DOLAR

43,9667$% 0.16

EURO

52,0964% -0.02

STERLİN

59,4009£% -0.06

GRAM ALTIN

7.324,42%-0,10

ÇEYREK ALTIN

12.069,00%-0,05

Malatya KAPALI
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

DÜNYA TAM 400 TRİYON BORÇLU! PEKİ ALACAKLI KİM/LER?

küresel borç, yani tüm dünya insanlarının toplam borcu 348 trilyon dolara ulaştı: tüm zamanların en yüksek seviyesi! Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından yayımlanan “Küresel Borç Monitörü” raporu, dünya ekonomisindeki borç yükünün korkutucu boyutlara ulaştığını belgeledi. 2025 yılında 29 trilyon dolar artış gösteren küresel borç stoku, 348,3 trilyon dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı

.

Düşünebiliyor musunuz Dolar’ın, Euro, Paund ya da Frank’ın ve tamamının değerini ve bunlar arası pariteyi, dünya da uygulanacak ülke bazlı faiz oranlarını, faizlerin dolar ya da yerel para biriminde ki oranlarını; petrol ve doğalgazdan tutun da altının ons ve hatta diğer kıymetli minerallere varıncaya kadar hepsini dünyanın %3’ü belirliyor!

Küresel finans sisteminin sürdürülebilirliği, tarihin en yüksek borç yüküyle test ediliyor. IIF’in son verilerine göre, borç birikim hızı pandemi sonrası dönemin en yüksek ivmesine ulaşırken, artışın lokomotifi bütçe açıklarını kapatmaya çalışan gelişmiş ekonomiler oldu.

GELİŞMİŞ ÜLKELER BORÇLANMADA BAŞI ÇEKİYOR

Küresel borç artışının yaklaşık üçte ikisi gelişmiş piyasalardan kaynaklandı. Bu durum, kamu harcamalarındaki yükseliş ve bütçe disiplininden uzaklaşma eğiliminin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Gelişmiş Ekonomiler: Toplam borç 231,7 trilyon dolara yükseldi.

Gelişmekte Olan Piyasalar: Toplam borç 116,6 trilyon dolara ulaşırken, borç/GSYH oranı %235 ile rekor tazeledi.

Küresel Oran: Borcun küresel GSYH’ye oranı, büyümenin etkisiyle %308’e gerilese de nominal bazdaki devasa artış riskleri canlı tutuyor.

KAMU BORÇLARINDA “10 TRİLYON DOLAR” EŞİĞİ

Borçların dağılımına bakıldığında, en büyük risk alanının kamu maliyesi olduğu görülüyor. Küresel borç artışının 10 trilyon dolardan fazlası doğrudan devletlerin hanesine yazıldı.

Küresel borç artışının neredeyse dörtte üçünden ABD, Çin ve Euro Bölgesi sorumlu tutuluyor. Bu üç dev gücün bütçe politikaları, dünya ekonomisinin borç dengesini doğrudan şekillendiriyor.

TÜRKİYE: HANEHALKI VE ŞİRKET BORÇLARINDA ARTIŞ TRENDİ

IIF raporu, Türkiye ekonomisindeki borçlanma dinamiklerine de ışık tuttu. Türkiye’de borçlanma kompozisyonu karmaşık bir seyir izliyor:

Yükselenler: Hanehalkı ve reel sektör (şirket) borçlarında artış kaydedildi. Bu durum, finansman maliyetlerine rağmen kredi ihtiyacının sürdüğüne işaret ediyor.

Gerileyenler: Kamu ve finansal sektör borçlarında ise hafif bir aşağı yönlü seyir gözlemlendi. Bu durum, mali disiplin çabalarının ve bankacılık sektöründeki temkinli duruşun yansıması olarak okunuyor.

Dünya 400 tirilyon dolar borçlu! Bu neyin borcu, böyle bir rakamı kim belirliyor ve can alıcı olanı ALACAKLI KİM ?

“Dünya 400 trilyon dolar borçlu” denince kastedilen şey, tek bir kasaya yazılmış tek borç değil; devletlerin, şirketlerin, hanehalklarının ve bazen finans sektörünün toplam brüt borç stoku. Üstelik rakam tanıma göre değişiyor: IMF’nin daha dar ölçüsü (kamu + özel ama finans-dışı sektör) 2024 için 251 trilyon dolar diyor; IIF’nin daha geniş ölçüsü ise 2025 sonu için 348 trilyon dolar veriyor. Yani internette gördüğün “400 trilyon” ifadesi genelde yuvarlatılmış / genişletilmiş / biraz abartılı popüler anlatım; güncel geniş sayı şu an daha çok 350 trilyon dolara yakın.

