DOLAR

31,1339$% 0.09

EURO

33,8166% 0.02

STERLİN

39,5164£% 0.04

GRAM ALTIN

2.032,27%0,03

ÇEYREK ALTIN

3.450,00%0,00

BİTCOİN

฿%

Malatya AÇIK
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
HÜSEYİN ACARLAR

HÜSEYİN ACARLAR

30 Ocak 2024 Salı

PENDNAME

PENDNAME
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İki bin yirmili yıllarda gördük ki hepimizin ten rengi farklı ama gözyaşları aynıydı.
Gördük ki yaptığımız işler farklı ancak alın terimizin rengi aynıydı.
Gördük ki farklı düşünmek suretlerimizin de farklı yaratılması gibi doğal olandı.
Ve kusursuz hiçbir ideoloji yoktu.
Hiç kimse mutlak doğru değildi.
Hakikat farklı düşünenlerin tüm yaşamsal haklarını korumakla açığa çıkıyordu. Bu da her şeyin önüne vicdani ahlakı koymakla oluyordu.
Eğer bu ahlak yoksa adil olunamıyordu. Eğer adalet yoksa eşitlik yoktu ve eğer eşitlik yoksa özgürlük kölelerin kendisini özgür bildiği taksitli kölelik anlayışı yirminci yüzyıl demokrasisiydi.
Önümüzde bir sanal dünya vardı. Birde elimizden kayıp giden bir yitik dünya.

Gördük ki sekülerleşme (dünyevileşme), dinden uzaklaşma değil, onun dönüştürülmesine delalet eden bir kavramın adıydı. İnsanlar dindarlaşarak Kurandan uzaklaşıyordu.
Kendilerini hep haklı gören muhafazakâr düşünürlerimiz vardı. Ve her ne olursa olsun muhalif olunca kıymetten sayılan demokratlar dünyasındaydık.
Tanzimat düşüncesinden beslenen bu kesim geçen yüzyılda olduğu gibi bu yüzyılda da hiçbir şeyi gelecek adına düşünemiyordu. Siyasal oyun kurucluktan uzak; laik, solcu, liberal ve demokrat geçinen aydınlarımızda geçen yüzyılın dünyasına ağlayıp, geçen yüzyılın teranelerini okumaya devam ediyordu. modernistler ve gelenekçiler, gelenekselciler, komplocular dördüncü sanayi devrimi ve dijital dünyanın kapısında aynı tarafta duran yaramaz çocuk modundaydılar.

Sınıfsız dünya idealiyle ortaya çıkanlar kendi sınıflarını oluşturmuştu.
Neyi muhafaza edeceğini bilmeyenler o kadar dava dava diye slogan atıyorlardı ki slogan kalbe ve hikmete inmiyordu.
İki binli yılların ideolojileri ile entegrizimin ağlama duvarında toplananlar, babalarının onlara enjekte ettiği buhranların altında eziliyor çözüm önerilerinden uzak transhümanizin ayak seslerinden uzakta asude hayatlar peşindeydiler. Bu sürdürülebilir bir sosyoloji değil ve bir cok sosyolojik kriz kapıda demek. Siyasal paradigma pergeli yeni paradigma çizmek zorunda. Yoksa geleceğin torunlardan emanet olduğu bilincinden uzak, dedelerden bize kaldı anlayışı fütürizm in , hız ve hazzın önünü bütün şehirleri insanıyla birlikte bu krize sürükleyecek.

Hüseyin Acarlar “Pendname” kitabından 2020

Devamını Oku

DİBACE/ Günce

DİBACE/ Günce
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Hikmetten İrfana Nietzsche’den de Önce Nicedir Gülmedik ki?

Nietzsche, “Şen Bilim” ve “Şafak” adlı eserlerinde liberal düşünceleriden dolayı dönemseli Spencer’ı makaraya sarar. Nietzsche’ nin bu saikle düşünmesinde klasik liberallerden hareket etmenin yargısı baskın çıkmıştı sanırım. Nietzsche’ nin, koşullara uyan değil onları değiştiren insan ontolojisine övgüye mukabil Spenser, insanı baskılayan bakışla neoliberalizme yol araklıyordu esasında.
Nietzsche’ nin göremediği buydu. Lineer tutumla insanlık tarihinin bir çizgi halinde ilerlediği şeklindeki skolastik otodokrosi İsa
tasavvurun dinsel içeriklerden yalıtılıp bilimsel boyayla sunulmasına itiraz eden Nietzsche, bu yönüyle bile yine büyük düşünürdür. İlerleyen insanlık nasıl oluyorda dünya savaşları armağan ediyor?

