48,9603$%0,19
55,8789€%0,29
64,9626£%0,40
6.768,87%0,75
11.017,00%0,18
Malum, ülkede ki dini tarikatlar, cemaatler, İslam’i dernekler, vakıflar, İlahiyatların önemli bir bölümünden İmam hatip kökenli tüm STK ve benzeri yapılanmalar silme değilse de tamamına yakını AKP taraftarı ve destekçisi durumundaydılar.
Geldiğimiz nokta da korkmalarına, çekinmelerine ve göbekten bağlı olmalarına karşın önemli bir bölümünün başı eğik, dili çekik, alabildiğine mahcup ve utanç altında ezilmiş durumdalar. Zira AKP ve iddia ettikleri ile gelinen noktada ki sapmalar ve sapkınlıklar, tahammül edilir olmanın son derece uzağına düşmüştür.
AKP’nin ilk kuruluş yılları, kuruluş zamanında ki egemen konjonktür ve o süreç içerisinde yapılan iş ve yatırımlar belli bir oranda desteği anlamlı kılabiliyordu.
Ancak, biraz bandı geriye sarmak istiyorum. Geriye sarmalıyım ki yazımın ve ihtiva ettiği meramım hem manasını hem iklimini ve hem de ortaya koyacağım sitem ve ithamım ahlaki, hukuki, insani ve İslami karşılığını bulsun.
Hatırlanacaktır, 28 Şubat dönemi. Müthiş bir kurgu ve plan sürülmüştü sahneye. Birbiri ile kıran kırana mücadele eden ve hatta düşman gibi gösterilenlerin perde arkasında ortak senarist oldukları, plan, proje ve başarısı için ortak ayinler düzenleyip aynı anda kadeh kaldırdıkları, gelinen sürecin ahlaki, imani, islami ve insani yozlaşmasıyla deşifre olmuştur.
İmam Hatiplerin orta kısımları kapatılarak 5+3+3 sistemi ortadan kaldırılıp 4+4+4 sistemi ile belli bir mütedeyyin kesimin hassasiyetine darbe vuruluyordu.
Kuran kurslarına kilit vuruluyor, üniversite sınavlarına katsayı problemi getiriliyor, ordu ve emniyet gibi kurumlarda görev yapan personellerin başları kapalı eşleri ve annelerine blokaj ve yaptırımlar uygulanıyor ve iş yerlerinde en basit dini vecibelerin bile yapılması yasaklanıyordu.
Üniversitelerde yaşanılanlar ise, tam yürek parçalayan cinsten bir projeydi.
İktidar da DSP+ANAP ve MHP bulunuyordu. İki sağ ve muhafazakâr partinin tam ortasında ki sol ve Sekülerist parti olan DSP ve Başbakan Bülent Ecevit, sazı almış eline ve her türlü haksız, hukuksuz ve ahlaka muğayir uygulamalarını Atatürkçülük, Laiklik ve çağdaşlık paketi içerisine koymuş ve sözüm ona meşruiyet Kazandırarak devlet, hak, hukuk ve özgürlük terörizmi estiriyordu.
İşte tam böyle bir ortam da 1999 Gölcük depremi meydana gelmiş ve devlet orada ve o depremin altında kalmıştı. Her bağlam da sınıfta kalan iktidar ve istibdat yönetimi önemli ve geniş bir alan bırakıyordu dini yapılar, cemaatler, tarikatlar, İslami dayanışma gibi STK’lara…
Elbette hayat boşluk kabul etmiyordu. Ancak, belli bir plan ve proje devreye sokulmuş ve bilinçli bir pratiğin ve elbette bilinçli şekilde yaratılmış o boşluğun aynı plan ve bilinç ile doldurmaya gebe olduğu, izahtan varestedir.
Mustafa Kemal Atatürk’e ve bıraktığı Anayasal düzen ve kurumlara, Hilafet ve Saltanatın ilgasına ve yapılan devrimlere, ilke ve inkılaplara küfredilmesi için her türlü ortam en muntazam hale ve kıvama getirilmişti üstelik Atatükçü olduğu iddia edilen kişi ve partiler eliyle!
Muhafazakâr kesimin sözde hocaları, imamları, kurum ve kuruluşlarının başında bulunan yerli Lawrence’ler pusuya yatmış ve kendilerine verilmiş rol ve asisti almak ve hemen görev başı yaparak günün her saati Mustafa Kemal Atatürk ve ilkeleri için hakaret ve küfür etmenin bir iman ve İslam’ın gereği, Müslümanın vecibesidir kabilinden vaazlar verdikleri bir dönemdir.
