45,0594$% 0.04
52,7196€% -0.2
60,8078£% -0.23
6.624,04%-2,29
10.815,00%-1,88
Haberimize attığımız başlığın mahiyetini ve içerdiği mesajı elbette en iyi Malatya’nın etini, sütünü, derisini ve hatta tırnağını bile götüren dinci Meşale ve örgütün yöneticileri gayet iyi biliyor ve gayet iyi anlıyorlar. Bir bakıma adrese mektup!
Tarih 1999. Türkiye’de bir koalisyon var ama başbakan Bülent Ecevit! Bu iktidar dönemin de Gölcükte korkunç bir deprem olmuş ve birçok ili kapsayan ciddi yıkımlar ve büyük can kayıpları ve elbette sarsılan ekonomi dolayısıyla ağır bir süreç yaşanmıştı!
Bugün çok iyi bilip çok iyi tanıdığımız söylemler işte o zaman tedavüle sokulmuştu ‘’ Dinsizlerin iktidarında Allah gazap etmişti!
Ecevit solcu ve sosyalist idi ve dolayısıyla Allahsız! Dinsiz ve kitapsızdı!
Böyle olunca Müslüman! Bir ülke de felaket bir mukadderattı!
Taşlar nefis şekilde döşeniyor, cahil ama dindar kesimin siyasete kurban vermesi istenilen yapay din ve ibadetlerinin alt yapısı inşa ediliyordu!
Öyle ya Müslüman bir ülke ve Müslüman bir milletin başına gelen felaket kendisinin ahmaklığından, aklını kullanamıyor olmasından, Kuran’ın ilk emri olan oku ve sonra ki sürenin kalem süresi olduğundan habersiz oluşunun ne önemi vardı!
Günah keçisi hazırdı Allahsız, kitapsız, dinsiz ve imansız bir iktidar bütün her şeyin tek müsebbibiydi!
Ehh Allah var hesaplar sağlam tutmuştur öyle ki göl bile mayalanmıştı!
Elbette burada birbirinden farklı gibi görünen ama perde arkasında başarılarına kadeh kaldıranlar dinsizler ile din satıcıların birlikte olduklarına çoookk sonradan vakıf olacaktık!
İşte bu güne ışık tutan bir sahne!
‘’ Burası devlete meydan okunacak yer değildir! Birileri bu kadına haddini bildirsin!
Hatırladınız mı cümlelerin seslendirenin kim, mekanın neresi ve muhatabım kim olduğunu!?
Dinsiz, kitapsız, Allahsız ve dolayısıyla İslam düşmanı Bülent Ecevit dini bütün, başörtülü, mazlum ve mağdur bacımız! Merve Kavakçı için sarf ediyordu bu zalim cümleleri!
Dedik ya son derece uzman ve profesyoneller tarafından yazılmıştı bütün senaryo!
Türkiye’nin sosyolojik kodlarının, psikolojik kodlarının, teolojik kodlarının ve değer skalasına ait tüm kodların şifreleri tek tek çözülmüş ve en olmadık ve olması mümkün olmayan! Tip, kişi, isim, parti ve kuruluşların eşgüdüm çalıştıkları bir proje devreye sokulmuştu!
Karpuz gibi ikiye bölmüşlerdi ülkeyi Başbakan Ecevit önderliğinde!
Aleviler ile sünniler ayrıştırılmış ve devletin tüm üst kurumları sadece Alevi vatandaşlar ile doldurulmuş, Sayıştay, Danıştay, Yargıtay ve HSYK’ya varıncaya kadar her yerden Müslümanlar ama özellikle de Başörtülü bacılar! Tecrit edilmişlerdi…
Gaza getirilmiş ve çok kötü kullanılmış olan Aleviler Ecevit’i ve dönemin milli eğitim bakanlarını, iç işleri ve özellikle de adalet bakanlarını elleri çatlayıncaya kadar alkışlıyorlardı!
Türkiye Laiktir Laik kalacak!
Dönemin sol jargon uyuşturucusu ciddi birkitlenin damarlarında tutkuyla, arzu ve şehvetle dolaşıyo ve kararan gözler kendilerinden faklı düşünenlere hayatı zından ediyorlardı!
Burası Laik Türkiye ve buna boyun eğmeyenler Arabistan’a diyerek ya benimsin ya toprağın demiş ve konuyu hepten tartışmaya kapatmışlardı. Oysa meselenin ne Atatürk, ne Cumhuriyet ne de Laiklik olmadığının ve sadece çirkin, ahlaksız ve bizi bize kırdıran hayâsız bir projenin payandası olmuşlardı.
Şartlar onlar için gayet iyi idi. Ülkenin tüm kadroları onlara, imkân ve olanaklar onlara, devletin koruyucu gücü onlara doğru akıyor ve dolayısıyla uyuşturucu etkisini istenilen ve beklenilenin üzerinde gösteriyordu.
İşte bu nokta da geri plan da sıranın kendisine gelecek olan İslamcı kesimin de okşandığı, yavaş yavaş ısıtıcı antrenmanlara tabi tutulduğu ve gelecek yılların onların hanesine ve testisine akacağının izlerini taşıyordu.
Düğün değil bayram değil dinsiz, imansız ve İslam düşmanı! Bülent Ecevit sert bir giriş yapmıştı kuran kurslarına, imam hatiplere, ilahiyat ve başörtülü üniversite öğrencilerine!
Oysa ülkenin sayısız sorunu vardır ve Ecevit’in savaş ilan ettiği konulara dair toplumun hiçbir kesiminde bir rahatsızlık olmadığı gibi Kürt, Türk, Alevi ve Sünni arasında inanç, ibadet, imam hatip, cami ve başörtüsü gibi bir gündem bile bulunmuyordu.
