43,9667$% 0.16
52,0964€% -0.02
59,4009£% -0.06
7.324,42%-0,10
12.069,00%-0,05
Düşünebiliyor musunuz Dolar’ın, Euro, Paund ya da Frank’ın ve tamamının değerini ve bunlar arası pariteyi, dünya da uygulanacak ülke bazlı faiz oranlarını, faizlerin dolar ya da yerel para biriminde ki oranlarını; petrol ve doğalgazdan tutun da altının ons ve hatta diğer kıymetli minerallere varıncaya kadar hepsini dünyanın %3’ü belirliyor!
Küresel finans sisteminin sürdürülebilirliği, tarihin en yüksek borç yüküyle test ediliyor. IIF’in son verilerine göre, borç birikim hızı pandemi sonrası dönemin en yüksek ivmesine ulaşırken, artışın lokomotifi bütçe açıklarını kapatmaya çalışan gelişmiş ekonomiler oldu.
Küresel borç artışının yaklaşık üçte ikisi gelişmiş piyasalardan kaynaklandı. Bu durum, kamu harcamalarındaki yükseliş ve bütçe disiplininden uzaklaşma eğiliminin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Gelişmiş Ekonomiler: Toplam borç 231,7 trilyon dolara yükseldi.
Gelişmekte Olan Piyasalar: Toplam borç 116,6 trilyon dolara ulaşırken, borç/GSYH oranı %235 ile rekor tazeledi.
Küresel Oran: Borcun küresel GSYH’ye oranı, büyümenin etkisiyle %308’e gerilese de nominal bazdaki devasa artış riskleri canlı tutuyor.
Borçların dağılımına bakıldığında, en büyük risk alanının kamu maliyesi olduğu görülüyor. Küresel borç artışının 10 trilyon dolardan fazlası doğrudan devletlerin hanesine yazıldı.
Küresel borç artışının neredeyse dörtte üçünden ABD, Çin ve Euro Bölgesi sorumlu tutuluyor. Bu üç dev gücün bütçe politikaları, dünya ekonomisinin borç dengesini doğrudan şekillendiriyor.
IIF raporu, Türkiye ekonomisindeki borçlanma dinamiklerine de ışık tuttu. Türkiye’de borçlanma kompozisyonu karmaşık bir seyir izliyor:
Yükselenler: Hanehalkı ve reel sektör (şirket) borçlarında artış kaydedildi. Bu durum, finansman maliyetlerine rağmen kredi ihtiyacının sürdüğüne işaret ediyor.
“Dünya 400 trilyon dolar borçlu” denince kastedilen şey, tek bir kasaya yazılmış tek borç değil; devletlerin, şirketlerin, hanehalklarının ve bazen finans sektörünün toplam brüt borç stoku. Üstelik rakam tanıma göre değişiyor: IMF’nin daha dar ölçüsü (kamu + özel ama finans-dışı sektör) 2024 için 251 trilyon dolar diyor; IIF’nin daha geniş ölçüsü ise 2025 sonu için 348 trilyon dolar veriyor. Yani internette gördüğün “400 trilyon” ifadesi genelde yuvarlatılmış / genişletilmiş / biraz abartılı popüler anlatım; güncel geniş sayı şu an daha çok 350 trilyon dolara yakın.
Bu borç neyin borcu?
Kabaca dört ana kalem:
1) devlet borcu, 2) şirket borcu, 3) hanehalkı borcu, 4) geniş tanımlarda finans sektörünün borcu. BIS, “toplam kredi”yi devlet + özel finans-dışı sektörün borcu olarak izliyor; bunun içinde krediler, borçlanma senetleri (tahvil vb.), bazı durumlarda para/mevduat benzeri kalemler yer alıyor. IMF de kamu borcunu brüt borç olarak tanımlıyor; buna krediler, borçlanma senetleri, currency/deposits, diğer ödenecek hesaplar, SDR gibi borç araçları girebiliyor.
Bu rakamı kim belirliyor?
Aslında kimse “hadi dünya borcu şu kadar olsun” diye belirlemiyor. Borç, milyonlarca ayrı işlemle oluşuyor: devlet tahvil ihraç ediyor, şirket kredi alıyor, insanlar mortgage çekiyor, bankalar fonlanıyor. Sonra bu dağınık verileri merkez bankaları, hazine kurumları, istatistik ofisleri topluyor; IMF, BIS, Dünya Bankası, OECD, IIF gibi kurumlar bunları ortak metodolojiyle derleyip toplulaştırıyor. IMF Global Debt Database ve BIS “credit to the non-financial sector” veri setleri tam olarak bu iş için var.
Gelelim can alıcı yere: Alacaklı kim?
Tek bir “büyük alacaklı” yok. Alacaklılar, borcun türüne göre değişiyor:
Yani aslında “dünya kime borçlu?” sorusunun dürüst cevabı: dünya büyük ölçüde yine dünyanın içindeki başka bilançolara borçlu. Birinin borcu, başkasının alacağı.
Örnek:
O yüzden asıl mesele “alacaklı kim?”den çok şunlar:
borçlu kim, hangi para biriminden borçlu, faiz oranı ne, vadesi ne, borcu çevirebiliyor mu? Reuters’ın aktardığı son IIF verisine göre 2026’da gelişen ülkelerin önünde 9 trilyon doların üzerinde, gelişmiş piyasaların önünde de 20 trilyon doların üzerinde vadesi gelen borç var. Kriz genelde “toplam borç var” diye değil, yanlış yerde, yanlış para biriminde, yanlış vadede, yanlış faizle borç var diye patlar.
Tek cümlede özet:
Bu 400 trilyon tek birine olan tek borç değil; devletler, şirketler, haneler ve finans sektörünün toplam brüt borcu. Rakamı piyasadaki işlemler yaratıyor, kurumlar topluyor; alacaklı da bankalar, fonlar, sigortacılar, merkez bankaları, diğer devletler ve uluslararası kuruluşlar. Yani dünya, esasen dünyanın içindeki başka aktörlere borçlu.
UTANAN VE KORKAN YOK’ DEVLETİN MEMURU BİLE KAÇAK KAZI İLE DEFİNE ARIYOR!
1
MEŞALECİ MEŞALECİYE DEMİŞ CIRT GÖZÜNE!
2
AKP’NİN EN BAŞARILI VE İSTİKRARLI OLDUĞU TEK ALAN! ZAM ZAM VE ZAM HEM BENZİM VE HEM DE MOTORİNE YİNE ZAM
3
CHP’DE SULAR DURULMUYOR. ESKİ DELEGELERDEN CHP KURULTAY’INA BİR KEZ DAHA İPTAL DAVASI!
4
SİYASAL DİNCİLİĞİN EGEMENLİĞİ ALTINDA Kİ ÜLKENİN SAĞLIK MÜDÜRÜNE VARINCAYA KADAR HIRSIZ!
5
AKBABA VELİ’YE YOL GÖRÜNMÜŞ!