47,1827$% 0.03
53,9027€% -0.17
63,4368£% -0.12
6.076,34%-0,27
9.956,00%0,54
10 Mayıs 2026 Pazar
Namuslu Olmak ve Cemil Ağabey
TÜRKİYE TIKANDI VATANDAŞ HİÇ BİR PARTİYE GÜVENMİYOR!
SAVAŞIN SAFLARI-2: ‘DİNE KARŞI DİN’
TEMEL’ler BİN YAŞASIN
YİNE PİSLİK BİR İŞ PİSLİK BİR İDDİA VE YİNE AKBABA VELİ
Afyonkarahisar’ın CHP’li, daha doğrusu eski CHP’li ve yeni AKP’li belediye başkanı Burcu Köksal’ın yarattığı deprem konuşulmaya devam ediyor.
Köksal’ın iddiayı yalanlamaması, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Köksal’a ulaşamaması gibi durumlar iddiayı daha da ilginç hale getirirken belediyede gerçekleşmesi muhtemel dikkat çeken bir iddia gündeme geldi.
Gazeteci İsmail Saymaz, Burcu Köksal’la beraber CHP’li altı belediye meclis üyesinin daha istifa edebileceğini belirtti ve “Bu üyelerin AK Parti’ye katılması halinde belediyede çoğunluk el değiştirir” diye ekledi.
Öte yandan Saymaz’ın gündeme taşıdığı bir başka iddiaya göre; Dinar, Evciler ve Karadilli belediye başkanlarının da CHP’den istifa edebileceği öne sürülüyor.

Ne kadar utanç verici bir açıklama değil mi? Partinin genel başkanı kendi belediye başkanına ulaşamıyor ama iktidar olup ülkeye sahip olacağını iddia ediyor!
Özgür Özel, geçtiğimiz günlerde Sözcü TV’de katıldığı canlı yayında Burcu Köksal hakkındaki iddialara ilişkin şöyle konuşmuştu:
“Ben aradığımda kapalıydı herhalde telefonu ama arkadaşlar, “Arıyoruz, açmıyor” dediler. Ben aradığımda belki bir kere açılmadı, sonrasında kapanmış da olabilir. Yani ben görüşemedim, ulaşamadım. Bunun dışında tabii bu kadar gün geçiyor. Siyasette iki gün falan çok uzun zaman. Bir söylenti yürüyor. Bu konuda kendisi ya da belediyeden kurumsal bir açıklama gelmiyorsa, geçen zaman iddiayı güçlendirir. İddia artık gerçek olarak kabul görmeye başlar. Ama bir yandan da önümüzdeki hafta yapılacak bir törenle AK Parti’ye katılacağı yönünde burada çok şey konuşuldu. Bir yalanlama gelmedi.
Diğer taraftan Keçiören Belediye Başkanı… Biliyorsunuz Osman Gökçek ve AK Parti’nin bir önceki Keçiören Başkanı ve son seçimlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı, ısrarla “Partimizin kapısında, AK Parti’ye gelmeye çalışıyor” diye açıklamalar yapıyordu.
Bu şartlar altında kendisine sormuştum. O bana “İnanın gözünüzün içine bakarak söylüyorum, böyle bir şey yok” demişti. Birden AK Parti’ye geçeceğine ilişkin söylentiler çıkmıştı. O da telefonları kapatmıştı.
Daha çok kısa süre önce Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’a gidip ‘Her şey çok güzel, genel merkezle aramız iyi’ diyor. Sonra bir görüşme yapıyor ve her şey değişiyor. Ne gösteriyorlarsa, neyle tehdit ediyorlarsa… Bu artık güçlü bir şüpheye dönüştü. Bana daha önce ‘Benim bir yere geçeceğim yok’ diye söz vermişti.
AK Parti medyası kocasının birtakım işlerini söylüyordu. Kendisini aradım ve ‘Senin arkanda dururuz. Kocan bir yanlış yaptıysa gerekirse kocanı boşa ama partine bunu yapma. Yanlışa ortak olma, parti senin arkanda kale gibi durur’ dedim. Ancak geldiğimiz noktada Burcu Hanım’ın yarın çıkıp makul bir açıklama yapacak gibi bir hali durmuyor.”
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın hakkında, 2024 yılında yapılan bir ihale sürecine ilişkin İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturma izni verildiği iddiası siyasette tartışma yarattı. Sabah gazetesinde yer alan habere göre dosya, 2024 Cumhuriyet Bayramı kutlamaları öncesinde gerçekleştirilen dekoratif süsleme, tak kurulumu ve özel ışıklandırma işiyle ilgili hazırlandı. Haberde, söz konusu çalışmanın 28 Ekim’de tamamlandığı, buna karşın ihalenin 31 Aralık 2024’te yapıldığı, sözleşmenin ise 15 Ocak 2025’te imzalandığı ileri sürüldü.
