44,7216$% 0.23
52,4841€% 0
60,3185£% 0.34
6.806,69%-0,08
11.117,00%-1,93
13 Nisan 2026 Pazartesi
Namuslu Olmak ve Cemil Ağabey
TÜRKİYE TIKANDI VATANDAŞ HİÇ BİR PARTİYE GÜVENMİYOR!
SAVAŞIN SAFLARI: İRAN-İSPANYA VEYA TRUMP-NETANYAHU
TEMEL’ler BİN YAŞASIN
DEPREMİN ÜZERİNDEN 4. YIL GEÇİYOR VE MALATYA'DA SEFALET YAŞANIYOR!
Bu kez başka bir itiraz, ABD gibi Anglo Sakson ülke İngiltere’den geldi. Hatta ABD’yi var eden İngiltere, ABD’nin bağımsızlığını ilan ettiği Amerikan Bağımsızlık Savaşı, 1775–1783 tarihinden bu yana zaman zaman gizli ve zaman zaman da aşikâr olan hırs ve rekabet bu kez Hürmüz Boğazı üzerinden görünür kıldı kendisini
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, BBC Radio 5’e yaptığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı’nın dünya ekonomisi açısından kritik önemde bir enerji geçiş noktası olduğunu belirterek, İngiltere’nin yaklaşımının boğazı kapatmak değil açık tutmak olduğunu söyledi.
Starmer, ABD’nin boğazda uygulamayı planladığı abluka kararına ilişkin, “Müttefiklerimizle boğazı kapatmaya değil, açmaya çalışıyoruz. Biz ablukayı desteklemiyoruz. Bizim açımızdan tüm diplomatik, siyasi ve kapasiteye yönelik hazırlıklar boğazın açık tutulmasına odaklanmış durumda.” dedi.
Başbakan, İngiltere’nin diplomatik ve askeri hazırlıklarını enerji akışının kesintisiz sürmesi hedefi doğrultusunda şekillendirdiğini ifade etti.
Starmer, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte sonuçlar doğuracağını belirterek, petrol ve doğal gaz sevkiyatında yaşanacak aksamanın doğrudan tüketicilere yansıyacağını söyledi.
Boğazın kapalı kalmasının piyasalara yeterli enerji arzının ulaşamaması anlamına geleceğini kaydeden Starmer, “Bu da fiyatların artması, bizi şu an dinleyen herkesin daha yüksek enerji faturasıyla karşılaşabileceği anlamına geliyor. Böyle olmasını istemiyorum. Enerji faturalarının sabitlenmesini ve düşmesini istiyorum. Bu yüzden boğazın açık kalması çok hayati.” ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, son günlerde yükselişe geçen petrol fiyatları ve akaryakıt maliyetlerine ilişkin kaygıların arttığı bir dönemde geldi.
İngiltere Başbakanı, Hürmüz Boğazı çevresinde mayınlar ve İran’a ait dron tehditlerine karşı hava ve deniz unsurlarının görev yapmayı sürdüreceğini belirtti.
Starmer, bu faaliyetlerin temel amacının deniz trafiğinin güvenliğini sağlamak ve uluslararası enerji koridorunun açık kalmasını temin etmek olduğunu dile getirdi.
Bölgede yükselen tansiyonun doğrudan bir çatışmaya dönüşmesi ihtimaliyle ilgili de konuşan Starmer, Londra yönetiminin savaşın tarafı olmayacağını net biçimde ifade etti.
Üzerinde çatışmalara katılma yönünde baskı bulunduğunu belirten Starmer, “Gerçekten üzerimde ciddi bir baskı var ancak baskı ne olursa olsun savaşa sürüklenmediğimiz konusunda çok net konuşuyorum. İngiltere savaşa sürüklenmiyor. Bu bizim ulusal çıkarımıza değil. Yasal temeli olmayan, ciddi ve net bir plan olmadığı sürece böyle olacak.” dedi.
Başbakan, İngiltere’nin ulusal çıkarlarının diplomatik çözüm ve enerji yollarının açık tutulmasından geçtiğini vurguladı.
ABD-İsrail ile İran arasında süren çatışmalar nedeniyle Basra Körfezi’nin dünya enerji arzındaki rolü yeniden gündemin merkezine yerleşti. Basra Körfezi’nin ağzında bulunan Hürmüz Boğazı, Orta Doğu’daki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden dünya pazarlarına ulaştırıldığı en kritik geçiş noktalarından biri olarak öne çıkıyor.