Ama memleketi ve sinir uçlarını okşa! Talimatı alan Ecevit rolünü oynamaya başlayarak bayrağın tepesine benim başörtülü bacım Merve Kavakçı’kı koymasın mı?
Benim başörtülü bacım Merve Kavakçı’da büyük dindar, muvahhid bir mümine rolüne öylesine kaptırmış ki kendisini, kendisi bile kendisine inanamıyordu zira milyonlarca başı kapalı, pardon başörtülü bacısını ve bacılarımızı trene vagon olarak entegre etmişti bile!
Aslında BOP’un temelleri öğünden atılmış ve planlanan proje tıkır tıkır işliyordu benim cahil dindar kesim arasında.
Bir kesim vardı bir kesim! Acaba tasarı ve plana bir halel getirir de akamete uğratır mı endişesiyle bakılan Türkçü, Türk milliyetçisi bir kesim!
Mutlaka trene entegre edilmeli ve yol, en küçük bir risk unsurunun olasılığına bile ihtimal vermeyecek bir titizlik ve temizliğe tabi tutulmalıydı!
Başörtüsü mesele ürkeklerin değil erkeklerin çözeceği bir sorundur!
Üfffff! Kapak son derece yüksek bir dozda açılmış ve bu yüksek doz akılları başlardan almıştı! Aklı başında kim varsa tabi…!
Yeni meclis, yeni bir siyasi atmosfer ve yeni bir kurtarıcı için hava müthiş şekilde ısıtılıyor, ortam temizliği yapılıyor, sağcısı solcusu el birliğiyle bizi kurtaracak, karanlıklardan aydınlığa çıkaracak ve karayı AK’a çevirecek bir parti ve kurtarıcı lider için yol son derece müsait hale getiriliyordu.
Dolma son derece güzeldi zira her kesimin damak zevkine uygun mebzul miktarlarda uyuşturucular konulmuş ve her kesim sırasıyla önüne konulan dolmadan tıka basa yerken uyuşturucunun etkisini de aynı oran da içselleştirmiş olmaktaydılar.
Kimsenin kendisi dışında kalana hayat hakkı tanımamak gibi bir kıvama getirilmişti.
Öyle ya dinsizler, Allahsızlar ve İslam düşmanları tarafından imam hatipler kapatılmasın mı?
Kuran kurslarına büyük kinleri vardı ve oraların da kapıları kapatılmasın mı?
Ülke laiktir ve devletin asil yerleri ve asli unsurları da laikler olduğu için başı kapalılar en fazla kapıcı, bahçevan, bakkal olsunlar demiyor muydu profesör kılıklı aydın Türkan Saylan!
Eeee, madem mevzu cehalet ve cahil kalmak, kapatın üniversiteleri bu başörtülülere!
İkna odalarında ikna edilmişler olur ve laiklik trenine binenleri alın geri kalanları devlete, millete, cumhuriyet ve Atatürk’e düşman olmaları için ne gerekiyorsa yapın!,
CHP ZİHNİYETİ!
O dönem bütün bu zulümleri doğru ve hukuki diye alkışlayanlar, ağızları dolu dolu konuşarak ‘’yapılanların az bile olduğunu ve Erbakan için derhal darbe yapılmalı’’ diyenlerin koro halinde ki söylemleri durmuyor mu, çınlatmıyor mu kulaklarımızı?
BOP’un esas başkanı Erbakan ‘’ Boncuk boncuk terledi’’ garibim, mazlumum ve mağdurum diye pompalanıyor; bu kadar müşfik, merhametli naif ve nazik adama büyük zulümler yapıldı diyerek bilinçaltımıza bir Kasımapaşalı peydah ediliyordu!
Nasıl, fotoğraf CUUUKKKK OTURDU değil mi?
Hakikat, adalet, hakkaniyet ve hukuk intikam alır ve alıyor!
Kendi inancını, kendi ideolojisini, kendi mezhep ve meşrebini, kendi siyasi görüşünü, parti ve liderini mutlak ve kutsal görüp dokunulmaz kılanlar acı gerçekle çok sert ve çok pahalı şekilde yüzleşiyorlardı!
Geldik mi yolun sonuna!
Ne Alevi ne sünni, ne Türk ne Kürt tek kazançlı çıkanlar kendilerine Sünni lider, Karaoğlan, Türkmen başı diyenler ve elbette gerçek kimlikleri Siyonist olanlar dışında kazanan hangi kesim!?
MACARİSTAN’DA URBAN DÖNEMİNİN 5’Lİ ÇETESİNDEN KAÇAN KAÇANA!
1
MEŞALECİ MEŞALECİYE DEMİŞ CIRT GÖZÜNE!
2
SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI SAYIN MAHMUT ARIKAN ” BU ÜLKE SAHİPSİZ DEĞİL ”
3
AKP’NİN EN BAŞARILI VE İSTİKRARLI OLDUĞU TEK ALAN! ZAM ZAM VE ZAM HEM BENZİM VE HEM DE MOTORİNE YİNE ZAM
4
CHP’DE SULAR DURULMUYOR. ESKİ DELEGELERDEN CHP KURULTAY’INA BİR KEZ DAHA İPTAL DAVASI!
5
SİYASAL DİNCİLİĞİN EGEMENLİĞİ ALTINDA Kİ ÜLKENİN SAĞLIK MÜDÜRÜNE VARINCAYA KADAR HIRSIZ!
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.