Yaklaşık 2 milyon TL bedelli işlemle ilgili usulsüzlük iddiasının, AK Parti Meclis Üyesi ve Denetleme Komisyonu Üyesi Avukat Birol Şahin tarafından İçişleri Bakanlığı’na taşındığı belirtildi.
Şu utanç verici açıklamaya bakar mısınız? Bizi adam yerine koyan yok demenin sözüm ona bilinçaltı yüklemesidir!
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada söz konusu iddialara sert tepki gösterdi.
Aytekin, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi hakkında İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturma izni verildiği iddiasını resmi kanallardan değil, basından öğrendiklerini belirterek, “Balıkesir Büyükşehir Belediyemiz hakkında İçişleri Bakanlığı soruşturma izni vermiş. Vermiş diyoruz çünkü bunu İçişleri Bakanlığı’ndan değil; Sabah gazetesinden öğreniyoruz” dedi.
Aytekin, son dönemde yürütülen soruşturmalarda benzer bir yöntemin izlendiğini savundu. Soruşturma izinleri, gözaltı süreçleri ve ifadelerin medya üzerinden servis edildiğini ileri süren Aytekin, bunun hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti.
CHP’li Aytekin, “Bir süredir yapılan soruşturmalar, verilen soruşturma izinleri, gözaltındaki isimlerin gizli olarak alınan ifadeleri çarşaf çarşaf operasyon medyasından öğreniliyor” ifadelerini kullandı.
Aytekin, bu yöntemi geçmişte FETÖ’nün uygulamalarına benzeterek, “Bunu geçmişte birlikte yol yürüdükleri, ‘Ne istediniz de vermedik’ dedikleri FETÖ yapıyordu. Onlardan öğrendiklerini şimdi kendileri usta olarak yapıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu açıklama da yine olayları AKP lehine sönümlemektir zira sistematik saldırı altında olan bir belediye başkanı değil CHP’nin bizzat kendisidir!
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’a yönelik bir süredir sistematik bir saldırı yürütüldüğünü savunan Aytekin, son iddianın da bu sürecin parçası olduğunu söyledi.
Aytekin, “Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Akın’a yönelik bir süredir sürdürdükleri sistematik saldırıda son nokta da iktidar aparatının yazdığına göre 2024 yılı Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri için yapılan ihale” dedi.
Yani diyor ki bizim başkanda da şaibe olabilir, alabilirsiniz, sorgulayabilirsiniz de biraz usulüne uygun olsun!
Aytekin, yargı süreçlerinden kaçılmayacağını ancak soruşturma bilgilerinin medya üzerinden servis edilmesinin siyasi amaç taşıdığını savundu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Kimse yargılamadan kaçmaz ama bir pazar sabahı ‘soruşturma izni verildi’ haberi servis ediliyorsa bunun adı itibar suikastidir. Bu düzeni parçalamak da hepimizin temel görevidir.”
Yüz binlerce Cami, yarım milyonu aşan Din adamı ve diyanet personeli, şu kadar İlahiyat, tarikat, cemaatin işgali altında ki Türkiye’nin kanser olmuş ahlakı, karakteri, insanlık ve İslam ciddiyeti işte budur!
Elbette sekülerizm ve çağdaşlık adı altında toplumun zihin dünyasının tırmalandığı; gencecik dimağların nasıl istismar edildiği; modernizm, çağdaşlık ve gelişmiş Avrupa denilerek sapkın hedonizmin din diye pazarlandığı sürecin getirdiği gerçek iste burası.
Farklı gibi görünen ama her iki ideolojik yapının aslında aynı merkezin sapkın türevleri olduğunu, aynı merkezin imalatı olduklarını fark edemeyen bir toplumun geldiği ibret verici yer!
Çürüyoruz!
Devlet olarak yok olma eşiği ve toplum olarak çürümüşlükten kokuşmuşluğa ve yok oluşa doğru hızla yol alıyoruz!
Kan donduran ve ‘’ kıyamet kopsun artık ‘’ dedirten haberin bile sıradan bir haber gibi okunup geçileceği bir toplumun çıktısı elbette bu seviyede olacaktır! Bu fiili, böylesi Allahsız, kitapsız, şerefsiz ve hayvani bir eylemi yapanların Allah korkusu, devlet korkusu ve millet korkusu diye bir korkularının olmaması değil midir bu sonucu doğuran!
Henüz 13 yaşındaki kız 10’u çocuk 36 kişinin cinsel istismarına uğradı! 13 bin nüfuslu ilçede tüm ülkenin ahlaki notunu veren büyük skandal
Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı, yaklaşık 13 bin kişinin yaşadığı Amasra’da 13 yaşındaki çocuk, 36 kişinin cinsel istismarın uğradı. 33 kişi tutuklandı. Tutuklananların 9’u da çocuk!
