44,3509$% 0.09
51,5397€% 0.03
59,5552£% 0.06
6.305,29%0,46
10.917,00%4,03
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, grup toplantısında yaptığı konuşmada yargı, siyaset ve kamu yönetimine ilişkin eleştiriler yöneltti. AK Parti milletvekillerine seslenen Özel, parti içinden kendisine çok sayıda belge ulaştırıldığını belirterek, “Elinizdeki belgeleri bir genel başkana götürecekseniz, bu genel başkana değil, AK Parti’nin genel başkanına götürün kardeşim” dedi. “Biz kontrolünü yapmadan ve emin olmadan hiçbir şeyi açıklamıyoruz. Ama bu yağmur gibi gelen isimleri de bir kenarda biriktiriyoruz. Günü gelince doğruladığımızda hepsini kamuoyuyla paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, grup toplantısında yaptığı konuşmada yargı, siyaset ve kamu yönetimine ilişkin eleştiriler yöneltti. AK Parti milletvekillerine seslenen Özel, parti içinden kendisine çok sayıda belge ulaştırıldığını belirterek, “Elinizdeki belgeleri bir genel başkana götürecekseniz, bu genel başkana değil, AK Parti’nin genel başkanına götürün kardeşim” dedi. “Biz kontrolünü yapmadan ve emin olmadan hiçbir şeyi açıklamıyoruz. Ama bu yağmur gibi gelen isimleri de bir kenarda biriktiriyoruz. Günü gelince doğruladığımızda hepsini kamuoyuyla paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
Özel, “Bu ülkede ekonominin iyi olması için önce adaletin olması lazım” dedi. Yargıya güvenin düştüğünü belirten Özel, “Yargıya güven yüzde 18 ise o ülkede hiçbir şeye güven yoktur” ifadelerini kullandı. Adalet Bakanlığı’nın rolüne değinen Özel, “AK Parti yargı kolları kurulduktan sonra o yapının kendi içinde nasıl ‘AK Toroslar Çetesi’ne dönüştüğünü adım adım hep birlikte yaşadık” dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik iddialarını sürdüren Özel, çok sayıda taşınmaz ve sözleşmeye ilişkin belgeler paylaştı. “ID numaralarının her bir tanesi bu 16 taşınmazın çok yakın bir geçmiş zamanda kendisine ait olduğunu doğruluyor” diyen Özel, söz konusu varlıkların maaş gelirleriyle açıklanamayacağını savundu.
Özel’in akla zarar açıklamaları şöyle devam etti:
“Bu ülkede ekonominin iyi olması için önce adaletin olması lazım. Adalet olmazsa millette güven olmuyor. Güven olmayınca bu sefer yabancı yatırımcı gelmiyor. Hukuk birilerinin çıkarı için eğilip büküldüğünde esnaf da kazancından emin olamıyor. Sanayici önünü göremiyor. Eğer bir ülkede yargıya güven yüzde 18’e düşmüşse orada ilk düğmenin yanlış iliklendiğini görmek lazım.
Ondan sonra kimse düğme iliklemeye uğraşmasın. Yargıya güven yüzde 18 ise o ülkede hiçbir şeye güven yoktur ve herkes ya kendini korumaya ya bir şekilde buradan uzaklaşmaya çalışır. Türkiye’ye kalıcı yani yatırım yapmak üzere bir sermaye girişinin olmaması bundandır. AK Parti döneminde servet biriktirmişlerin dahi usul usul parayı yurt dışına taşıması da ondandır. Her dört gençten üçünün ‘fırsatını bulursam yurt dışında çalışmak isterim’ demesi de bundandır. Üç çiftçiden ikisinin ‘asgari ücret verirlerse ekmeyi dikmeyi bırakırım’ demesi de bundandır. Ve maalesef ülkede durum hiç iç açıcı değil. Adalet Bakanlığı’nın başındaki Adalet Bakanları hangi partiden olursa olsun parlamenter sistemde çok kritik bakanlıktır. Çünkü hukukla, hukukçularla tamamen bağımsız olmaları ve rahat bırakılmaları gereken kişilerle milletin yetki verdiği yönetenler arasındaki köprüdür Adalet Bakanlığı. Kabinedeki görevi budur. Millete karşı sorumluluğu budur. Yürütme, yargı, yasama birbirinden ayrı olacaktır. Temas noktası Adalet Bakanlığı’dır. Orada hem siyasetten gelen, millete sorumluluğu olan, milletten korkan, Allah’tan korkan, vicdanı adalet terazisine eğilmiş birilerinin orada oturması lazım. Böyle Adalet Bakanları oturduğunda yargı da saygınlık kazanıyor, siyaset de saygınlık kazanıyor, yargıya güven de yükseliyor, ülkede işlerin iyiye gitmesi de kolaylaşıyor.