Ben şimdi buraya niye geldim nasıl geldim? Parçadan bütüne gitmek gibi bir yöntemle neolibereal kutbun iki kutuplu dünya yanılgısına yol açmasını irdelemek, ateşin çocukları ve toprağın çocukları metaforunun toplumsal ağırlığını anlamaya çalışıyorum.
Gel gelelim
Barbara Stiegler, neoliberalizmin doğuşunu ve klasik liberalizmle olan farklılığını ilk ve en iyi sezen olmuştu. Stiegler’e göre neoliberalizm kaynağını Herbert Spencer’in “sosyal Darwincilik” adındaki faşizan ideolojisinden alıyor. İngiliz sosyolog Spencer, Darwin ‘ in doğal seleksiyon dediği biyolojik durumu sosyal hayatta ‘büyük balık küçük balığı yutar’ ön görüsüne dayandırmıştı. Oldukca eksik biyolojik modelleri ekonomi toplumuna referansla “en iyi uyum sağlayanın hayatta kalması” üzerine kurgu, öteden beri tahakkümcü düşüncenin de can simidi oldu. Bugün buna Harari gibi öncül ateşçiler ‘- ateşleri bol olsun- “yaratıcı yıkım” diyorlar.
Spencer’den ve klasik liberallerden farklı olarak devletin düzenleyici, piyasa oluşturucu, oyun kurucu ve eğitici rolüne çok önem veren bir herif vardı sosyal psikolojide “stereotip” kavramsallaştırmasını yapan, soğuk savaşçı Amerikalı Walter Lipmann.
Walter Lipmann’ın anarşist yapıdan sıyırtarak devleti müdahil hale getiren fikirlerini
Hayek, Von Mises, Aron, Polanyi, Van Zeeland, Röpke gibi zatlar tahkimleştirerek ilerlettiler. Neticede İngiliz Teacher , Amerkan Regan – kısmen öncesinde Carter – katır demekte hiç bir mahsur yok- da sayılabilir- pratik alanda uygulayan ilkler oldu.
Nietzsche’ yi iyi bilen Barbara Stiegler anlatılarından anladığım kadarıyla Michel Foucault’nun “biyopolitik” adını verdiği çalışmalardan da haberdar ancak sosyal Darwincilik akımını neoliberalizme ve Walter Lipmann”a bağlaması oldukça önemli.
1991 soğuk savaş sonrası tartışmalarına geriden baktığımda neoliberalizm kimi zaman sosyal devlet olgusuyla kendi içinde katmanlara ayırarak ama kontrolünde tutarak, yer yer konsilide ederek modellemeler ve zihinsel tarihi deletleme yaptığını görürüz.Fukuyama’ nın ” tarihin sonu” unu liberalizme bağlamasını böyle okumakta sıkıntı yok. Kimi zaman fütürist, kimi zaman idealist ve rasyonel kimi zaman bilimsel sosyalist!!
2006 sonrası marxist çizgiden esasında kopmuş bir Öcalan bile son tahlilde neoliberal Murray Bookchin çizgisine geliyordu. Başlangıçta Bookchin, radikal bir antikapitalist ve ekolojik bir düzlemde toplumsal özyönetim savunucusuydu. Bookchin, özgürlükçü sosyalizm, anarşizm ve ekoloji düşüncelerine bağlı kaldığını iddia ediyor, şehirler planlıyordu. Sosyal ekoloji ideolojisi gibi konular üzerine çalışmalar yapıyor, anarşist gelenek ile çağdaş ekolojik bilincin sentezini dert edinip ana gayeye dönüştürmüştü. Ondan Öcalan oldukça etkilenmiş ve mektup göndermişti. Öcalan’ın mektupta Bookchin’den kendisini öğrencisi olarak kabul görmesini rica ediyordu. Ekoloji… Hikaye burda…..
Şimdi sonuca doğru gideyim.
Teolojik İslam metaforu insanın topraktan, İblisin dumansız ateşten yaratıldığını söyler. Ekolojik dengenin toprağa tahakküm için …

Devamını Oku

KAHVE BAHANE…

KAHVE BAHANE…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Neden Cuma mesajı yazarım?