Büyüklerinin ahlakının böyle olduğu bir yer de çocukların farklı olması mümkün mü?
Bartın’ın Amasra ilçesinde, sadece birkaç bin kişinin yaşadığı bir ilçe de 13 yaşındaki bir kız çocuğunun 36 kişinin cinsel istismarına maruz kalması nasıl bir kıyamet!
Kıyametin kopması gereken yer, Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın başlattığı inceleme ve soruşturma kapsamında 33 kişinin tutuklandı. Biri çocuk üç kişi adli kontrolle serbest kaldı.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, 2013 doğumlu çocuğa yönelik iddialar üzerine 18 Nisan 2026’da kolluk kuvvetlerine ihbarda bulunulduğu ve aynı gün geniş kapsamlı soruşturma başlatıldığı belirtildi.
Soruşturma dosyasının 28 Nisan 2026’da adliyeye ulaştığı aktarılan açıklamada, olayın hassasiyeti nedeniyle adli birimler arasında en üst düzeyde koordinasyon sağlandığı ifade edildi.
Başsavcılık açıklamasında, yürütülen çalışma ve dijital deliller sonucu çocuğun sosyal medya üzerinden iletişim kurduğu kişiler tarafından istismara maruz bırakıldığına ilişkin kuvvetli suç şüphesine ulaşıldığı belirtildi.
“Bartın ili Amasra ilçesinde ikamet eden 2013 doğumlu bir çocuğumuzun cinsel istismara maruz kaldığı iddiaları üzerine, 18.04.2026 tarihinde kolluk kuvvetlerine yapılan ihbar neticesinde Bartın Cumhuriyet Başsavcılığımızca ivedilikle geniş kapsamlı bir soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma dosyasının 28 Nisan 2026 tarihinde adliyemize intikal etmesiyle birlikte, olayın hassasiyeti ve kapsamı gözetilerek adli birimlerimizce en üst düzeyde koordinasyon sağlanmış ve gerekli tüm önlemler ivedilikle alınmıştır. Yürütülen titiz çalışmalar ve elde edilen dijital deliller ışığında; mağdur çocuğumuzun sosyal medya üzerinden iletişim kurduğu şahıslar tarafından istismara uğradığına dair kuvvetli suç şüphesine ulaşılmıştır. Bu kapsamda, eyleme iştirak ettiği tespit edilen 10 Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) ve 26 şüpheli hakkında 08.05.2026 tarihinde iddianame düzenlenmiştir”
Hazırlanan iddianamenin Bartın 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildiği ve yargılama sürecinin başladığı bildirildi.
Dosyada 9 suça sürüklenen çocuk ile 24 şüphelinin tutuklu olduğu, 3 kişi hakkında ise adli kontrol hükümlerinin uygulandığı açıklandı.
Başsavcılık, sürecin mağdur çocuğun korunması ve suçluların cezalandırılması için hassasiyetle takip edildiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Hazırlanan iddianame Bartın 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş olup, yargılama sürecine başlanmıştır. Yargılaması devam eden dosya kapsamında halihazırda 9 SSÇ ve 24 şüpheli toplamda 33 şahıs tutuklu bulunmakta, 3 şahıs hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulanmaktadır. Başsavcılığımızca, mağdur çocuğumuzun korunması ve suçluların yasalar önünde en ağır şekilde cezalandırılması için hukuki süreç kararlılıkla ve hassasiyetle takip edilmektedir. Mağdurun kimliğini deşifre edebilecek her türlü paylaşımdan kaçınılması, çocuğun üstün yararının korunması açısından büyük önem arz etmektedir.” (DHA)
Şu kadar oy çalındı bu kadar mühürsüz oy geçerli sayıldı, sandıkta şunlar bunlar oluyor diyenler yine milleti aynı hikayeler üzerinden sözde umut adı altında illüzyonist gösterilere parti politikası diyerek koca ve boş bir avuntuya terk etmiş durumdalar.
Ekrem başkana özgürlük gibi basit bir iş üzerinden ve yani bir kaşık su da fırtınalar estirmenin çok büyük kayıplar doğuracağı CHP’nin mevcut yönetiminin umurunda bile değil.
Günün 24 saatini sözüm ona Silivri ceza evinde hikâyesi üzerinden Ekrem başkan şunu dedi Ekrem başkan bunu dedi diyerek ahlaki ve reel bağlamda bir kuruş bile ederi olmayan söylemler üzerine siyaset üretmek CHP ve Türkiye geleceğine yapılmış büyük bir ihanettir.