İşte bu dönemde Malatya’da benzeri yapıların en tepesinde ve en aktif olanların başında bulunan birkaç yapı ve bunların hocası ve lideri konumunda bulunanların önünde ciddi bir toplum el pençe divan duruyordu. Bu kesim kendisine Tevhid ehli ve diğerlerini ise din düşmanı, müşrik, kâfir gibi ötekileştirici kavramlarla kategorize ediyordu.
Bu yapıların en önünde bulunan yapı ve hocası, lideri konumunda ki kişinin edebiyata vukufiyetiyle birlikte, hitap ettiği toplumun sosyolojisine dair aldığı, kendisine verilen eğitimin ne denli yerli yerinde olduğu, bugün yine malumun ilanı gibidir. Zamanı ve koşulları son derece verimli kullanan bu yapı ve lideri, geldiğimiz süreç sonu itibarıyla tüm Malatya’nın üzerine çökmüş; ailesi, yedi sülalesi ve sözde cemaatinin her bir ferdine materyalist bir cennet yaşatıyor!
Ama öncesinde!
Az evvel de bahsettiğim gibi üniversitelerde uygulanan baskılar, zulümler ve yasaklar ciddi travmalar yaratmış ve toplum ile Atatürk, toplum ile Laiklik, toplum ile ilkeler ve inkılaplar ve elbette toplum ile CHP arasında ki makas farkı, sanılanların kat be kat üzerine çıkmıştır.
Ve bugün itibarıyla kullanıla kullanıla bitirilemeyen ve son derece verimli olan ‘’ CHP zihniyeti ‘’ mottosu da işte o tarihlerde Bülent Ecevit, Vural Savaş, Nuh Mete Yüksel, Nur Serter, Kemal Alemdaroğlu, Kemal Gürüz, Seyfi Oktay, Mehmet Moğoltay, İsmail Hakkı Karadayı, Güven Erkaya, Çevik Bir, Teoman Koman ve elbette Necmettin Erbakan, Şevki Yılmaz, Hasan Mezarcı, Şükrü Karatepe gibi aktörler eliyle hayata geçirilmiştir.
EL ELE MİTİNGİ!
Türkiye, istim üstündedir ve toplumun sosyo-psikolojik istiap haddi tamamen dolmuştur. Plan ve proje usta ellerden çıkmış ve her bir parçası muhteşem şekilde birbirine entegre edilmiştir. Ve yine dini cemaatler, vakıflar, İslam’i dayanışma maksatlı sivil toplum kuruluşlarının başında ki Lawrence’lerin doldur boşalt ameliyeleri muhteşem ve olgun meyvelerden hasat rekolteleri rekorlar kırıyorlardı.
Nasılsa iktidar da Laik, Atatürkçü, CHP’li bir kişi ve zihniyet! Bulunuyordu!
Vurun abalıya zira tam zamanı!
Dedim ya her bir boşluk muhteşem ve senkronize şekilde dolduruluyordu!
Derken Malatya’nın 40 yıllık dini camiası da bu EL ELE eyleminin baş organizatörü konumundadır.
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Malatya’da da EL ELE zinciri, miting ve tel’in eylemi organize edilmiş ve malum yapı sazı eline almıştır. Koca şehri sokağa dökmüş, hazır ve kıvamına getirdikleri toplum ve sosyolojik yapıyı istediklerini gibi kullanıyorlardı. Üstelik din! Hiç olmadığı kadar para ediyordu!
Gerek o günün ve gerekse bugünün ne dindarları Müslüman ne Atatürkçüleri gerçek Atatürkçüydü! Ortaklaşa yiyorlar her şeyimizi…
ERENKÖY CEMAATİ!
Gelinen yağma, talan, hırsızlık, yolsuzluk, ahlaksızlık, hukuksuzluk ve daha bir sürü yüz kızartıcı durum sebebiyle ‘’ bu kadarına pes ‘’ mealine cılızda olsa bir ses yükseldi Erenköy Cemaatinden. Bir çürümeye; sosyolojik, teolojik, ekonomik, hukuki ve ahlaki çürümeye ciddi bir tepki ve tespit yapılmıştı Erenköy cemaati tarafından. Cılız ve eksik bile olsa anlamlı ve takdire şayan bir itirazdı mevcut koşullar içerisinde.