Pakistan’da 11 Nisan’da gerçekleştirilen ve yaklaşık 21 saat süren İran-ABD görüşmeleri sonuçsuz kalırken, taraflar anlaşmazlık başlıklarından birinin Hürmüz Boğazı olduğunu duyurmuştu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise Türkiye saatiyle 17.00 itibarıyla İran limanlarına giren veya çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatılacağını açıklamıştı.
Bu gelişmelerin ardından İngiltere’nin “ablukaya değil boğazın açılmasına odaklı” tutumu, müttefikler arasında yaklaşım farklılıklarını da görünür hale getirdi.
Ankara Adliyesi’nde soruşturma dosyalarına ait emanet paraları kullandığı tespit edilen zabıt katibi O.Ç. hakkında “zincirleme şekilde zimmet” suçundan iddianame hazırlandı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, O.Ç’nin görev yaptığı Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nda, adli emanete alınan paralar üzerinde yetki ve sorumluluğu bulunduğu belirtildi. Buna rağmen şüphelinin, dosyalara ait emanet paraları usule aykırı şekilde alarak kişisel ihtiyaçları için kullandığı tespit edildi.
Soruşturma süreci, O.Ç’nin babası S.Ç’nin Yazı İşleri Müdürü B.K’yi arayarak durumu bildirmesiyle başladı. Ertesi gün adliyeye gelen baba ve oğlu, yetkililerle yaptıkları görüşmede durumu anlattı. Baba S.Ç, oğlunun bir süredir içine kapandığını ve emanet paraları kullandığını kendisine itiraf ettiğini aktardı.
Şüpheli O.Ç. ifadesinde, 2024 yılında Ankara’ya tayin olduktan sonra artan borçlarını kapatmak amacıyla sanal bahis oynamaya başladığını söyledi. Parası kalmayınca adli emanetteki paraları alıp daha sonra yerine koymayı planladığını belirten O.Ç, paranın bir kısmını banka hesabı üzerinden kullandığını, büyük bölümünü ise bahis oynarken kaybettiğini ifade etti.
İddianamede, şüphelinin farklı tarihlerde toplam 501 bin 860 lira ile birlikte 350 dolar ve 60 sterlini zimmetine geçirdiği kaydedildi. O.Ç’nin aldığı paralarla ilgili notlar tuttuğu ve bu notların fotokopisinin dosyaya sunulduğu da belirtildi.
Soruşturma kapsamında kamu zararının giderilmesi için şüpheliye tebligat yapıldığı, bunun üzerine 29 Ocak’ta söz konusu tutarın ilgili dosyalara yatırılarak Adli Emanet Bürosu’na teslim edildiği bilgisine yer verildi. Şüpheli O.Ç. ifadesinde suçlamaları kabul ederken, zararı karşılamak istediğini belirtti.
İddianamede, eylemin farklı zamanlarda tekrarlanması nedeniyle “zincirleme zimmet” kapsamında değerlendirildiği, ayrıca zararın giderilmiş olması nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının da hukuki olarak değerlendirildiği ifade edildi.
Kanada Başbakanı Mark Carney, Montreal’de düzenlenen Liberal Parti ulusal kongresinde yaptığı konuşmada, ABD’ye ekonomik ve askeri bağımlılığı azaltma hedefini bir kez daha güçlü sözlerle dile getirdi. Donald Trump yönetiminin gümrük tarifeleri ve sert çıkışlarının gölgesinde konuşan Carney, Kanada ordusunun harcamalarının büyük bölümünün ABD’ye yöneldiği dönemin sona erdiğini belirterek, ülkesinin savunma ve ekonomi politikalarında daha bağımsız bir çizgiye yöneleceğinin mesajını verdi. Pazartesi günü yapılacak kritik ara seçimler öncesinde binlerce partiliye seslenen Carney’nin bu çıkışı, hem seçim kampanyasının hem de Washington-Ottawa hattındaki gerilimin en dikkat çekici başlıklarından biri oldu.
Düpedüz haraç kesimine artık dur diyeceğiz! Her bir doların 70 senti gibi korkunç bir rakama ABD tarafından el konuluyor olması nasıl büyük bir felaket olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergileri ve ilhak tehditlerinin gölgesinde geçen zorlu bir seçim kampanyasının ardından partisini ipten alıp yeniden iktidara taşıyan Carney, ekonomik egemenlik konusunda net mesajlar verdi.
Kongre salonunu dolduran binlerce partiliye hitap eden Başbakan Carney, “Kanada ordusunun, her bir dolarının 70 sentini Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderdiği günler artık geride kaldı” diyerek bağımsız bir savunma tedarik politikasının sinyalini verdi. Bu sözler, salondaki kalabalık tarafından ayakta alkışlandı.