Maalesef ne siyasetten gelen, ne siyaseti bilen; aksine siyasete özenen ama paçasından acemilik akan, gözünü hırs bürümüş bir atanmışla muhatabız. Atandığı gün soru şuydu: İstanbul’a ayrılan zulmün sonuna mı geldik? O zulmü Türkiye’nin tamamına yaymaya mı geldik? Herkes dikkatle işin bu tarafına bakıyor. Siyasette iktidarın tükenmişliğinin simgesine dönüştü bu atama. Çünkü siyasi mücadele partilerle, partinin ana kademesi, kadın kolları, gençlik kollarıyla yapılırken yargı kolları kuruldu. Başına bir siyasetçi kondu. Çalıştı, çabaladı ve sonunda kendince ödülünü aldı. Adalet Bakanlığı’na geldi, oturdu. Maalesef AK Parti yargı kolları kurulduktan sonra o yapının kendi içinde nasıl ‘AK Toroslar Çetesi’ne dönüştüğünü adım adım hep birlikte yaşadık. Çok acılar çektik. Çekenlerimiz var. Bedel ödeyenlerimiz var. Çok kişinin kul hakkına girildi. Şimdi o ‘Ak Toroslar çetesi’ geldi, Adalet Bakanlığı’na yerleşti. O çetenin ilk önce yargı operasyonu diye başladığı, sonra milletin özgürlüğüyle ya da malının mülkünün geri verilmesi için nasıl pazarlıkların yapıldığı, avukat bürolarında nelerin konuşulduğu, onların sonra nereden nereye geldiğine ilişkin hakim bir kanaat var. Oldukça fazla; öyle başlangıçta lazım olan basit şüphe değil. Çok önemli miktarda şüpheler var. Belli miktar delil var. Onlardan kamuoyuna sunduklarımız var. Doğrulandıkça sunacaklarımız var.
“ID NUMARALARI BU 16 TAŞINMAZIN ÇOK YAKIN BİR GEÇMİŞ ZAMANDA KENDİSİNE AİT OLDUĞUNU DOĞRULUYOR”
Ama öyle bir noktadayız ki, hatırlayalım: memur maaşıyla geçinmesi gereken burada çok değerli bir hukukçu bugün partiye geri döndü. Geçmişte savcılık yapmış. O mesleklerin gereği şu: başka bir yerden para kazanamazsın. Devletin de görevi şu: o insanları başka bir şeye tenezzül etmeyecek bir gelir seviyesinde tutmalısın. O konu bugünlerde ne kadar yerine geliyor ayrı ama geçinemeyince tenezzül etmek yerine onurunla mücadele eden dünya kadar hakim, savcı var bugün hayal kırıklıkları içinde. Ama bir yandan 190 yıl boyunca alacağı maaşla edinilmiş mal, mülk var. 16 tane her birinin ID numarası burada sizlerle paylaşıldı. Geçen hafta ilk önce Ankara’dakilerin ID’lerini vermedik. Ne atlayanlar oldu. Demek ki Ankara’dakiler yokmuş, yalanmış. Hepsinin ID numaraları burada. Ve buradan açık bir hatırlatma yapıyoruz: ID numaralarının yalan olduğunu, gerçek olmadığını söyleyen yok. Hatta bir gazeteci arayıp sorduğunda ‘ID’lere bir şey demiyorum’ dedi. Bu ID numaralarının her bir tanesi bu 16 taşınmazın bu zamanda ya da çok yakın bir geçmiş zamanda kendisine ait olduğunu doğruluyor. Bakın bunu yalanlayan yok. Sadece bir tapu kaydı gösteriyor: ‘Dört tane var elimde sadece’ diyor. Örneğin benim iki tapum var. Sadece Manisa’yı göster dersen bir tane gözüküyor. Manisa’yı gösterdiğin yeri kaldırırsan iki tane gözüküyor diyen var. Filtreleyerek sadece İzmir ve Ankara’yı gösterdi; dört tane var diye. Ama durum ondan daha vahim. Şimdi buradaki bu ID numaraları için bir kez daha sesleniyorum. Açıklamayı yaptığımız günden bugüne yalanlamadığınız ve bu 16 ID numarasından herhangi birisinde bir eksiklik varsa söyleyin. Bir eksiklik yok. Ama beyefendi diyor ki: ‘Ben de bu ikisi ve bu var’ Yani 8, 10, 11 numaralar var diyor. Bunlar Ankara’da Mahall diye bilinen, İzmir’de Mahall Bomonti diye bilinen yerlere ait. Bu üçü ve bir tane daha. Bunların emsal değerleri, ortalama değerleri 27, 27, 54. Buradakini de 17,5 ilave ettiğinizde 71 milyon, 71,5 milyon TL. Ömrü boyunca aldığı maaşların iki katı zaten. Biz 19 katına itiraz ediyoruz. O diyor ki: ‘Ömrüm boyunca aldığım maaşların içinden bir bardak su bile içmesem, bir kibrit kutusu bile satın almasam, biriktirsem onun iki katı kadar, 2,5 katı kadar malım var. Fazlası yalan’ diyor. Biz fazlasının da doğru olduğunu iddia ediyoruz.