Bu borç neyin borcu?
Kabaca dört ana kalem:


1) devlet borcu, 2) şirket borcu, 3) hanehalkı borcu, 4) geniş tanımlarda finans sektörünün borcu. BIS, “toplam kredi”yi devlet + özel finans-dışı sektörün borcu olarak izliyor; bunun içinde krediler, borçlanma senetleri (tahvil vb.), bazı durumlarda para/mevduat benzeri kalemler yer alıyor. IMF de kamu borcunu brüt borç olarak tanımlıyor; buna krediler, borçlanma senetleri, currency/deposits, diğer ödenecek hesaplar, SDR gibi borç araçları girebiliyor.

Bu rakamı kim belirliyor?
Aslında kimse “hadi dünya borcu şu kadar olsun” diye belirlemiyor. Borç, milyonlarca ayrı işlemle oluşuyor: devlet tahvil ihraç ediyor, şirket kredi alıyor, insanlar mortgage çekiyor, bankalar fonlanıyor. Sonra bu dağınık verileri merkez bankaları, hazine kurumları, istatistik ofisleri topluyor; IMF, BIS, Dünya Bankası, OECD, IIF gibi kurumlar bunları ortak metodolojiyle derleyip toplulaştırıyor. IMF Global Debt Database ve BIS “credit to the non-financial sector” veri setleri tam olarak bu iş için var.

Gelelim can alıcı yere: Alacaklı kim?
Tek bir “büyük alacaklı” yok. Alacaklılar, borcun türüne göre değişiyor:

  • Bankalar
  • Tahvil yatırımcıları
  • Emeklilik fonları ve varlık yöneticileri
  • Sigorta şirketleri
  • Merkez bankaları
  • Yabancı yatırımcılar / diğer ülkeler
  • IMF, Dünya Bankası, bölgesel kalkınma bankaları gibi uluslararası kurumlar.
    IMF açıkça, devletlerin borcunun önemli kısmını bankalar, pension funds/asset managers, diğer hükümetler ve uluslararası kuruluşların tuttuğunu söylüyor. Finansal sistem genelinde de FSB’ye göre kredilerin büyük kısmını bankalar, borçlanma senetlerinin çoğunu ise banka dışı finansal kurumlar tutuyor.

Yani aslında “dünya kime borçlu?” sorusunun dürüst cevabı: dünya büyük ölçüde yine dünyanın içindeki başka bilançolara borçlu. Birinin borcu, başkasının alacağı.
Örnek:

  • Devlet tahvil çıkarır → tahvili banka/fon/merkez bankası alır.
  • Şirket bono çıkarır → yatırım fonu veya sigorta şirketi alır.
  • Vatandaş mortgage alır → banka alacaklı olur.
  • Düşük gelirli ülkelerde ise alacaklı taraf daha görünür biçimde çok taraflı kuruluşlar, ikili resmi kreditörler ve bondholder’lar olabilir; Dünya Bankası’nın 2025 raporu bu dağılımı ayrı ayrı gösteriyor ve çok taraflı kreditörlerde Dünya Bankası ile IMF’nin öne çıktığını belirtiyor.

O yüzden asıl mesele “alacaklı kim?”den çok şunlar:
borçlu kim, hangi para biriminden borçlu, faiz oranı ne, vadesi ne, borcu çevirebiliyor mu? Reuters’ın aktardığı son IIF verisine göre 2026’da gelişen ülkelerin önünde 9 trilyon doların üzerinde, gelişmiş piyasaların önünde de 20 trilyon doların üzerinde vadesi gelen borç var. Kriz genelde “toplam borç var” diye değil, yanlış yerde, yanlış para biriminde, yanlış vadede, yanlış faizle borç var diye patlar.

Tek cümlede özet:
Bu 400 trilyon tek birine olan tek borç değil; devletler, şirketler, haneler ve finans sektörünün toplam brüt borcu. Rakamı piyasadaki işlemler yaratıyor, kurumlar topluyor; alacaklı da bankalar, fonlar, sigortacılar, merkez bankaları, diğer devletler ve uluslararası kuruluşlar. Yani dünya, esasen dünyanın içindeki başka aktörlere borçlu.

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

UTANAN VE KORKAN YOK’ DEVLETİN MEMURU BİLE KAÇAK KAZI İLE DEFİNE ARIYOR!

HIZLI YORUM YAP