Konuşmasında ABD ile yaşanan ticaret savaşına esprili bir dille de değinen Carney, Trump’ın gümrük vergilerine misilleme olarak Kanada eyaletlerinin Amerikan içkilerini raflardan indirmesini hatırlatarak, “Son zamanlarda hiç bourbon içen oldu mu?” diye sorması salonda gülüşmelere neden oldu.
Carney’nin “yalnızca güçlü değil, aynı zamanda adil ve herkes için çalışan bir Kanada” vizyonunu anlattığı bu 40 dakikalık konuşma, Pazartesi günü yapılacak üç ara seçimin hemen öncesine denk geldi.
Toronto’daki University-Rosedale ve Scarborough Southwest ile Quebec’teki Terrebonne bölgelerinde yapılacak seçimler, Liberaller için hayati önem taşıyor. Parti, bu üç seçim bölgesinden sadece birini bile kazanması halinde parlamentoda salt çoğunluğu elde edecek ve Carney, 2029 yılına kadar ajandasını çok daha rahat bir şekilde uygulama fırsatı bulacak.
Öte yandan Başbakan Carney, son dönemde Muhafazakar Parti’den ayrılarak Liberallere katılan ve aşı karşıtlığı ile kürtaj karşıtı “pro-life” (yaşam hakkı savunucusu) görüşleriyle bilinen Marilyn Gladu’nun yarattığı parti içi tartışmalara da son noktayı koydu.
Partisinin “adil toplum” ideallerinden sapmayacağını vurgulayan Carney, “Kadınların her zaman seçme hakkına sahip olduğu ve istediğiniz kişiyi sevebildiğiniz” bir Kanada’ya inandıklarını belirterek, Liberal Parti’nin temel değerlerinde hiçbir esneme olmayacağının altını çizdi.
Başbakan Carney’nin ABD ve Trump yönetimine yönelik bu dik duruşu aslında yeni değil. Hatırlanacağı üzere Carney, geçtiğimiz Ocak ayında İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda da Trump’ı doğrudan isim vermeden ancak çok net bir şekilde hedef almıştı.
Carney o tarihi konuşmasında, “Büyük güçler ekonomik entegrasyonu silah, tarifeleri kaldıraç, finansal altyapıyı baskı aracı olarak kullanıyor” diyerek ABD’nin politikalarını sert dille eleştirmiş ve “Kurallara dayalı uluslararası düzen sona erdi, orta güçler (middle powers) artık uyanmalı ve birlikte yeni bir düzen kurmalı” çağrısı yapmıştı. Siyasi analistler tarafından Trump’a yönelik “ilk meydan okuma” olarak algılanan bu Davos çıkışının, Montreal’deki kongredeki savunma restiyle aynı çizgide kararlılıkla sürdürüldüğü görüldü.
Türkiye’nin AKP’li ile geçirdiği son 24 yıllık ekonomi sürecinde klasik kamu yatırımları yerine Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) ve Yap-İşlet-Devret (YİD) modellerine dayalı bir yapı inşa edildi. Otoyol, köprü, havalimanı ve şehir hastaneleri gibi büyük projelerin ana yüklenicileri olan kamuoyunda 5’li çete olarak da ifade edilen beş büyük holding, devlet tarafından sağlanan vergi muafiyetleri, teşvikler ve Hazine garantileriyle büyüdü.
Böylesi bir yağmanın adı af ya da muafiyet olabilir mi?
TBMM kayıtları, Ticaret Bakanlığı verileri ve Sayıştay raporlarına göre, söz konusu holdinglere 2010-2020 yılları arasında 128 kez Vergi, Resim ve Harç İstisnası Belgesi (VRHİB) verildi. Bu kapsamda Kolin İnşaat 36, Cengiz İnşaat 30, Makyol 24, Kalyon 19 ve Limak 19 kez istisnadan yararlandı.
İhracatı ve döviz kazandırıcı faaliyetleri desteklemek amacıyla uygulanan VRHİB sistemi, uygulamada büyük altyapı projelerinde maliyetleri düşüren ve belirli şirketlere avantaj sağlayan bir mekanizmaya dönüştü. Bu dağılımın kamu ihalelerinde rekabet koşullarını bozduğu ve kaynakların belli şirketlerde yoğunlaşmasına yol açtığı değerlendiriliyor.
Böylesi bir talanın adı indirim diye geçiştirilebilir mi?
Vergi Usul Kanunu kapsamındaki uzlaşma mekanizması da sermayeye tanınan ayrıcalıklar arasında öne çıkıyor. 2010 yılında yapılan bir uzlaşma kapsamında, toplam 615,9 milyon TL’lik vergi cezasının 7 milyon TL’ye indirildiği ve yaklaşık yüzde 98,8 oranında silindiği kayıtlara geçti.
