiğini belirtti.

Bir ülkeye yönelik silahlı saldırının üç ülkeye birden yapılmış sayılmasını ve tarafların birbirlerine yardım etmesini öngören hükümlere dikkat çeken Karal, bu yardımın kapsamının kim tarafından belirleneceğini ve taraflar arasında görüş ayrılığı yaşanması hâlinde nasıl hareket edileceğini sordu.

Karal ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yurt dışına gönderilmesine ilişkin Anayasa’nın 92’nci maddesinin bu anlaşma kapsamında nasıl uygulanacağının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Bu itirazların merkezinde, Türkiye’nin askerî kararlarının hangi koşullarda alınacağı ve TBMM’nin denetim yetkisinin nasıl korunacağı sorusu bulunuyor. Ortak savunma adı altında oluşturulan bir mekanizmanın, Türkiye’nin kendi güvenlik ve dış politika önceliklerinin önüne geçmemesi gerektiği vurgulanıyor.

DEM PARTİ: BÖLGESEL GERİLİMİ ARTIRACAK YENİ ASKERÎ PAKTLARA KARŞIYIZ

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, anlaşmaya karşı olduklarını belirterek, “Gözümüz kapalı bir şekilde savaşa gitmeyi reddediyoruz” dedi.

Bölgesel ve küresel ölçekte büyüyen çatışmaların yeni askerî ittifaklarla daha da derinleşebileceğini savunan Cupolo, bu tür düzenlemelerin bedelini öncelikle yoksul halkların ödeyeceğini söyledi.

Cupolo, “En yoksulların savaş meydanlarına sürüleceği ve hiç yere ölecekleri paktlara karşıyız” ifadelerini kullandı.

Bu itiraz, anlaşmanın yalnızca devletler arasındaki diplomatik ilişkiler bakımından değil, olası bir çatışmanın toplumsal ve insani sonuçları açısından da değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

EMEP: ORTADOĞU’NUN YENİDEN PAYLAŞIMINDA TÜRKİYE’YE NASIL BİR ROL BİÇİLİYOR?

Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’la oluşturduğu savunma mekanizmasının İsrail ve ABD’nin Ortadoğu politikalarından bağımsız ele alınamayacağını savundu.

ABD’nin bölgedeki etkisini ve Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme girişimlerini eleştiren Bayhan, Mekke Anlaşması’nı bu güç mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirdi. “İsrail ve ABD emperyalistlerinin ipiyle kuyuya inilmez” diyen Bayhan, anlaşmanın Türkiye’yi ABD politikalarıyla uyumlu bir askerî çizgiye yöneltebileceğini ileri sürdü.

Bayhan, “Dışı yerli ve millî görünen, içi Amerikancı olan bu paylaşım siyasetine, savaş ittifakına prim vermeyelim” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin gençlerinin başka ülkelerin çıkarları uğruna savaşmak zorunda bırakılmaması gerektiğini söyleyen Bayhan, anlaşmaya karşı olduklarını açıkladı.

MHP’DEN DESTEK: ANLAŞMA BÖLGESEL BARIŞ VE DAYANIŞMAYA HİZMET EDECEK

MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın ise düzenlemeye destek vereceklerini bildirdi. Aydın, anlaşmanın taraf ülkeler arasındaki güveni, iş birliğini ve dayanışmayı güçlendireceğini savundu.

Anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını ve bölgesel barış ile istikrara katkı sunmayı amaçladığını belirten Aydın, kolektif savunma hükmünün otomatik biçimde devreye girmeyeceğini, tarafların istişare ederek mutabakata varmasının gerekeceğini söyledi.

ASIL SORU: TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ Mİ, BÖLGESEL GÜÇ MÜCADELESİ Mİ?

Mekke Anlaşması’nın ilk maddesinin kabul edilmesiyle birlikte tartışma, Meclis’teki oylamanın ötesine taşındı. Türkiye’nin hangi ülkelerle, hangi amaçlarla ve ne ölçüde askerî yükümlülük üstleneceği sorusu artık daha fazla açıklık gerektiriyor.

Anlaşmayı savunanlar bölgesel dayanışma ve ortak savunma vurgusu yaparken, karşı çıkanlar uzun süreli yükümlülüklerin Türkiye’nin bağımsız karar alma imkânını daraltabileceğini ve ülkeyi Ortadoğu’daki çatışmaların içine çekebileceğini dile getiriyor.

Öte yandan ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarının, yeni askerî ittifakların oluşumunda nasıl bir rol oynadığı da kamuoyunun sorgulaması gereken başlıklardan biri. Bu konudaki siyasi iddiaların somut verilerle tartışılması, anlaşmanın gerçek kapsamının ve muhtemel sonuçlarının ortaya konulması açısından önem taşıyor.

Mekke adının kullanılması, bir anlaşmanın kendiliğinden İslam dünyasının ortak çıkarlarını temsil ettiği anlamına gelmez. Aynı şekilde “ortak savunma” ifadesi de Türkiye’nin üstleneceği yükümlülüklerin sorgulanmasını gereksiz kılmaz.

Türkiye’nin güvenliği, gençlerinin geleceği ve bölgedeki barış bakımından belirleyici olan; anlaşmanın adı değil, hangi siyasi ve askerî sonuçları doğuracağıdır. Bu nedenle Meclis’te kabul edilen her madde, yalnızca diplomatik bir iş birliği olarak değil, Türkiye’nin uzun vadeli bağımsızlığı ve bölgesel politikaları açısından da bütün yönleriyle değerlendirilmelidir.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

FON VURGUNU VE FON HIRSIZLIĞI DİNİ İCAZETTE ALMIŞ!

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.