48,9603$%0,19
55,8789€%0,29
64,9626£%0,40
6.768,87%0,75
11.017,00%0,18
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, Türk dünyasının birlik ve beraberliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Zirvesi öncesinde yaptığı konuşmada, “Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına, yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz” ifadelerini kullandı.
Ancak Erdoğan’ın yıllardır farklı dönemlerde, farklı gündemler üzerinden dile getirdiği bu tür açıklamalar, artık toplumun önemli bir kesiminde aynı soruyu gündeme getiriyor: Yıllardır tekrarlanan bu sözlerin ötesinde, ne değişiyor?
Siyasetin dili, zaman zaman toplumsal birlik ve beraberliği vurgulamak için güçlü ifadeler kullanabilir. Elbette halklar arasındaki kardeşliğin korunması, ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve ortak değerlerin yaşatılması önemlidir. Ancak bu kavramların sürekli tekrarlanması, somut sorunların ve toplumun beklentilerinin önüne geçtiğinde, açıklamalar giderek alışılmış siyasi kalıplara dönüşür.
Türkiye’nin siyasi hafızasında benzer ifadelerin izleri uzun yıllardır varlığını koruyor. Minareler, başörtüsü, bayrak, vatan ve millet gibi toplumun ortak değerleri, farklı dönemlerde siyasi tartışmaların merkezine yerleştirildi. Bu kavramlar üzerinden yapılan açıklamalar, kimi zaman toplumsal hassasiyetlere seslendi, kimi zaman da siyasi kutuplaşmanın bir parçası hâline geldi.
Bugün de “Kardeşliğimize dinamit koymak isteyenler” ifadesiyle benzer bir söylemle karşı karşıyayız. Oysa asıl mesele, kardeşliği tehdit edenlerin kim olduğunu söylemekten ibaret değil; bu kardeşliği güçlendirecek koşulları oluşturabilmektir.
Birlik ve beraberlik, yalnızca kürsülerden dile getirilen sözlerle sağlanamaz. Toplumun farklı kesimlerinin kendisini eşit, güvende ve özgür hissetmesi; farklı düşüncelerin düşmanlık nedeni olarak görülmemesi ve ortak geleceğe ilişkin kaygıların ciddiyetle ele alınması gerekir.
Bir ülkede kardeşlikten söz ediliyorsa, bu kavramın günlük yaşamda da karşılığının bulunması gerekir. İnsanların düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, hukuk karşısında eşit olduğu, ekonomik sıkıntılar karşısında yalnız bırakılmadığı ve geleceğe güvenle bakabildiği bir toplumsal düzen, birlik duygusunun en sağlam temelidir.
Kardeşliği savunmak, yalnızca dışarıdan geldiği ileri sürülen tehditlere karşı çıkmak değildir. Aynı zamanda toplum içindeki ayrışmaları azaltmak, farklılıkları zenginlik olarak görmek ve siyasi tartışmaları karşılıklı suçlamaların ötesine taşıyabilmektir.
Bu nedenle her yeni açıklamada “Birliğimize karşı olanlar var” demek yerine, toplumun neden ayrıştığına ve bu ayrışmanın nasıl giderileceğine ilişkin sorulara da yanıt verilmesi gerekiyor.
Çünkü bir toplumun birliğini koruyan şey, tehditlerin sürekli hatırlatılması değil, insanların o birlik içinde kendilerine gerçekten yer bulabilmesidir.
Vatan, millet, bayrak ve ortak tarih, hiçbir siyasi partinin ya da iktidarın tekelinde değildir. Bu değerler, toplumun ortak hafızasının ve birlikte yaşama iradesinin parçalarıdır.
Dolayısıyla vatanın bölünmezliğini savunmak kadar, toplumsal bütünlüğü zedeleyen sorunları görmezden gelmemek de önemlidir. Kardeşlikten söz ederken farklı düşünen insanları ötekileştirmemek, birlik çağrısı yaparken toplumun tüm kesimlerini kucaklamak gerekir.
Erdoğan’ın son açıklaması da bu yönüyle değerlendirilmeyi hak ediyor. Türk dünyasının birlik ve beraberliğini savunmak elbette önemlidir. Ancak bu söylemin gerçek bir karşılık bulması, tekrarlanan ifadelerin ötesine geçilmesine bağlıdır.
Çünkü vatandaş artık yalnızca güçlü sözler duymak istemiyor. Söylenenlerle yaşananlar arasındaki mesafenin kapanmasını, toplumsal huzurun güçlenmesini ve kardeşliğin günlük hayatın içinde hissedilmesini bekliyor.
Sözün özü: Minarelerimizi, başörtümüzü ve vatanımızı savunma söylemi üzerinden yıllardır siyaset yapıldığını hatırlayan bir toplum var. Bugün ihtiyaç duyulan şey, aynı cümleleri yeniden duymaktan çok, birlik ve beraberliği güçlendiren somut adımların atılmasıdır. Kardeşlik, yalnızca kürsülerde dile getirilen bir söz değil, adaletle, eşitlikle ve karşılıklı saygıyla yaşatılması gereken ortak bir değerdir.
CUMHURİYET VE ADALET PARTİSİ GNL. BŞK YARDIMCISI SAYIN ZAFER SALMAN’DAN MANİFESTO!
1
MEŞALECİ MEŞALECİYE DEMİŞ CIRT GÖZÜNE!
2
SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI SAYIN MAHMUT ARIKAN ” BU ÜLKE SAHİPSİZ DEĞİL ”
3
AKP’NİN EN BAŞARILI VE İSTİKRARLI OLDUĞU TEK ALAN! ZAM ZAM VE ZAM HEM BENZİM VE HEM DE MOTORİNE YİNE ZAM
4
CHP’DE SULAR DURULMUYOR. ESKİ DELEGELERDEN CHP KURULTAY’INA BİR KEZ DAHA İPTAL DAVASI!
5
SİYASAL DİNCİLİĞİN EGEMENLİĞİ ALTINDA Kİ ÜLKENİN SAĞLIK MÜDÜRÜNE VARINCAYA KADAR HIRSIZ!
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.