Kamu-Özel İşbirliği modeliyle hayata geçirilen büyük projelerin toplam yatırım maliyeti 138 milyar doları aştı. Ancak dövize endeksli garanti ödemeleri nedeniyle bu projelerin Hazine’ye maliyeti çok daha yüksek seviyelere ulaştı.
Osmangazi Köprüsü’nün yaklaşık 1,5 milyar dolarlık maliyetine karşılık toplam ödeme yükünün 10 milyar dolara ulaştığı belirtilirken, 1915 Çanakkale Köprüsü için verilen araç geçiş garantilerinin gerçekleşmemesi nedeniyle bütçeden milyarlarca lira ödeme yapıldı. Avrasya Tüneli ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi projelerde de garanti ödemeleri ve kur farkları kamu maliyesine ağır yük oluşturdu.
Şu hesaplamada ki şeytanlığa bakar mısınız?
TBMM gündemine taşınan 200 milyar dolarlık rakam, doğrudan silinen vergi borcunu değil, kamu ihaleleri, hazine garantileri, vergi muafiyetleri ve teşviklerin toplam büyüklüğünü ifade ediyor. Söz konusu rakam, yaklaşık 204 milyar dolarlık proje hacmi, dövize endeksli garanti ödemeleri ve vergi istisnalarının toplam etkisini yansıtıyor. Bu durum, kamu gelirlerinin tahsil edilmemesi yoluyla dolaylı bir kaynak transferi anlamına geliyor.
ÜLKE NASIL YAKILIR, YOK EDİLİR VE YAĞMALANIR!
Sermayeye aktarılan bu devasa kaynakların alternatif kullanım alanları, Türkiye’nin eğitim ve sağlık altyapısında yaratabileceği dönüşümün boyutlarını gözler önüne seriyor. Sermaye gruplarına sağlanan muafiyetler ve offshore hesaplara aktarılan kârlar devletin kasasında kalsaydı; güncel kurla yaklaşık 9 trilyon 116 milyar 760 milyon TL’ye ulaşan bu kaynakla kamu yararına inşa edilebilecek yapılar şu şekilde:
| Yatırım Kalemi | Yaklaşık Birim Maliyet (Güncel) | Yapılabilecek Toplam Adet |
| 24 Derslikli Devlet Okulu | 103,1 Milyon TL | 88.379 |
| 1000 Yataklı Şehir Hastanesi (İnşaat) | 9 Milyar TL | 1.012 |
| 1000 Kişilik KYK Öğrenci Yurdu | 719,5 Milyon TL | 12.670 |
| Çam ve Sakura Şehir Hastanesi | 67,4 Milyar TL | 136 |
| Osmangazi Köprüsü (Yapım) | 66,140 Milyar TL | 137 |
| Marmaray Projesi | 196,640 Milyar TL | 46 |
| 6 Şubat Depremleri toplam maddi hasar | 2,547 Trilyon TL | 3 |
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve resmi kaynaklara göre 23 bin 453 yurttaşın hayatını kaybettiği, 30 bin 762 yurttaşın yaralandığı depremlerle ilgili Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından oluşan maddi hasar ile ilgili araştırma yapıldı.
Araştırmada, tüm illerde ortaya çıkan konut hasarının 57 milyar dolar olarak hesaplandığı ifade edilmişti.
Sermayeye yönelik vergi aflarının büyüklüğünün Kahramanmaraş merkezli depremlerin ekonomik maliyetinin yaklaşık 3,5 katına ulaştığı ortaya çıktı.
2026 yılı bütçe hedeflerine göre gelir vergisi tahsilatının 3 trilyon 558 milyar TL, ÖTV gelirlerinin 2 trilyon 549 milyar TL, kurumlar vergisinin ise 1 trilyon 740 milyar TL olması öngörülüyor. Bu veriler, dolaylı vergilerin toplam içindeki payının yüksek olduğunu ve vergi yükünün büyük ölçüde tüketici ve çalışan kesim üzerinde yoğunlaştığını ortaya koyuyor.
Yeniden değerleme oranının yüzde 25,49 olarak belirlenmesiyle motorlu taşıtlar vergisi gibi kalemlerde artış yaşanırken, icra dosyası sayısının 25 milyona yaklaştığı kaydedildi.
AKP iktidarının 2002-2026 döneminde uyguladığı ekonomik model, kamu kaynaklarının kullanımı, vergi politikaları ve gelir dağılımı açısından yoğun eleştirilere maruz kalıyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.