AKP’nin seçim ile iktidar vermeyeceğini ve dolayısıyla seçime gidiyoruz, birinci partiyiz, kazanıyoruz, fark atıyoruz yalanları AKP’ye yapılmış büyük hizmetlerdir. Ne ki bunu CHP tabanına anlatmak pek mümkün görünmüyor. Tıpkı AKP medyasının kendi tabanına verdiği uyuşturucu cinsi algı operasyonu anlamı içeren haberler le CHP’nin kendi medyasının da yine kendi tebaası ve tabanına verdiği arasında ayrılık bulunmamakta.
İşte size uçucu ve uyuşturucu içeren ve etkisi de hayli yüksek bir haber!
CHP’nin adayları her durumda fark atıyor: Bu anketi Erdoğan’a göstermeyin!
Nasıl başlık ama? Tam da bahsini yaptığımız gibi nabza göre şerbet!

GÜNDEMAR Araştırma’nın yaptığı seçim anketi Erdoğan ve iktidar partisi tarafından rahatsız edici sonuçlar ortaya koydu. Anketin ortaya koyduğu verilere göre, CHP genel seçimlerde yüzde 36.10’luk oy oranıyla yüzde 28.56 oy alan AKP’ye yüzde 7.54’lük fark attı. CHP’nin Erdoğan’a karşı çıkaracağı olası 3 cumhurbaşkanı adayı da, seçimin ikinci turunu açık ara önde kapattı.
GÜNDEMAR Araştırma, 23-26 Nisan 2026 tarihleri arasında 2.250 kişiyle gerçekleştirdiği Türkiye Gündemi Araştırması’nın sonuçlarını paylaştı. Hem parlamento hem de cumhurbaşkanlığı seçim senaryolarını içeren çalışma, Türkiye’deki siyasi dengelerin muhalefet lehine kaydığını rakamlarla ortaya koydu.
CHP’nin birinci parti konumunu sürdürdüğü ankette, olası cumhurbaşkanı adaylarının Recep Tayyip Erdoğan karşısındaki performansı dikkat çekti.
Araştırmanın cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tur senaryoları, muhalefetin aday havuzundaki isimlerin tamamının Recep Tayyip Erdoğan karşısında seçimi kazandığını gösteriyor.
Türkiye’nin bir numaralı siyasi gündemi haline gelen “Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti’ye transferi” iddialarında tansiyon zirveye çıktı. Salı günü Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kendisine rozet takılacağı konuşulan Köksal’ın sessizliği ve sırra kadem basması, Afyonkarahisar halkını ve CHP örgütünü sokağa döktü.
Gelişmelerin ardından yüzlerce vatandaş ve partili, ellerinde pankartlarla Afyonkarahisar Belediyesi önüne akın etti. Kalabalık, ellerinde taşıdıkları “Biz seni Saray’a değil Afyon’a seçtik”, “O koltuk senin değil milletin” ve “Başkan yapma” yazılı dövizlerle Burcu Köksal’a “irademizi satma” çağrısında bulundu. Protesto sırasında atılan sloganlar belediye binasında yankılanırken, partililerin öfkesi kameralara yansıdı.
Belediye binası önünde toplanan kalabalığa bir açıklama yapan CHP Afyonkarahisar İl Başkanı Hasan Karadeniz, çok çarpıcı bir detayı ilk kez kamuoyuyla paylaştı. İddiaların ayyuka çıkmasına rağmen Köksal’ın sessiz kalmasını eleştiren Karadeniz, “Akşam bu haberler çıktığından itibaren ne ben il başkanı olarak, ne de Genel Başkanımız belediye başkanına ulaşamamıştır. Telefonlarını açmamıştır, notlara geri dönmemiştir” diyerek Köksal’ın partiyle iletişimini tamamen kopardığını doğruladı.
İl Başkanı Hasan Karadeniz, Burcu Köksal’ın bu tavrının kendi rızasından ziyade, iktidarın yürüttüğü “şantaj ve tehdit” politikasının bir sonucu olduğunu savundu. İktidara zehir zemberek sözlerle yüklenen Karadeniz, manifesto niteliğindeki basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Türkiye’de çok kirli bir siyaset yöntemiyle iktidarını sürdürmek isteyenler bulunuyor. Soruyoruz buradan! ‘Ya AK Parti rozeti takacaksın ya da kelepçeyle hapishanenin yolunu tutacaksın’ demek demokrasiye, hukuka sığıyor mu? Sandıkta kazanamadığınız makamları tehditle, kumpasla, hileyle kazanmak içinize siniyor mu?”
Düne kadar haklarında demediklerini bırakmadıkları isimlerin, iktidar yanına geçince bir anda aklandığına dikkat çeken Karadeniz, “Demek ki sizin derdiniz hukuk değilmiş, sadece koltuk hesabıymış. Buradan açık açık söylüyoruz: Cumhuriyet Halk Partisi’ni baskıyla hizaya sokamazsınız! Halkın sandıktan çıkan iradesini şantajla gölgeleyemezsiniz. Bizler susmayız, boyun eğmeyiz!” diyerek meydan okudu.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.