Avrupa’da geçen bir hikaye okumuştum vakti zamanında. Buna göre gazete dağıtıcısına “evimin zilini çal! Beni bekle gazeteyi bizzat alayım. Zaten gazete okumuyorum. Kapı zilim çalsın istiyorum. Üstüne şu kadar günlük ücret veririm sana” demişti yaşlı adam. Neden sorusuna da şöyle cevap vermişti:

– Eşim öldü kimse yok evde tekim. Kapıya gelmemişem bende ölmüşüm demektir. Kimsenin benden haberi olmaz. Bu oğlumun telefonu ve eğer birgün kapıya çıkmadıysam oğlumu ve polisi ara lütfen.

Bu olay modern bunalımı yalın anlattığı kadar trajik geldi bana. İnsanlar kimseli ama sahipsiz artık. İletişimin sınır tanımadığı bir dönemdeki iletişimsizliği nasıl yok edecektik? Evet her bir sebeple eş dost sorma, ister sıla-i rahim ister vefa deyin. Bir sebep gerekti. Yoksa bol cafcaflı  boşluğa atılmış ‘hayırlı cumalar’ değil. Hoş “cumaya mübarek insanlar veya cuma zaten mübarek hayırlı insan isterim” gibi ters yüz edici mesajlar gönderdiğim de doğrudur. Benimkisi bir ses verme, bir hal hatır sorma. Aptallık  değil, abdallık! Rahatsız etme veya yüzsüzlük değil.

Boş verip cevaplamayanların ortak noktası modern çelişkilere inat tepki. Onu da fark etmiyor değilim Hoş görülmesi gerek.

Eğer büyüklerinizi, dostlarınızı mutlu kılmak istiyorsanız bir ses verin ki ses duyasınız. İlla Cuma değil mesele. ALLAH her günü mübarek kılmış hakkını vermek önemli.

Hayırlı sabahlar dileyin büyüklerinize yaşlılarınıza.

En azından bunu duyabileceği, okuyabileceği sesinizi iletebileceğiniz bir ortam oluşturun. Bir gün telefonunuzda anne yazmayacak! Babam arıyor yazmıyacak! Oysa telefonu çaldığında ya da “bir nasılsın oğlum, kızım” diye yazılı mesaj için dünyaları verecek ne çok insan var değil mi?

Ve dostlarınıza iyi dileklerde bulunun. İyi olmasalar telefonunuzda niye kayıtlılar ki?

Hayırlı sabahlar, sağlık afiyetler dilerim efendim.

Devamını Oku

GECE VARDIYASI 30

GECE VARDIYASI 30
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gece Vardiyası -30-

Lazımlık Dünyada Tek Temiz Olan Lazım

Demokrasi cennet dedikleri üç beş sülük, üç beş huri. “İsteyene ver onları bana seni gerek seni”. Bana adamlığın, insanlığın gerek. Böyle yürekten “kardaşımsan!” seslenişin. Akacak böyle dalaktan sıcak sımsıcak kelimeler.

Elbisen sosyetik yerlerde dursun. Dük kravatlı dik adamlardan ırak kalalım ‘ete kemiğe bürün insan olarak görün . Bana o lazım.
İdeoloji dediğin ne ki? Dün öyleydi bugün böyle, kimbilir yarın ne ola? Yak şimdi kaçak bir ciğara! Savur küllerini! ideoloji dediğin bundan ibaretti.
Başkasının doğrusu değil senin kendi yanlışın değerli bu toprakta. Yeter ki sen sen ola ödünç fikirlerle yaklaşma. İhtiyaç duyulan ideoloji değil karakter azizim. Hepimize o.lazım.
Uğruna paranı pul, karını dul, kendini kul.kıldığın Partin cenazene gönderse gönderse bir çiçek, üç beş yalancı söylev. Tabutuna omuz verecek benim birde mahalle bakkalın sana AVM değil Dükkancı lazım.
Mensubu olduğun cemaatin, tarikatın sana cennet vad ediyor ya, inan papazın sattığı cennetten ucuz değil ! Baban peygamber olsa kurtulamazsın Nuh’ un oğlu Kenan gibi. Bırak sataşmayı, kırmayı dökmeyi.bana hoşgörün lazım.
Sivilcilik müsameresindeki derneğin, vakfın, grubun senin olsun. Bana mücadele azmin lazım.
Kibri koy.kenara, bana izzetli duruşun lazım.
Malı, mülkü servet bellemen hata, ondan büyük itibarını var. Satma dünya fırıldağına. Yusuf’u satanlar iki dünyaya hasret kaldılar. Bana kardeşlik merhametin lazım.