Şimdi gösterdiği tapuların içinde olmayan Tema’daki ev. Gösterdiği tapu kaydında bu yok. Ama Tema’da açıklama var. Bizim iddiamız şu: biz diyoruz ki bu evi 9 milyon liraya aldı. 2+1, 3+1 14 milyon liraya aynı tarihte 2+1 satılıyordu. Niye ucuza verdin? ‘İstanbul Cumhuriyet Başsavcımız Sayın Akın Gürlek, diğer tüm müşterilerimiz gibi projemizden bir adet daire satın almıştır, kendisine uygulanan satış fiyatı herhangi bir müşterimize uygulananlardan farklı değildir’ diye açıklama yapıyor Tema. Bu eldeki bu açıklama ve bu belge Ağrı Dağı kadar gerçek. Ama gösterilen tapu kaydında yok. Bir başka örnek gösteriyorum: Senfoni Evleri, 96 milyon lira satış sözleşmesi; imzalar, mühürler, isimler. Tamam. Burada tapu yok. Çünkü bitince tapu verecek. Ama böyle resmî bir belge var. Sayın Murat Kurum’a bağlı bakanlığa bağlı çalışıyor Emlak Konut. Bir haftadır yalanlama yok. Varsa bu olaydan sonra duyalım. Varsa 16 tapu ID’lerine ilişkin itiraz duyalım. Bunlar yok. Ne var? ‘Dava açacağım’ demek var. Açılmış bir dava yok. İyi haber şu: ben de dava açacağım. Hazırladım, açıyorum. Birçok dava açıyorum ama özellikle bu konuda bana verdiği yanıta istinaden dava açıyorum. O davada ben mi doğru söylüyorum, o mu doğru söylüyor? Avukat tapu sicil kayıtlarını isteyecek, hakim karar vermek için getirecek; o zaman bu millet yargı önünde kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor görecek. Hodri meydan.
Şimdi, Tema 2 projesi ortada, Senfoni projesi ortada. Gizlemediği Mahall’ler var. Ankara’da bir tane, İzmir’de iki tane Mahall var. Şimdi bu Mahall projelerini yapan firma Türkerler İnşaat. Yıllar önce başka bir inşaat firmasıyla ihtilaf yaşamış. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açmış. 2021’de dosya takipsizliğe uğramış. Akın Gürlek İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olunca birden dosya yeniden açılmış ve Türkerler İnşaat lehine karar verilmiş. Şimdi Mahall projelerine bu tapular alınıyor ya, verilen paraların hesap hareketlerini göreyim. Hani maaş yatıyor ya, bir banka hesabı var ya; bana ben şu anda 27’şer milyon lira olan bu evlerin parasını ‘aha da şu havaleyle ödedim’ diye göstereceksin kardeşim. Ben hayatım boyunca aldığım bütün gelirler ya eczanede SGK’dan yattı ya milletvekili maaşı olarak buradaki Halk Bank şubesine yattı. Ve ben ne ödediysem o kadar ödedim. Şimdi bu milletin karşısına geçelim, hesabımızı açalım. Bu toplamın iki katı kadar olan para nereden gelmiş, gösterelim. Haydi bakalım.
MALATYA BATTALGAZİ BELEDİYESİ MİLLETİN MALINI PAZARA ÇIKARDI! BATAN GEMİNİN MALLARI!
1
MEŞALECİ MEŞALECİYE DEMİŞ CIRT GÖZÜNE!
2
SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI SAYIN MAHMUT ARIKAN ” BU ÜLKE SAHİPSİZ DEĞİL ”
3
AKP’NİN EN BAŞARILI VE İSTİKRARLI OLDUĞU TEK ALAN! ZAM ZAM VE ZAM HEM BENZİM VE HEM DE MOTORİNE YİNE ZAM
4
CHP’DE SULAR DURULMUYOR. ESKİ DELEGELERDEN CHP KURULTAY’INA BİR KEZ DAHA İPTAL DAVASI!
5
SİYASAL DİNCİLİĞİN EGEMENLİĞİ ALTINDA Kİ ÜLKENİN SAĞLIK MÜDÜRÜNE VARINCAYA KADAR HIRSIZ!