İşte bu isyan ve itirazdır bana bu yazıyı yazdıran. Zira az evvel de detayını verdiğim Şubat dönemi Malatya’da ki mevcut yapı ve onun salya sümük önderi bağıra bağıra Allah, Şeriat, hukuk, adalet, zalim ve zulüm kavramları üzerinden dini terör estiriyordu tüm şehrin üzerinde.
O süreçte içlerinde bulunuyordum. Yakinen takip ediyor ve bu salya sümüğe büyük saygı duyuyor, gıpta ediyor ve onun gibi bir Müslüman’ olmak adına kendimle yeminli akitler yapıyordum. Herkes gibi bende henüz Kuran ile tanışmamış ve dolayısıyla doldur-boşalt ameliyesinin en müsait cahillerinden biriydim.
Sürü, artık her türlü kullanım ve her alana sürülmeye hazırdı.
Sürüldüler sokaklara sürüyü ‘’ Din elden gidiyor, CHP zihniyeti dinimize, kuran, kurs, Başörtüsü, İmam Hatip ve Şeriat düşmanlığı yapıyor’’ çığırtkanlıklarıyla.
Ve sonra o cahil halk ile devleti, polisi, jandarmayı, TEM ve istihbaratı ve en nihayetinde yargıyı karşı karşıya getirerek nice evlerin, yuvaların, gençlerin hayatlarını kararttılar.
Kendileri mi?
Ton ton altınlar, Euro, Dolar ve trilyonları miras diye bıraktılar.
Geldiğimiz süreçte ise ekmek bile bulamayan bu cahil ve varoş çocukları Müdür, Genel Müdür, Daire başkanı, belediye başkanı olmakla birlikte makam odaları, makam arabaları, bol sıfırlı banka hesapları ve dolayısıyla güç sarhoşluğunun verdiği hız ile UYUŞTURUCU, SEKS, SERVET VE SAPKINLIĞIN İÇERİSİNDE DEBELENİP DURUYORLAR.
SERVET, ŞEHVET, ŞÖHRET, BOL SIFIRLI HESAPLAR VE DAHA BİR SÜRÜ UYUŞTURUCUNUN ETKİSİNDE OLAN MALUM KİŞİ VE CEMAATİ; NE KADAR VE NE DENLİ BÜYÜK BİR ÇİRKEFLİK İÇERİSİNE SAPLANDIKLARINI FARK EDEMEYECEK BİR UYUŞTURUCU VE SARHOŞLUK İÇERİSİNDELER.
İŞTE BU SEBEPLE İSLAM VE MÜSLÜMAN OLMAK BİR KENARA, ERENKÖY İLE ARALARINDA EN AZ CIIIZZZTT ERENKÖÖÖYYY KADAR FARK VAR…
ÇOK ACI VE UTANÇ VERİCİ ŞEKİLDE ANLADIK Kİ MESELE DİN DEĞİL PARA, MAKAM, ŞEHVET, ŞÖHRET VE UYUŞTURUCU AYİNLERİYMİŞ VE GÖZÜNÜZ AYDIN, TANRI VE DİN ÖLDÜ!
NOT: PAZARTESİ GÜNÜ GÖLPAZARI CEZAEVİNE DAİR BİLDİKLERİMİ VE GÖNDERİLEN BİLGİLERİ YAZMAM VE YAYINLAMAM İÇİN YAPILAN BASKI VE RİCALAR DOLAYISIYLA PAZARTESİ GÜNÜ GÖLPAZARINA MÜŞTERİ OLUN DOSTLAR!
VELİ AĞBABA ”YENİ PARTİ’YE” DE ÇÖKMÜŞ!
1
MEŞALECİ MEŞALECİYE DEMİŞ CIRT GÖZÜNE!
2
SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI SAYIN MAHMUT ARIKAN ” BU ÜLKE SAHİPSİZ DEĞİL ”
3
AKP’NİN EN BAŞARILI VE İSTİKRARLI OLDUĞU TEK ALAN! ZAM ZAM VE ZAM HEM BENZİM VE HEM DE MOTORİNE YİNE ZAM
4
CHP’DE SULAR DURULMUYOR. ESKİ DELEGELERDEN CHP KURULTAY’INA BİR KEZ DAHA İPTAL DAVASI!
5
SİYASAL DİNCİLİĞİN EGEMENLİĞİ ALTINDA Kİ ÜLKENİN SAĞLIK MÜDÜRÜNE VARINCAYA KADAR HIRSIZ!
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.