İbadetini ALLAH a göster bana samimiyetini, insanlığını göster. Dualarla kovma garibi kapından sana el verecek insan lazım.

Sök makyajı suniliği, at yüzündeki maskeyi. Dosdoğru ol. Bana doğruluğun lazım.

Secdeler, rükular sana; gözyaşların bana lazım.
Mutluluklar senin olsun dostum. Benimle paylaşacağın hüzünlerin lazım.

Başkasının çirkinliğini anlatarak filozof olamazsın. Güzel olan senin yapıp ettiklerindir. İnsanlığa güzelliğin lazım
Yediğin içtiğin senin olsun.; tatlı dilin bana lazım.
İç alemin sana; dış alemin herkese lazım. Şiir dediğin duygularındır. Bana duyguların kadar aklın lazım.
Anla ulan anla artık. Hiçbir eksiği yok dünyanın. Sadece sen lazımsın sen! Olmayan sen! Yok olmuş, kaybolmuş sürekli kendine yalan söyleyen sen! Sen lazımsın!
“‘Ulan” dedim diye kızdın, biliyorum. Ah ah O “can”‘ demekti
Ve dostum. Benim sana acı olanı söylemem lazım.

Devamını Oku

İŞ DÜNYASINDAN HÜKÜMETE ENFLASYON TEPKİSİ BÜYÜYOR: SERMAYEMİZ ERİYOR!

İŞ DÜNYASINDAN HÜKÜMETE ENFLASYON TEPKİSİ BÜYÜYOR: SERMAYEMİZ ERİYOR!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun “Enflasyon muhasebesi zorunlu bir ihtiyaç haline geldi. Gerekli adımların atılmasını bekliyoruz” yönündeki açıklamasına destek geldi. İş insanları, enflasyonun işletmeleri tahrip ettiğini belirtiyor. TİM Başkanı ve önde gelen illerin oda ve borsa başkanları, enflasyonun işletmeler üzerinde tahrip edici etkisi bulunduğunu, enflasyon muhasebesinin uygulanmaması halinde sermaye erimesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun “Enflasyon muhasebesi zorunlu bir ihtiyaç haline geldi. Gerekli adımların atılmasını bekliyoruz” yönündeki açıklamasına iş dünyasından destek geldi. İş insanları, enflasyonun işletmeleri tahrip ettiğini belirtiyor. Yüksek enflasyonun işletmeler üzerindeki olumsuz etkisi, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun ‘enflasyon muhasebesinin zorunlu bir ihtiyaç olduğu’ ve ‘İş dünyası olarak bu konuda gerekli adımların atılmasını beklediklerini’ açıklaması ile yeniden alevlendi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı ve önde gelen illerin oda ve borsa başkanları, enflasyonun işletmeler üzerinde tahrip edici etkisi bulunduğunu, enflasyon muhasebesinin uygulanmaması halinde sermaye erimesinin kaçınılmaz olduğunu kaydetti. Dünya’nın haberine göre, enflasyon muhasebesi adımının atılmasının, ihracat ve istihdamda sürekliliğe ve artışların sürdürülebilirliğine katkı vereceği, enflasyon muhasebesinin finansal piyasaların da dikkatini çekeceği, TL menkul kıymetlere ilgiyi artıracağı, finansal istikrara da katkı sunacağı ifade ediliyor.

‘ENFLASYON MUHASEBESİ İÇİN ADIM ŞART OLDU’

Ayhan Zeytinoğlu /KSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı: Enflasyon muhasebesine geçmek firmalar için zorunlu hale geldi. Artan enflasyon nedeni ile sanayicilerimiz için enflasyon muhasebesine geçmek artık zorunlu ihtiyaca dönüştü. Çünkü firmalar olarak bu ortamda yapamadığımız karların vergilerini ödediğimiz için işletme sermayelerimiz erimeye başladı. Enflasyon nedeniyle fiyatlardaki artış fiktif olarak kar yaratıyor.

Oysa satılan ürünü aynı fiyata yerine koyamadığımız için işletme sermayelerimizin hızla erimesine neden oluyor. Ayrıca enerji ve hammadde fiyatlarındaki artışlar nedeni ile maliyetlerimiz zaten artıyor ve bu artışları hem iç piyasada hem de ihracatta müşterilere yansıtamıyoruz. Bu sebeple de işletme sermayelerimiz zaten en az yüz de 80 azaldı. Sanayiciler olarak enflasyon muhasebesi ya da enflasyon düzeltmesi konusunda adımlar atılmasını bekliyoruz.

‘İŞLETME SERMAYELERİ HIZLA ERİYOR’

Gürsel Baran / Ankara Ticaret Odası Başkanı: Enflasyonun şirket bilançoları üzerindeki olumsuz etkisini her platformda dile getirdik. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye de bir rapor sunduk. İşletmeler enflasyon nedeniyle fiktif kâr elde ediyor. Buna karşılık artan fiyatın satılan ürünün yenisini almaya yetmemesi sebebiyle işletme sermayeleri hızla eriyor. Bu süreçte, işletmeler için enflasyon muhasebesi zorunluluk halini almıştır.

‘FİKTİF KÂR ÜZERİNDEN ÖDENEN VERGİ MALİ YAPIYI ZAYIFLATIYOR’

Nurettin Özdebir / Ankara Sanayi Odası Başkanı: Firmaların gerçekte olmayan kârlar üzerinden vergi ödemek durumunda kalması, mali yapılarda zayıflamaya yol açıyor. Bu aynı zamanda makroekonominin temeli olan üretim ve istihdam kapasitesini zayıflatıyor. Mevzuatta yer almasına rağmen ertelenen enflasyon muhasebesi uygulamasının bu yılı kapsayacak şekilde bir an önce yürürlüğe girmesi gerekir.

‘ENFLASYONUN TAHRİBATINI ASGARİYE İNDİRMEK GEREK’

Işınsu Kestelli / İzmir Ticaret Borsa Başkanı: TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından dile getirilen enflasyon muhasebesi uygulamasının getirilmesi talebi son derece yerindedir. Son üç yıldır tedricen artan ve geçen yıldan bu yana etkisi daha çok hissedilen enflasyonun işletmelerimiz üzerinde yaratacağı tahribatı asgariye indirmek için önemli bir enstrümandır. En son 2004 yılında uygulanan enflasyon muhasebesinin, işletme sermayesi eriyen ve finansmana erişimi zorlaşan özel sektör için ihtiyaç haline geldi. Ekonomi yönetiminin, Türk iş dünyasının bu haklı talebini dikkate alacağına inanıyoruz.

‘BU ŞARTLARDA ENFLASYON MUHASEBESİ YAPILMAK ZORUNDA’

Yücel Bayram / Adana Ticaret Odası Başkanı: Firmalar için enflasyon muhasebesi gerekiyor. Çoğu şirket bunu yapmak zorunda, çünkü fiyat değişikliklerinde olsun, asgari ücret farklarında olsun, elektrik zammında olsun bunu nasıl yansıtacak, nasıl karşılayacak. Bu şartlarda enflasyon muhasebesini bütün şirketler, bütün tüccarlar, bütün esnaf yapmak zorunda.

‘ENFLASYON MUHASEBESİ, REEL SERMAYE KAYBINI ÖNLEYECEK’

Mustafa Gültepe / Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı: Bugün gelinen noktada, enflasyon muhasebesinin yapılması için gerekli şartların oluştuğunu söyledi. Gültepe, “Son 3 yıllık kümülatif enflasyon oranı ÜFE yüzde 300’e TÜFE’de yüzde 150’ye yaklaştı. Stoklar, duran varlıklar ve benzeri temliklerin vergilendirilmesi, bu şartlar altında reel sermaye kaybına yol açarak iktisadi faaliyet üzerinde negatif bir etki oluşturacak” dedi. Enfl asyon muhasebesinin, reel sermaye kaybını önleyeceğini kaydeden Gültepe şöyle konuştu:

“Enflasyon muhasebesi, yatırımlar başta olmak üzere iktisadi faaliyete pozitif bir etki yapacaktır. Dolayısıyla bu adımın atılması, ihracat ve istihdamda sürekliliğe ve artışların sürdürülebilirliğine katkı verecektir. Enflasyon muhasebesi finansal piyasalarda da dikkat çekecektir. Dolayısıyla TL menkul kıymetlere ilgiyi de artıracağı için finansal istikrara da katkı sunacak bir adım olarak görüyoruz. Her şeyden önemlisi, enflasyon muhasebesi sayesinde firmalarımızın reel gelirleri üzerinden vergilendirilecek ve öngörülebilir projeksiyonlar yapabilecektir. Firmalarımızın, mevcut durumu yönetme ve gelecek projeksiyonlarını oluşturma kabiliyetlerini güçlendirmek adına enflasyon muhasebesi yapılmasının faydalı olacağına inanıyoruz.”

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.